Siperin Ardındaki Aşk
Bölüm 6: Kayıp Tim
Kampın üzerine çöken sessizlik, Defne'nin kalbindeki korkuyu daha da büyütüyordu.
Yüzbaşı Mert Demir'in timinden tam iki saattir haber alınamıyordu.
Komuta merkezinde haritalar masaya serilmiş, telsizler aralıksız çalışıyordu.
Defne ise elindeki kahverengi zarfı sıkıca tutuyordu.
Onu açmak istemiyordu.
Çünkü zarfı açmak, Mert'in geri dönmeyeceğini kabul etmek gibi geliyordu.
Astsubay Cem yanına yaklaştı.
"Doktor Hanım, biraz dinlenseniz iyi olur."
Defne başını salladı.
"Hayır. Ya yaralı gelirlerse?"
Tam o sırada telsizden cızırtılı bir ses duyuldu.
"...Merkez... beni duyuyor musunuz?..."
Komuta çadırındaki herkes olduğu yerde dondu.
Ses çok zayıftı.
Görevli asker hemen mikrofona uzandı.
"Sizi duyuyoruz! Kim konuşuyor?"
Birkaç saniyelik sessizliğin ardından cevap geldi.
"...Tim-7..."
Defne'nin kalbi hızla çarpmaya başladı.
Bu Mert'in timiydi.
"Konum bildirin!"
Telsiz yeniden cızırdadı.
"...Pusu... çok sayıda yaralı... yardım..."
Ve bağlantı kesildi.
Komutan hiç vakit kaybetmedi.
"Hemen kurtarma timi hazırlansın!"
Defne öne çıktı.
"Ben de geliyorum."
Komutan sert bir ifadeyle başını salladı.
"Hayır."
"Orada yaralılar var."
"Burası da sahra hastanesi. Sana burada ihtiyacımız var."
Defne itiraz etmek istedi ama haklı olduğunu biliyordu.
Dakikalar sonra kurtarma araçları hızla kamptan ayrıldı.
Defne onların arkasından uzun süre baktı.
Saatler geçmek bilmedi.
Akşam hava tamamen karardığında uzaktan helikopter sesleri duyuldu.
Birbiri ardına üç helikopter piste indi.
Kapılar açılır açılmaz sağlık ekipleri koşmaya başladı.
Yaralı askerler sedyelerle taşınıyordu.
Defne ilk sedyeye yöneldi.
Sonra ikinciye...
Üçüncüye...
Ama Mert yoktu.
Nefesi kesildi.
Tam o sırada Astsubay Cem omzuna dokundu.
"Bir yaralı daha var."
Defne hızla son sedyeye koştu.
Sedyedeki asker ağır yaralıydı.
Yüzü çamur içindeydi.
Defne dikkatlice yüzünü temizledi.
Bu Mert değildi.
Yaralı asker gözlerini güçlükle açtı.
"D... doktor..."
"Evet, seni dinliyorum."
Yaralı asker titreyen sesiyle konuştu.
"Komutan... bizi kurtardı..."
"Yüzbaşı Demir nerede?"
Asker gözlerini kapatırken fısıldadı.
"En son... bizi korumak için geride kaldı..."
Defne'nin dizlerinin bağı çözüldü.
İçindeki umut sönmeye başlıyordu.
Tam o sırada komuta merkezinden yeni bir haber geldi.
Operasyon bölgesinde, Mert'e ait olduğu düşünülen bir askerî künyeye ulaşılmıştı.
Ama...
Yüzbaşının kendisinden hâlâ hiçbir iz yoktu.
Defne, cebindeki mektuba dokundu.
Bu kez ilk kez aklından aynı soru geçti:
"Acaba onu açmanın zamanı mı geldi?"