Girdiğim kapının ardında bambaşka bir şehir varmış gibiydi. Alanda ki tüm boş binalar birleştirilerek büyük bir yatakhane, askılıklar ve yemek servisleri vardı. Tanıştığımızdan beri benim için adı yanımda ki çocuktan ibaret olan çocuk "Adım Darian" diyerek elini uzattı. "Benim ki de Nara." diyerek etrafı incelemeye başladım. Onunla el sıkışmadığım için hiç de bozulmuşa benzemiyordu ki umurumda da değildi. Yürümeye devam ederken "Beni kurtardın fakat senin bundan çıkarın ne?" diyerek tekrar ona döndüm. "Aslında benim bundan bir çıkarım yok. Senin gibilerini buraya getiriyoruz." dedi. Peki sen neden buradasın?" diyerek aklımda ki bir diğer soruyu dile getirdim. " Annem beyinde çalışan birisiyle evlenmiş ve ben doğuşum. Ben küçükken özel güçlerim yokmuş. O zamanlar da özel gücü olmayanlar öldürülüyormuş. Annem riskli bir büyüyle kendi özel gücünü bana aktarmış. Annemi yakalayıp öldürmüşler. Sonra da babamı. Yetimhanede büyüdüm bunu bana yetimhanenin müdürü anlattı." Diye hayatını özetledi. "Pekala" dedim. Dışarıdan duygusuz bir canavar gibi görünebilirdim ama benim de çok farklı bir hikayem yoktu ayrıca başkalarının hayatları beni ilgilendirmiyordu. "Sıra sende" dediğinde bana pek de acı vermeyen geçmişimi anlatmaya başladım. "Beş yaşındayken evimize iki asker gelip annemi ve babamı aldılar. Sonra yalnız kaldım ve evden atıldım. Beyinde on iki yıl çalıştım. İşim ve hayatım çok basitti. Kalk, hazırlan, anıları inşa et, yemek ye ve eve gidip uyu. Hayatım bundan ibaretti. Sonra bir kaza oldu, buraya gelmeme neden olan kaza. Neredeyse tüm anılar yıkıldı. Sonra kaçmaya çalışırken yanlış anıya yuvarlandım. Birkaç sokak lambası, bir kız ve yağmurlu bir hava ha bir de bank sonra anı inşa edildi ve orada sıkıştım. Beynin yıkımıyla anı silinmeye başlarken sen geldin işte bu kadar." kafasını sallayarak bana döndü. Biraz da şaşırmıştı sanki. "Sen beyinde mi çalışıyordun?" Onu onaylayarak "Ne oldu?" diye sordum. "Çünkü burası kalp ve beyin ile kalp arasında ince bir sınır vardır. Ve beyindekilerin buraya gelmesi için tek yol Beynin işlevini yitirmesidir. Anılarda ki küçük kız işte o kız tüm anılar ve beyinle kalp ona ait. Bu da demek oluyor ki o dış dünyada ve belki de bitkisel hayatta." Evet gayet mantıklıydı.
Diğerlerinin yanlarından geçerek ilerlerken çoğunun bana baktığını fark ettim. "Bana neden bakıyorlar?" dedim ve Darian'a döndüm. "Çünkü yenisin." diyerek bana kalacağım yeri gösterdi ve yemek saatlerini de söyleyerek yanımdan ayrıldı.
Bana gösterdiği yatağa oturup yanımdaki çekmeceyi karıştırdım. İçinde çok az şey vardı. Bir bileklik ve boş kağıtlar. Bilekliği alarak kolumda nasıl durduğuna bakarken hemen solumdan gelen ses beni ürküttü. "O bileklik aslında bizim özel güçlerimizin olmamasının anlaşılmaması için" başımı sallayarak "Peki nasıl?" diyerek tamamen ona döndüğümde o da izin alarak yanıma oturdu. "Özel güçleri olan herkes güçsüz olanları hisseder. Bu bileklik ise özel güçleri körelten bir taştan yapılıyor." dediğinde biraz şaşırdım ama anlattıkları ilgimi çekmişti. "Peki burada hiç küçük bir çocuk yok mu?" bu da merak ettiğim ve kapının kenarında gördüğüm kız yüzünden sorduğum bir soruydu. "Hayır, burada çocukların yaşaması yasak her doğan yeni bebek öldürülüyor." dedi. Bu bilgiyi zihnimin bir köşesine not ettim ve ona elimi uzatarak " İsmin neydi?" dedim. "Bana maya derler gerçek ismimi bilmiyorum." dediğinde onun adına üzülmüştüm. "Benim adım Nara" dediğimde parmaklarını yavaşça elime sardı ve nazikçe sıkarak "Bu ismi hiç duymamıştım. Güzel bir ismin var." diyerek yanımda yavaşça kalktı. Bana gülümsedikten sonra arkasına dönüp uzaklaştı.
Yatağın içine girip yaşadıklarımı düşündüm acaba Darian neden bundan bir çıkarı olmadığını söylemişti ki? Ya da benim burada olmam ne kadar doğruydu? Gözlerimi kapadım fakat bir türlü uyuyamamıştım. Birisi ışıklar kapanacak diye bağırdı ve birkaç dakika sonra gerçekten de ışıklar kapanmıştı. Gözüm karanlığa daha şimdiden alışmaya başlamıştı bile. Biraz daha düşünmem çoğu şeyi kavramamı sağladı. Bu gece buradan kaçacaktım yalnızca birkaç saat herkes uyuyana kadar beklemem gerekiyordu o kadar.
Birkaç saat sonra:
Yanıma bilekliği ve dolaptan bulduğum şekerlemeleri alıp yataktan yavaşça çıktım. Burada hiç kıyafetim olmadığı için üstümdekilerle yatmıştım. Sessizce nereden geldiğimi hatırlamaya çalıştım ve adımlarımı yatakhanenin kapısına doğru attım. Kapının gıcırdamaması için dualar ettikten sonra kapının kulpunu kavradım ve çevirdim. Sadece bir tık sesiyle kapı aralanmıştı. Gözlerimin yuvalarından fırlayacağını hissettim çünkü enseme biri üflüyordu. Kaçma planım buraya kadardı ha? Yavaşça arkama dönerken zihnimden geçen yalanlardan en mantıklısını seçtim. Karşılaştığım bir çift göz beni şaşırttı çünkü bu gözlerin sahibi yeni tanıştığım kızdı. Ağzımı açıp aklıma gelen tüm yalanları sıralayacaktım ki "Bende geliyorum" diyerek beni susturdu ve hareket etmediğim için beni hafifçe ittikten sonra elimi tutarak çekiştirdi. Hiç bir şey söyleyememiştim.

