Yürümeye devam ediyorduk fakat bunun bir sonu yoktu. Tam aynı yolun tekrarlanacağı anı kesitinde elini yukarı kaldırarak bir şeyler mırıldandı. Elini takip ederek tam karşısına baktığımda küçük bir delik oluşturduğunu fark ettim.
Cevaplamayacağını bildiğim halde "Bu da ne?" diye sordum. Beni şaşırtarak "Bu bir portal." dedi sanki çok basit bir şeymişçesine. "Bunu biliyorum. Diyorum ki bunu nasıl yaptın?" . Başını iki yana sallayarak " Bak bunu sana söylediğim için belki de öldürülürüm ama sus diye söylüyorum burada herkesin bir gücü var ve benimki de anılar arasında portal açmak ve bu portalları kapatmak anladın mı?" Başımı olumlu anlamda salladığımda "ve bunu birilerine anlatmaya kalkışırsan" dediğinde yine hızlıca başımı salladım. "Güzel başka soru yok!".
Tüm yol boyunca sustum ve etrafı inceledim. Son portaldan da geçtiğimde büyük kapıları olan bir sınıra vardık.
Önden ilerleyip büyük kapıların önünde bekleyen iki kişinin yanına gitti. Bir şeyler anlatıp geçmemiz için izin aldığında beni de yanına çağırıp beni adamlara gösterdi. Hemen sağda ki yaşlı adam bana dönerek "Özel gücün ne?" diye sordu. "Şey ben yani benim özel gücüm" diyerek beni buraya getiren adama döndüm. Bir anda "O bir zihin okuyucu" dedi. "Hatta şimdi bunu size kanıtlayacak değil mi?" diyerek o da bana göz ucuyla baktı. Ağır çekimdeymiş gibi ağır ağır başımı sallayarak "Evet tabi hatta şu yanımda gördüğünüz çocuğun zihninden şu an salamlı sandviç geçiyor." Diyerek ona yeniden döndüm. Bana beni öldürecekmiş gibi baktığında ne var dercesine kafamı salladım. "Ah evet ben çok obur biriyimdir salamlı sandviçe de bayılırım. Yani artık geçsek?" Adam bize şüpheyle yemediğini anlamamızı beklercesine baktıktan sonra "Bunu anlarlarsa onu öldürürler." dedi. Bu yeni öğrendiğim bir bilgiydi. Yanımda ki çocuk onu onayladığında yaşlı adam bana bir daha bakarak kapıları tek bir hamleyle açtı.
Karşımıza çıkan dar yolun sonu yok gibiydi. Hala ismini bilmediğim çocuk "Eğer seni avlamadığımı anlasalardı ölürdün." dediğinde kaskatı kesildim. Yeni bir bilgi daha eğer buraya özel güçleriniz olmadan girerseniz her türlü ölüyormuşsunuz.
Ağaçlar seyreldiğinde şehir gibi bir yer bizi karşıladı. Yanımda ki çocuk bir ipi bana doğru uzatarak "Ellerine sar." dedi. Dediklerini yapmazsam her türlü ölme ihtimalim olduğu için ipi ellerime sardım. Büyük bir alanın girişinde mavi uzun elbiseli kızlar vardı. Bu kızlardan biri bana gözlerini dikmiş bakıyordu. Hala ama hala adını bilmediğim çocuk beni çekiştirerek ara sokağa soktu. "Bu arada ismim ne demiştin?" diyerek ona döndüm. "Öyle bir şey demedim ." dedi. Oflayarak yürüdüğümde beni kenara çekti ve ağzımı kapattı. Yanımızdan geçen askerleri gördüğümde olduğum yere sindim. Askerler geçtiğinde beni bıraktı ve bir kapıdan geçti. Onu takip ederken kapının biraz uzağında küçük bir kız gördüm. Onun da bir özel gücü olabileceğini düşünerek hemen aralık kapıdan içeri girdim. Karşımda gördüğüm onca şey bu küçücük kapının ardında mıydı?
