İçeriğe geç

Kalbine Sessizliği Öğret

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Kalbine Sessizliği Öğret

Bölüm 2

İletilecek Selamlar ve Gelincikler

Bu bölüm kısa ama diğer bölümler daha uzun olacak.

Buyurun bölüme.

---

2024 - İstanbul

Lalin İzlem Kuşku'dan...

Aklıma gelen kâbusumu boşverdim ve direksiyonu daha sert tuttum. Annemin ölümü. Beni bitiriyordu. Zaten masum olmayan kötülüklerle dolu olan kalbimi daha da karartıyordu adeta. Bugün annemle beraber çocukluğumu da öldüren kişiyi bulmak için ilk adımını atıyordum.

Siyah Range Rover'ımı kilitledikten sonra İstanbul Adliye binasına yürümeye başladım. Şu anki gururumu savcı olmamla alakası yok. Nereden mi anladım? Çünkü az önce siyah stiletto topuklu ayakkabılarımın sesiyle gurur duyarak çenemi dikleştirdim. Şu an garip görünmeyeceğimi bilsem kahkahayı basardım. Ama sadece dudaklarımın kenarını kıvırmakla yetindim.

Üstümdeki elbise, omuzlarda ip askılı, siyah renkli bir elbiseydi. Üst kısmı düz ve dar olup, bel bölgesinde hafif büzgüler vardı. Etek kısmı ise A kesim şeklinde genişleyerek diz altına kadar uzanıyordu. Kumaşı parlak bir elbise seçmiştim.

Elbisem kadar başarım da parlaktı. İlk iş günüm olmasına rağmen herkes dönüp bana bakıyordu. Bana bakmalarının iki sebebi olabilir. Birincisi atanmak için girdiğim sınavda tam puan almam. İkincisi ise birbirinden farklı renk gözlerim ve bir güneş panelini aratmayan parlak sarı saçlarım.

Bence birincisini seçmeliler. O benim başarımdı. İkincisi tanrının başarısı. Gözlerimi seviyorum çünkü annem gözlerimi çok severdi. Her neyse. Kendime ikide bir kötü anıları hatırlatıp acı çektirmenin mânâsı yok. Elimdeki cübbeyle bakıştık ve 2. kattaki odamın kapısının yanındaki Savcı Lalin İzlem Kuşku yazısına baktım. Elimi kapının kulpuna attım ve içeriye girdim. Geniş bir odaydı bir masa iki misafir sandalyesi bir de dolap vardı odada.

Hemen saatime baktım. Hemen hemen 10 dakika sonraki duruşmaya yetişmem lazımdı. Dün gece uyumadan önce bugünkü duruşma saatlerini ezberlemiştim. İlgi çekmek için. Hemen çantamı masama fırlattım ve odamdan çıktım.

3. kattaki 7 numaralı mahkeme salonuna girdim ve izleyici koltuklarından birine yerleştim. Ama aklıma gelen şeyle bir küfür savurdum. Birkaç kişi bana dönünce ayağa kalkmak için hamle yaptım ancak içeri hakim ve savcı girdi ardından avukatlar tanıklar davalı ve kelepçeli davacı... Eğlenceli bir mahkeme olacaktı ama kalem ve kağıt getirseydim. Not almayacaksam bu davayı izlememin bana hiçbir katkısı yoktu.

Ben bunları düşünürken yerime oturmuştum ve kucağımda hissettiğim baskıyla kucağıma baktım yanımda oturan çocuk bacaklarımın üzerine bir mavi kalem ve bir defter bırakmıştı. Teşekkür edercesine çocuğa baktıktan sonra önüme döndüm. Uzun bir duruşma olacakcı. Sanırım...

☆☆☆

Fazla uzun sürmüştü 1 saat 17 dakika. İzleyici koltuklarından kalkarken yazılar yazdığım sayfaları kopardım ve defteri çocuğa uzattım. Çocuk "Sende kalabilir." Dedi ama ihtiyacım yoktu. "Hayır teşekkür ederim." Dedim defteri tekrar ona doğru uzatırken. Gözlerini devirdi ve defteri alarak mahkeme salonundan çıktı. Ben de elimdeki not kağıtlarını alarak odama geçtim.

Çantamı alarak yemek yemek için dışarı çıktım. Arabama doğru yürürken yarınki planlarımı hatırlamaya çalışıyordum. Benden daha üst seviyelerdeki kişilerin ilgisini çekmeliydim ki annemin davasında bana yardımcı olsunlar. İlgi görme çabamın sebebi buydu. Yoksa 'ilgisu' falan değildim. Yakınlardaki bir restoranta giderken Ecrin'e mesaj attım.

Siz:

Ecrin ben gelene kadar o odanı topla.

Eve geldiğimde o oda dağınıksa ağzınla toplatırım.

Güzeller güzelim:

Bana kıyamayacağını ikimiz de biliyoruz.

Siz:

Öyle bir kıyarım ki. Nefesin kesilir Ecrin.

Yemek yiyorum gelecek misin?

Güzeller güzelim:

Çalışıyorum. Akşam yeriz beraber.

Öptüm.

Telefonumu kapattım ve önümdeki lahmacuna gömüldüm. Ayranımı çalkaladıktan sonra açtım ve bir yudum aldım. Yemeğimi tamamladım ve hesabı ödemek için ayağa kalktım. Temasız kartla ödeme yaptıktan sonra eve geçmeye kara verdim. Keşke çıkarken başsavcıya haber verseydim diye düşündüm.

Boşverdim. Bu seferlik böyle olsun bir zahmet. Eve geçmeye karar verdim. Kırca'ya yani abime mesaj attım.

Siz:

Abi eve geçiyorum.

Öküz:

Tamam güzelim geç sen ben de geliyorum.

Siz:

Abimmm sana bir şey soracağım.

Öküz:

Buyur?

Siz:

Bugün benim ilk iş günüm yaaaa

Öküz:

Eeee?

Siz:

Ne demek eeee ya

Bana hediye almayacak mısın?

Öküz:

Almadığımı kim söyledi?

Siz:

Benim abim işte biliyordum aldığını.

Öküz:

Aynen aynen ondan.

Siz:

Öpüyorum canım abim.

Son mesajı da attıktan sonra arabama bindim. Hızla eve geldim. Abimin ne hediye aldığını düşünerek evimin kapısını açtım. Ben, Kırca ve Ecrin aynı evde yaşıyorduk babamın ölümünden sonra babamın anılarından ve eski evimizden uzaklaşmanın bize iyi geleceğini düşündük. Eve ve anılara dokunmadık. Ben bazen Ecrin hemen hemen her gün abim ise hiç gitmiyordu o eve.

Annemin ölümünden sonra babam bizi okutmuştu. Ben ve Ecrin babamı gururlandıracak işlere sahip olmuştuk. Ben savcı Ecrin ise doktor adayıydı. Ecrin şu an stajyerlik yapıyordu. Abimin işi ise biraz karışıktı.

Beni düşüncelerimden sıyıracak bir kapı çaldı. Duşa girmek üzere olduğum için üstümdeki ki bornozu düzelterek kapıyı açtım. Görünürde kimse yoktu. Yerde bir çiçek buketi. Gelincik buketi. Üstünde bir not. Annene selamlarımı ilet Lâl.

☆☆☆

Çok heyecanlandım be.

Favoriniz kim?

Benim Kırca.

Bölüm hoşunuza gitti mi?

Destekleriniz benden esirgemeyin lütfen.

Oy vermeyi unutmayın bebeklerim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.