İçeriğe geç

KALBİMDEKİ LEKE

Bölüm 16 · 5 dk okuma

KALBİMDEKİ LEKE

Bölüm 16

"EVLENİRİM"

~OKULDA~

Elisa okula gelmemişti. Sıkıcı 2 hafta geçirmiştim onsuz. Ne yanına gidebilmiştim ne de yanıma getirebilmiştim. Ben bunları düşünürken Elisa sınıfın kapısının oradaydı. Yanına giderken, Atlas benden önce yanına gidip:

- Ya güzelim sen tacize mi uğradın? Çok üzüldüm artık kimsenin sana dokunmasına bile izin vermiyorsundur.

Atlas'ın böyle dalga geçmesi Elisa'yı daha da üzmüştü. Dayanamayarak:

- Kapa çeneni Atlas!

- Sahi ya sen kaç kere Elisa'ya sarıldın? Kaç kere öptün? Tüh! Elisa sana sevgilinmiş gibi davranmıyordur şimdi.

Atlas'ı iyice dövdükten sonra bizi ayırmışlardı. Atlas, sırasına oturunca dedikleri aklıma gelmişti. Haklıydı; kaç kere Elisa'yla yemeğe çıkmıştım? Onunla birlikte vakit geçirdim? Elisa, yüzüme bile bakmazken yerime oturdum. Ne de olsa benimle konuşmayacaktı. Hatta en arka sıraya oturur tek başına. Haklı sebepleri vardı neticede ama şuan yanıma gelmesi biraz beklenmedikti. Yanıma oturduğunda bunu yapmayı kendine zorunlu kıldığını hissediyordum.

- Elisa bunu yapmak zorunda değilsin Atlas'ın dediklerini boşver.

- Bak sevgilim.. Atlas'ı dinlemiyorum ben. 2 haftadır seni görmeyince özledim.

- Elisa sen bana sevgilim demezsin. İstersen sen burada otur ben başka yere geçiyim.

Elimi tuttuğunda, elinin titrediğini görmek kalbimi sızlatıyordu.

- Tamam haklısın sana sevgilim demem ama Atlas'ın söyledikleri seni daha çok üzüyor. Yaşadıklarım her ne kadar benim için unutulamaz olsa da seni de üzemem. Taciz edildim ama o adamı kendi ellerimle bunu yapmaya sürükledim..

- Nasıl yani?

- Kaçmaya çalışmasaydım ve tokat atıp onu sinirlendirmeseydim bunu bana yapmayacaktı.

Alper ve Doruk yanımıza gelip Elisa'ya baktılar şaşkınlıkla.

- Kendini suçlama güzelim.

- Eğer tokat atmasaydım bana yaklaşıp dokunmayacaktı. Bana zorla temas etmeyecekti. O bana dokunurken kimse beni duymadı. Onu ne kadar itsemde olmadı. Bana temas ederken tek yaptığım şey sadece ağlamaktı. Bacaklarıma dokundu.. Zorla öptü.. Bana "bugün benim yaptıklarımı sevgilin de sana yapabilir. Ona bu kadar güvenme bu yüzden" dediğinde itelediğimde kafası duvara çarptı. O sinirle siz gelmeseniz bana...

- Sana söz veriyorum bir daha asla bunu yaşamayacaksın. Allah benim belamı versin.

- Ege, bana sarılır mısın?

Ona sarıldığımda kendimi tamamlanmış hissediyordum.

Alper:

- Yenge.. Beni affet o gün seni ben bırakmalıydım.

- Affedilecek birşey yok ortada. Herşey benim yüzümden oldu Alper. Kendini suçlu hissetme.

Doruk:

- Yengecim bu arada telefonun nerede?

- Onu kırdı ama ben yurttan başka birinin telefonuyla sizi ararım merak etmeyin.

- Bende bunu düşünerek sana yeni bir telefon aldım.

- Gerek yoktu ama teşekkür ederim.

- Sen iste benden önce Ege alır. Tabii Ege telefonu alamadı sen olmayınca o da yıkıldı. Bu arada telefonda hepimizin numarası var.

- Sağol Doruk.

- Ne demek sen iste.

Atlas denen yüzsüz buraya gelince ayağa kalkacaktım. Elisa izin verseydi tabi.

- Yine dayak mı istiyorsun sen?

- Elisa'ya birşey söyleyeceğim. Sana ne bundan.

- Söyleyemezsin izin vermiyorum.

- Elisa birşey diyeceğim. Hatta bak şurada diyeceğim. Korkma yemem seni. Yiyen yemiş zaten.

- Bak o ağzını kırdırtma.

- Sen benim ağzımı kırana kadar sevgilini taciz edip az kalsın birde tecavüz edecek adamın ağzını kırsana. O kadar kızın bacağına dokunmuş, zorla öpmüş, kıyafetlerini bile yırtmış daha neler neler. Elisa yoksa bunları sen mi planladın?

Sen bunları başkasına da yaptın. Bu sefer yakalanınca tacize uğradım dedin. Bak çok ayıp.

Elisa:

- Ege, Atlas ile aramızdaki kavgaya karışma lütfen. Sana zarar gelmesini istemiyorum.

Atlas, Elisa'nın kulağına yaklaşıp, elini beline koyduğunda kendine yaklaştırdıkça kafayı yiyecektim. Elisa bundan rahatsız oluyordu. Bu yüzden Atlas'ın elini çekmişti. Atlas, kulağına birşeyler fısıldadı.

Elisa:

- Uzak dur benden! İğrenç bir insansın.

Atlas:

- Adresimi de yazıyım istersen. Fakat Ege'yi getirme tamam mı?

Elisa'nın gözünden yaşlar süzülüyordu.

Alper:

- Ne dedi o şerefsiz sana?

~ Elisa'dan~

Dersin başlamasına çok az kalmıştı ama hocanın kızacağını umursamadan lavaboya gittim. Elimi duvarlara vurup "ben bir sürtük değilim, değilim" diye ağlarken arkamda duran kokusundan bile tanıdığım Ege, perişan bir hâlde:

- Elisa sen asla bir sürtük değilsin.

- Sende bana diyordun.. Sürtük değilsem neden diyordun.

- Seni tanımıyordum Elisa, tanıyınca senin öyle biri olmadığını anladım.

- Ege ben gerçekten seni aldatmadım. Aldatmadım.. Aldatmadım.

Aynı şeyleri tekrarlıyordum.

- Elisa bak prensesim. Sen sürtük değilsin. Beni aldatmadın sana güveniyorum. Sen yapmazsın bunu.

Ege bana sıkıca sarılıp saçlarımdan öptüğünde az da olsa sakinleşmiştim.

- Birkaç gün daha dinlenmeye ne dersin? Annem yurtdışına çıktı. Birlikte zaman geçiririz biraz.

- Olur..

Hocalar durumu bildiği için sorun etmediler.

- Ege sen hani bir soru sormuştun hastanede. "Benimle evlenir misin?" diye.

- Evet, noldu güzelim?

- Evet, evlenirim Ege.

- O zaman 18 yaşına bastığında evleniyoruz.

- Ne? Ne çabuk?

- Şaka yapıyorum.

- Bir an korktum.

- Şu lokantaya gidelim mi?

- Olur.

Ege'yle geçirdiğim her saniye çok özeldi. Yaşadıklarımı unutmam için elinden gelenin fazlasını yaptı. Hava iyice kararmıştı. Saat 22:14 olmuştu bile.

- Doruk evine çağırıyor gidelim mi?

- Gidelim ama yurt..

- Daha iyi bir fikrim var. Doruk'ların evinde fazladan odalar var orada kalırsın. Yurdun müdürüyle ben konuşurum.

- O zaman olur yani.

~Evde~

Doruk'un odasına gittiğimizde Alper ve Doruk dizi kavgası yapıyordu. Bende aralarına girip birini seçtim

Diziyi izlerken uykum geldiği için Ege'nin dizine kafamı koyarak uyudum. Bir ara Ege kucağında beni bir yere götürüyordu. Yatağa yatırdıktan sonra saçlarımdan öpmüştü.. Yaşadıklarımdan dolayı bana dokunmaya bile korkuyordu.

~Sabah~

Uyandığımda Ege beni izliyordu.

- Yüzümde birşey mi var da bakıyorsun?

- Çok güzel olduğunun farkında mısın?

- Farkındayım. Ya yüzüme dik dik bakmayı kes.

- Tamam tamam sakin ol. Kahvaltı için çağıracaktım.

- Ben kendimde gelirdim.

- Gel gidelim o zaman.

- Doruk'un ailesi?

- Onlar sabah erkenden gittiler. Şuan saat 10:18

- Çok uyumuşum erkenden kaldırsaydın keşke.

- Uyanırsın sandım.

- Sen nerede yattın? Yan oda da yatmadın mı? Uyandırabilirdin

- Sen nerden biliyorsun? Gece seni buraya getirdiğimde uyumuyor muydun yoksa?

- Uyuyordum tabii de tahmin sadece canım.

- İyi öyleyse hadi gidelim.

---

Kahvaltıyı yapmıştık ve şuan okula gidiyorduk. Gitmek istemiyordum aklıma dün Atlas'ın kulağıma söyledikleri geliyordu.

- Elisa iyi misin?

- İyiyim Ege, dalmışım.

- Elisa birşey soracağım. Sana bunu hatırlatmak istemiyorum ama dün Atlas..

- Ne dediğini soracaksın biliyorum ama söylemek istemiyorum.

- Tamam sen bilirsin güzelim.

~Okulda~

Ateş, yanıma gelince Ege soran gözlerle bana bakıyordu.

- Öyle bakma arkadaşım.

Ateş:

- Sevgili misiniz? Senin adına mutlu oldum Elisa. Derstte sürekli defterine Ege yazıp karalamayı bırakmışsındır.

- Bıraktım merak etme.

- Neyse sonra konuşuruz belki görüşürüz.

- Görüşürüz.

Ateş'ten uzaklaştığımızda Doruk konuşmaya başladı.

- Yenge bu ne samimiyet. Ege şuan sakin duruyo ama valla çocuğu pek sevdiği söylenemez.

- Sadece arkadaşım, hem Ege bir kızla konuşsa ben o kadar dert etmem bile.

Doruk, Ege'yi dürterek

- Ege?? Konuşsana yaşam belirtisi ver.

Ege, sınıfa bizden önce gittiğinde bana darıldığını anlamıştım. Alper:

- Trip yemeye hazır ol yengecim.

- Yemediğimiz bir trip kalmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.