Sabahın ilk ışıkları hastanenin camlarından içeri süzülüyordu.
Leon, odasının ışıklarını bile açmamıştı.
Bilgisayar ekranında tek bir dosya açıktı.
ELA YILMAZ
Genetik test sonuçları birkaç dakika önce sisteme yüklenmişti.
Elini fareye uzattı.
Bir an durdu.
Yıllardır sayısız test sonucu açmıştı.
Kimi zaman iyi haber vermişti.
Kimi zaman hayatların değiştiğine şahit olmuştu.
Ama ilk kez…
Bir dosyayı açmaktan korkuyordu.
Derin bir nefes aldı.
Sonuçları açtı.
Sayfalar hızla aşağı kaydı.
Genetik mutasyon…
Kalp kası kalınlaşması…
Ritim bozukluğu riski…
Leon satırları tek tek okudu.
Sonunda dosyayı kapattı.
Gözlerini birkaç saniye kapadı.
İçinden sessizce tek bir cümle geçti.
“Şükür…”
Kesin tanı konmuştu.
Evet…
Hastalık ciddiydi.
Ama tedavi edilemeyecek durumda değildi.
Doğru zamanda müdahale edilirse Ela normal bir hayat yaşayabilirdi.
Yine de onu bekleyen zor bir süreç vardı.
İlaçlar…
Kontroller…
Belki ileride ameliyat…
Belki de kalbe yerleştirilecek küçük bir cihaz…
Ama en azından…
Geç kalınmamıştı.
Kapı çalındı.
“Asistan içeri girdi.”
“Hocam.”
Leon bilgisayarı kapattı.
“Evet?”
“Sonuçlar geldi mi?”
“Evet.”
Asistan yüzündeki ifadeyi görünce yutkundu.
“Kötü mü?”
Leon başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“İyi mi?”
“Tam olarak değil.”
“Anlatır mısınız?”
Leon ayağa kalktı.
“Bu hastalık uzun süre takip gerektiriyor.”
“Hayati risk?”
“Kontrol edilmezse var.”
“Ama…”
“Asıl önemli olan erken yakalamış olmamız.”
Asistan rahat bir nefes verdi.
“Yani yaşayacak.”
Leon kararlı bir şekilde cevap verdi.
“Evet.”
“Asla pes etmeyeceğiz.”
Aynı saatlerde…
Ela odasında kahvaltısını yapmaya çalışıyordu.
Ama iştahı yoktu.
Çatalını eline alıyor…
Sonra tekrar bırakıyordu.
Kapı açıldı.
İçeri annesi girdi.
“Nasılsın kızım?”
Ela gülümsemeye çalıştı.
“İyiyim.”
Annesi kızının saçlarını okşadı.
“Yalan söylemeyi hiç öğrenemedin.”
Ela’nın gözleri doldu.
“Anne…”
“Korkuyorum.”
Annesi onu sessizce kucağına aldı.
“Neden?”
“Ya doktor kötü bir şey söylerse?”
“Ya gerçekten kalbimde ciddi bir sorun varsa?”
Annesi gözyaşlarını saklamaya çalışıyordu.
“Ne olursa olsun birlikte atlatacağız.”
Ela başını annesinin omzuna yasladı.
Tam o sırada kapı yeniden çalındı.
Leon içeri girdi.
Yanında genç bir kadın kardiyoloji uzmanı da vardı.
Leon önce Ela’nın annesine baktı.
“Merhaba.”
Kadın ayağa kalktı.
“Doktor Bey…”
Leon nazikçe gülümsedi.
“Kızınızın sonuçlarını birlikte konuşacağız.”
Ela’nın annesi başını salladı.
“Ben dışarıda bekleyeyim.”
“Hayır.”
Leon onu durdurdu.
“İsterseniz siz de kalabilirsiniz.”
Kadın yeniden yerine oturdu.
Ela’nın kalbi hızlanmıştı.
Leon yatağın yanındaki sandalyeye oturdu.
Dosyayı açtı.
Sonra dosyayı kapatıp doğrudan Ela’ya baktı.
“Bana güveniyor musun?”
Ela hiç düşünmeden cevap verdi.
“Evet.”
Leon başını hafifçe eğdi.
“O zaman seni korkutacak kelimeler kullanmayacağım.”
Ela sessizce dinliyordu.
“Kalbinde doğuştan gelen bir rahatsızlık tespit ettik.”
Ela’nın nefesi yavaşladı.
“Bu…”
“…Senin suçun değil.”
“Yanlış yaptığın bir şey yüzünden olmadı.”
“Ve en önemlisi…”
Leon gözlerinin içine baktı.
“Bu hastalıkla yaşayabilirsin.”
Ela’nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
“Ama…”
Leon dosyayı yeniden açtı.
“Bundan sonra bazı kurallarımız olacak.”
“Düzenli kontroller.”
“İlaçlar.”
“Yoğun stresten uzak durman.”
“Ağır efor yapmaman.”
Ela başını salladı.
“Hepsi bu mu?”
Leon birkaç saniye sustu.
“Şimdilik.”
Ela hemen bu kelimeyi yakaladı.
“Şimdilik?”
“Eğer ritim bozuklukların artarsa farklı tedaviler uygulayabiliriz.”
“Ameliyat?”
“Gerekirse.”
“Olma ihtimali?”
“Şu an bunu konuşmak için erken.”
Ela istemsizce güldü.
Leon şaşkınlıkla baktı.
“Neye güldün?”
“Hâlâ aynı cümleyi kuruyorsun.”
Leon da ilk kez belli belirsiz gülümsedi.
Annesi bunu görünce şaşırdı.
Odaya girdiğinden beri ilk kez Leon’un yüzünde gerçek bir tebessüm vardı.
Kısa sürdü.
Ama vardı.
Leon ayağa kalktı.
“Bugün seni taburcu etmeyeceğiz.”
Ela başını salladı.
“Bunu tahmin etmiştim.”
“Odamın karşısındaki gözlem odasına alacağız.”
“Neden?”
“Çünkü seni yakından takip etmek istiyorum.”
Leon cümleyi söyledikten sonra duraksadı.
Aslında söylemek istediği…
“Seni gözümün önünden ayırmak istemiyorum.”
Ama bunu söyleyemezdi.
Henüz söyleyemezdi.
Tam odadan çıkacakken Ela sessizce seslendi.
“Leon.”
Leon arkasını döndü.
“Evet?”
“Bir şey sorabilir miyim?”
“Sor.”
“Üniversitede…”
“Eğer ben gitmeseydim…”
“…Hayatımız farklı olur muydu?”
Leon uzun süre cevap vermedi.
Bakışları Ela’nın gözlerinde kaldı.
Sonunda yavaşça konuştu.
“Bunu bilmiyorum.”
Kısa bir duraksamanın ardından devam etti.
“Ama şunu biliyorum.”
“Nedir?”
“Seni bir daha kaybetmek istemiyorum.”
Ela’nın nefesi kesildi.
Leon da söylediği cümlenin ağırlığını fark etmişti.
İkisi de birbirine bakarken…
İlk kez ne doktor vardı aralarında…
Ne de hasta.
Sadece…
Sekiz yıl boyunca yanlış zamanda birbirini kaybetmiş iki insan vardı.