Bip… Bip… Bip…
Monitördeki ritim yeniden yükselmişti.
Leon, Ela’nın elini daha sıkı tuttu.
“Ela, bana bak.”
Ela güçlükle gözlerini açtı.
“Leon…”
“Derin nefes al.”
“Yapamıyorum…”
Leon hemşireye döndü.
“Merve, EKG’yi bağlayın.”
“Tamam hocam.”
“Kan basıncı?”
“95’e 60.”
“İlaç hazır olsun.”
Odadaki herkes telaşla hareket ederken Leon’un sesi yine sakindi.
“Acele etmeyin.”
“Panik yapmayın.”
“Ela beni duyuyor.”
Ela gerçekten de sadece Leon’un sesine odaklanmıştı.
Gözlerini ondan ayırmıyordu.
Birkaç dakika sonra ritim yeniden normale döndü.
Leon derin bir nefes verdi.
“Tamam…”
“Geçti.”
Ela yorgun bir şekilde gözlerini kapattı.
“Yine seni korkuttum.”
Leon başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Beni sadece…”
Kısa bir an sustu.
“…Üzdün.”
Ela bu cümleyi duyunca gözleri doldu.
Aynı dakikalarda…
Hastanenin giriş katında iki siyah takım elbiseli adam güvenlikle tartışıyordu.
“Bu hastanede yatan bir yakınımız var.”
Güvenlik görevlisi sakinliğini korudu.
“İsmini söyler misiniz?”
Adam cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta üniversite yıllarındaki Ela vardı.
“Gördünüz mü bu kadını?”
Güvenlik başını salladı.
“Hastalar hakkında bilgi veremiyoruz.”
Adam sinirlenmeye başladı.
“Biz onu bulacağız.”
Tam o sırada hastane müdürü geldi.
“Bir sorun mu var?”
Takım elbiseli adam gülümsedi.
“Hayır.”
“Sadece eski bir arkadaşımızı arıyoruz.”
Müdür, güvenliğe onları dışarı çıkarmasını söyledi.
Adamlar ayrılırken içlerinden biri fısıldadı.
“Bekleriz.”
“Nasıl olsa çıkacak.”
Yarım saat sonra…
Merve telaşla Leon’un odasına girdi.
“Hocam.”
Leon dosyalara bakıyordu.
“Ne oldu?”
“Güvenlikten aradılar.”
Leon başını kaldırdı.
“İki kişi sürekli Ela Hanım’ı soruyormuş.”
Leon’un yüzündeki ifade değişti.
“Kim olduklarını söylemişler mi?”
“Hayır.”
“Yakını olduklarını iddia etmişler.”
Leon hemen ayağa kalktı.
“Güvenlik kameralarını açın.”
Birkaç dakika sonra…
Leon ekranın karşısındaydı.
Kameradaki iki adamı dikkatlice izledi.
Takım elbiseliydiler.
Biri kırk yaşlarında, sert bakışlıydı.
Diğeri daha gençti.
Leon görüntüyü durdurdu.
“Bu adamları daha önce gördünüz mü?”
Güvenlik görevlisi başını salladı.
“Hayır hocam.”
Leon düşüncelere daldı.
İçinde kötü bir his vardı.
Akşam…
Ela odasında kitap okumaya çalışıyordu.
Kapı açıldı.
Leon içeri girdi.
Yüzü her zamankinden daha ciddiydi.
Ela hemen fark etti.
“Ne oldu?”
“Bir şey soracağım.”
“Sor.”
“Seni arayan biri var mı?”
Ela düşündü.
“Hayır.”
“Ailen dışında?”
“Yok.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Leon birkaç saniye sustu.
Sonra olanları anlattı.
Ela’nın yüzü bir anda bembeyaz kesildi.
“Neler oluyor?”
diye fısıldadı.
“Ela.”
Leon yavaşça yatağın yanına oturdu.
“Bu adamları tanıyor musun?”
Ela uzun süre cevap veremedi.
Titreyen ellerini birbirine kenetledi.
Sonra neredeyse duyulmayacak bir sesle konuştu.
“…Sanırım…”
Leon dikkatle ona baktı.
“…Babamın eski alacaklıları olabilir.”
Leon kaşlarını çattı.
“Alacaklılar mı?”
Ela gözlerini yere indirdi.
“Babam iflas ettiğinde…”
“…Çok büyük borçlar kalmıştı.”
“Evimizi kaybetmemizin nedeni de buydu.”
“Ama sekiz yıl geçti.”
“Beni neden şimdi arasınlar ki?”
Leon’un içindeki huzursuzluk daha da büyüdü.
Tam o sırada Merve kapıyı çalmadan içeri girdi.
“Hocam!”
“Neler oluyor?”
“Güvenlik aradı.”
“Az önce aynı iki adam tekrar gelmiş.”
Leon ayağa fırladı.
“Neredeler?”
“Biri hastanenin arka bahçesine geçmiş.”
“Diğeri ise…”
Merve’nin sesi titredi.
“…Ela Hanım’ın odasının bulunduğu kata çıkmaya çalışmış.”
Oda buz kesildi.
Leon hiç düşünmeden Ela’nın önüne geçti.
Kapıya doğru döndü.
Ses tonu bu kez soğuk ve kesindi.
“Bu odanın önüne iki güvenlik görevlisi koyun.”
“Bu kattan kimse izinsiz geçmeyecek.”
Merve başını sallayıp koşarak çıktı.
Ela ise şaşkınlık içinde Leon’a bakıyordu.
“Leon…”
Leon gözlerini kapıdan ayırmadan cevap verdi.
“Korkma.”
“Ben buradayım.”
Ama koridorun sonunda…
Siyah takım elbiseli adamlardan biri, güvenlik kameralarının görmediği kör noktada duruyor ve telefonla konuşuyordu.
“Doktordan ayrılmıyor.”
“Biraz daha bekleyelim.”
“Nasıl olsa yalnız kalacak.”
Leon henüz bilmiyordu…
Ama bu olay, sadece Ela’nın değil, kendi hayatının da tehlikeye girmesine neden olacaktı.