Siperin Ardındaki Aşk
Bölüm 5: Sessiz Mektup
Aradan üç gün geçmişti.
Sınır hattındaki hareketlilik artmış, kampta herkes yaklaşan büyük operasyonun hazırlıklarıyla meşgul olmuştu. Askerler mühimmatlarını kontrol ediyor, araçlar tek tek hazırlanıyor, sahra hastanesinde ise Defne ve ekibi olası yaralılar için gece gündüz çalışıyordu.
Defne, ilaç dolabını düzenlerken Astsubay Cem içeri girdi.
"Doktor Hanım, Yüzbaşı Demir sizi çağırıyor."
Defne şaşkınlıkla başını kaldırdı.
"Beni mi?"
"Evet."
Defne dışarı çıktığında Mert'i komuta çadırının önünde beklerken buldu.
Her zamanki gibi ciddi görünüyordu.
"Bir şey mi oldu?" diye sordu Defne.
Mert cebinden küçük, kahverengi bir zarf çıkardı.
"Yarın sabah operasyona çıkıyoruz."
Defne'nin yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Riskli mi?"
Mert birkaç saniye sustu.
"Her operasyon risklidir."
Zarfı Defne'ye uzattı.
"Eğer dönemeyecek olursam..."
Defne hemen sözünü kesti.
"Böyle konuşmayın."
Mert gözlerini ondan ayırmadı.
"Bu, askerlerin alışık olduğu bir ihtimal."
Defne zarfı almak istemedi.
"Hayır. Bunu kabul etmiyorum."
Mert ilk kez yumuşak bir ses tonuyla konuştu.
"Lütfen."
Defne istemeyerek de olsa zarfı aldı.
Üzerinde sadece tek bir cümle yazıyordu.
'Sadece ben dönemezsem aç.'
O gece Defne uyuyamadı.
Zarfı defalarca eline aldı ama açmadı.
Sabah gün doğmadan kamp hareketlenmeye başladı.
Askerler araçlara binerken Defne de onları uğurlamak için dışarı çıktı.
Mert aracına binmeden önce ona yaklaştı.
"Ben gelene kadar hastaneyi sana emanet ediyorum."
Defne gülümsemeye çalıştı.
"Ben de size bir emir vereceğim."
Mert kaşını kaldırdı.
"Nedir?"
"Sağ salim döneceksiniz."
Mert hafifçe gülümsedi.
"Emredersiniz, doktor."
İlk kez birbirlerine samimi bir şekilde baktılar.
Konuşacak çok şey vardı.
Ama hiçbirini söyleyemediler.
Askerî araçlar yavaşça kamptan ayrıldı.
Defne, araçlar gözden kaybolana kadar yerinden kıpırdamadı.
Öğleden sonra telsizler sessizleşti.
Saatler geçiyordu.
Hiçbir haber yoktu.
Akşamüstüne doğru kampın sireni yeniden çalmaya başladı.
Kapıda bir ambulans belirdi.
Ardından ikinci...
Sonra üçüncü...
Defne'nin kalbi hızla atmaya başladı.
Sedyeler peş peşe indiriliyordu.
Ama Mert hiçbirinde yoktu.
Tam umutlanacakken bir asker nefes nefese yanına koştu.
"Doktor Hanım..."
Defne'nin sesi titredi.
"Evet?"
Asker başını öne eğdi.
"Yüzbaşı Demir'in timiyle bağlantı... yaklaşık bir saattir tamamen kesildi."
Defne'nin elindeki zarf yavaşça yere düştü.