Eve gitmek için yöneldiğimde Elisa da gidiyordu. Yanından geçerken:
- Binecek misin?, diye sormuştum.
- Biniyim o zaman kesin kötü birşey oldu.
Elisa arabaya bindiğinde konuşmama devam ettim.
- Elisa
- Efendim sevgilim.. Kötü birşey mi oldu?
- Evet
- İyi misin sen? Soğuk davranıyorsun ne oldu?
- Soğuk mu davranıyorum?
- Ege sen iyi değilsin. Ne olduğunu söyle. Ben mi birşey yaptım?
- Parkta buluştuğun çocuk vardı ya. Yakışıklı mıydı?
-Ha?
-Elisa anlamıyor musun?
-Ege sen yan-
-Gerçekten beni seviyor musun?
-Seviyorum..
-Parkta buluştuğun çocuk peki?
-Arkadaşımdı
-Sanırım sen arkadaşlarınla çok yakınsın
-Ege biri beynini felan mı yıkadı? Ne saçmalıyorsun. O çocuk benim ortaokuldan arkadaşımdı.
Eve geldiğimizde Elisa kapıyı sertçe vurarak inmişti. Gerizekalı gibi kızı suçladım ne yapsa haklıydı. Eve gitmeyecektim.
~Elisa'dan~
Eve girdiğimde Doruk ve Alper maç izliyorlardı.
Alper:
-Yenge noldu? Ege nerede? Sen neden patlayacak bir bomba gibisin?
-O gerizekalı beni onu aldatmakla suçladı.
Doruk ve Alper birbirine bakıp aynı ayna:
-Ne!?
-Evet
Alper, Ege'yi aradığında telefonu açmamıştı.
Doruk:
-Başına birşey gelmez umarım.
-Eve gelir sandım
---
Aradan 1 saat geçmişti ama hâlâ Ege gelmemişti. Dayanamayıp bende aramıştım. Telefonu açınca:
-Ege! İyi misin? Bana kızgınsan bari Alper ve Doruk'un aramalarını açabilirdin!
Alper hoparlöre almamı söylediğinde dediği gibi hoparlöre aldım.
-Ben Ege değilim. Ayrıca Ege benim yanımda şuan gayet iyi.
-Müge? Ege'ye versene seninle konuşmak için aramadım.
-Veremem şuan konuşmak istemiyor seninle.
-Sen kimsinde ona verme-
Yüzüme kapatmıştı. Hemen sonra bir fotoğraf atmıştı. Ege cidden onun yanında gayet mutluydu. Müge ona çok yakınlaşmıştı. Keşke fotoğrafta bunlar dışında başka birşey olmasaydı... Gözlerimden yaşlar süzülürken Doruk telefonumu alıp Alper ile fotoğrafa baktı.
Alper:
-Elisa yemin ederim Ege seni asla bırakmaz. Müge, ona yaklaştığı için böyle gözüküyor. Doruk ben burayı biliyorum. Oraya gideceğim sende Elisa'ya bak.
Alper giderken:
-Bırakmış bile...
-Yenge o seni bırakmaz. Sadece bilinci şuan yerinde değil.
Yere oturup hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Beni hemen nasıl bırakırdı?
Doruk yanıma oturmuştu. Halime üzülüyordu. Acınası bir hâlde ağlıyordum.
-Yenge bak o içmiş olabilir bu yüzden ne yaptığının farkında değildir.. Emin ol yaptığı şeylere pişman olup senden özür dileyecek.
-Ya öyle şeyler yapıp pişman bile olamazsa
-Yapmayacak, yapamaz gözü senden başkasını görmüyor ki.
-Müge bunu fırsat olarak kullanır..
-Bak Alper yanlarına gitti hiçbir şeyi fırsat olarak kullanamayacak.
Biraz sakinleşmiştim. Alper, Doruk'u arayınca Doruk:
-Bak Alper arıyor hoparlöre alacağım sende dinle, dedi.
-Ege'yi bulabildin mi?
-Buldum şuan getiriyorum ama bir misafir de geliyor
-Misafir?
-Gelince konuşalım.
-Bak duydun mu geliyorlarmış
-Benimle konuşmaz
-Konuşur konuşur
Araba sesi gelince dışarı çıktım. Ege sarhoştu.. Ne zamandır içiyordu ki? Yanına giderken Müge, Ege'yi getiriyordu bile. Herkes içeri girdikten sonra kapıyı kapatıp yanlarına gittim. Ege'nin yanına giderken Müge:
-Senin yüzünden bu halde. Utanmadan yanına mı gideceksin?
-Müge farkındaysan Ege benim sevgilim. Şuan aramıza girerek utanması gereken sensin. Hem sana ne bizim sorunlarımızdan?
-Neyse benim işim var. Alpercim sana güveniyorum Ege'ye iyi bakın.
Doruk:
-Yenge Ege'yi duşa sokalım yardım et.
-Tamam yardım ediyim
Ege'yi banyonun önüne getirdiğimizde kapıdan 3 kişi geçemeyeceğimiz için Ege ve Ben geçtim. Alper, Ege için kahve yapıyordu. Hafif soğuk bir su açtım.
-Ege uyuma!
Suyu biraz daha soğuk olarak ayarladığımda Ege biraz kendine geldi.
-Doruk sen Ege'ye yardım et ben çıkıyım.
-Tamam sen Alper'e yardım edersin.
Alper'in yanına gittiğimde kahveyi yapmıştı.
-Kendine biraz da olsa geldi mi?
-Az da olsa geldi sayılır.
-Kahveyi içip uyursa kendine gelir.
-Sana birşey soracağım
-Sorabilirsin
-Ege ne zamandır içiyor?
-Sürekli içmiyor sadece çok düşündüğü zamanlar kafasını dağıtmak için içiyor. 1-2 yıldır..
-Ben şunu götüreyim Ege'nin kaldığı odaya.
-Tamam bende Doruk'a yardıma gidiyim.
Ege'nin odasına kahveyi bıraktıktan sonra içeri Ege girdi. Yatması için çekildiğimde Ege bana sarıldı.
-Ben... özür...
-Şuan iyi değilsin zar zor konuşuyorsun. Uyu sabah olunca konuşuruz.
Alper onu yatağına yatırdığında
-İyi geceler, diyip yanağından öptüm.
~Sabah~
Bugün tatil olması iyiydi. En azından Ege ile konuşabilirdik. Yüzümü yıkamak için giderken Ege'nin Doruk ile konuştuğunu gördüm. Yüzümü yıkayıp kahvaltı yapmak için indiğimde Doruk, Ege'nin yanından gelmişti. Alper ve Doruk'un suratı asıktı.
-Neden suratınız asık noldu?
Alper yüzüme bakmadan
-Ege senden... Doruk sen desene
-Evet Ege benden ne?
Doruk:
-Senden ayrılıyormuş.. Yani ilişkin artık yokmuş. Sarhoşken Ege seni..
-Siz ciddi misiniz? Ege beni?!
-Seni aldatmış bilinci yerinde olmadığı için.
-Dediklerinize inanmalı mıyım?
Alper ciddi bir ses tonuyla:
-İster inan ister inanma ama gerçekten Doruk'un dedikleri doğru. Kendi gözlerimle gördüm.. Müge ile-
Alper'i dinlemeden Ege'nin odasına gittim. Telefon ile konuşuyordu.
-Tamam Mügecim akşam yeni açılan restaurantta yeriz.
-Sen hiç merak etme sevgilim.
-Bende öptüm görüşürüz.
-Ege sevgin sadece birkaç günden mi ibaretti? İnanamıyorum sana!
Eşyalarımı alıp koşarak evden gittiğimde bunun bir rüya olmasını diliyordum. Sahil kenarına oturup denizi izledim. Yanıma 6-7 yaşlarında bir kız çocuğu gelmişti.
-Abla neden ağlıyorsun? Yoksa sevdiğin biri mi gitti?
-Sevdiğim biri yanlış anladı beni. Hem sen ne arıyorsun bu soğukta ceketsiz dışarıda?
-Annem ve babamı izlemek için yurttan kaçtım.
-Annen ve baban?
-Öğretmenimiz onların melek olduğunu söyledi. Bazenleri onları yıldız veya gökyüzünde görürmüşüz.
Ceketimi çocuğun üstüne örtüp:
-Benim de annem melek oldu. Bu arada benim adım Elisa senin?
-Benimde Defne. Abla benim gitmem lazım ama sakın ağlama çünkü sen çok güzelsin. Ağlarken çirkin oluyorsun.
-Tamam ağlamam. Dikkat et kendine ve ceketi benden hatıra sakla.
Defne bana sarılıp gitmişti. Annemi düşünüyordum, kanlar içindeki görüntüsü..
~Ege'den~
-Doruk nereye gitti görmedin mi?
-Valla görmedim koşarak gitti.
-Ya başına birşey gelirse. Off keşke şakayı yapmasaydım.
Alper:
-Gelin etrafa bakalım. Şimdi Doruk sen sokaklara bak, Ege sende sahil taraflarına bak, bende yurda gidiyim
-Tamam hadi gidelim.
Sahil tarafına baktığımda Elisa yoktu. Küçük bir kız çocuğunu görmüştüm.
-Merhaba, burda bir abla gördün mü? Sinirli bir şekilde koşarak giden? Saçları açık kahverengi düz.
-Adı Elisa olan bir ablayı gördüm ben. Hatta bana bu ceketi o verdi. Sinirli değildi sessizce ağlıyordu deniz kenarında oturmuş.
-Teşekkür ederim küçük kız. Biraz bekle lütfen.
Kıza gidip yiyecek şeyler aldım:
-Bu yardımının karşılığı olsun. Ben Ege, o ablanın sevgilisiyim
-Bende Defne ama bence kalbini tekrar onarmaya çalış. Çok üzgündü ve aldıkların için teşekkür ederim.
Tebessüm ederek Alper ve Doruk'a mesaj atmaya başladım.
-Elisa'yı buldum siz eve geçin ben onu getireceğim.
Kızın dediği gibi Elisa duruyordu. Yanına oturup
-Merhaba, dedim. Bana bakmadan
-Merhaba diyemeyeceğim
-Sevgilin yanlış anlamasın diye mi?
-Sevgilim beni anladı anlayacağı kadar. Tabii artık sevgilim değilmiş
-Şaka yapmışımdır belki.. Ne kadar doğru olmasa da sana şaka yapmışımdır belki.
-Ege?
Bana döndüğünde gözlerinin kıpkırmızı olduğunu gördüm hepsi benim aptallığım yüzündendi. Şaka yapacak konu mu yoktu?
-Şimdi bana kızgınsın biliyorum ama tepkini merak ettim bu yüzden şaka yaptım. Özür dilemem gerekirken daha çok kızdırdım seni.
-Aptal! Bunun şakası mı olur?! Benim üzüleceğimi düşünmedin mi?
Bana bağırırken hâlâ ağlıyordu. Başını göğsüme yasladım.
-Herşey için özür dilerim. Şaka yaptığımda bana hesap sorarsın diye düşündüm. Gideceğini düşünmedim. Dün içinde özür dilerim.. Senin bunu yapamayacağını bilmeme rağmen mesaj kafamı karıştırdı. Artık ağlama seni bırakmam, bırakamam. Eve gidelim soğuk.
Beni iteleyerek ayağa kalktı.
-Güzelim hadi gel eve gidelim hava çok soğuk
-Kendin git ben gitmeyeceğim. Yalnız gitmek istemiyorsan Müge ile gidebilirsin. Seninle seve seve gider.
Elisa'yı kucağıma alıp arabaya doğru gidiyordum.
-Ege bırak! Sana diyorum! Herkes bize bakıyor. Seninle gitmeyeceğim bir yere! Bıraksana!
Zorla arabaya bindirip kapıyı kilitledikden sonra eve gitmiştik. Kapıyı açınca Elisa inmeyince tekrar kucağıma alıp içeri girdim.
Alper ve Doruk halimize gülerken Elisa "bırak" diye bana kızıyordu.
-Bırak beni artık!
-Gitmeyeceksin tamam mı?
-Tamam gitmem
Yere indirip:
-Affet güzelim
-Oldu başka?
-Yemek yemen
-Beni az düşünseydin şakayı yapmazdın.
-Yanıma gelip bana hesap sorarsın diye düşündüm
-Ama sormadım.
-Sarhoşken Müge yanıma geldiğinde bile aklımda tek sen vardın.
-Kesin canım. Müge seni içeri taşırken gayet mutluydun. Hani ben olmasaydım daha iyi olurdu sonra sevgili felan da olursunuz. Belki annen onu daha çok severdi. 18 yaşına bastığında annen sizi nişanlandırırda bana gıcıklık olsun diye. İlerde evlenirsiniz çocuklarınız felan olur.
-Peki seninle bir yere varamayacağız. Biraz kafanı dinle sonra konuşmak istersen konuşuruz.
-Beni de çağırırsınız düğününüze.
Odama gidecekken Elisa:
-Nereye gidiyorsun? Yoksa Müge 18 yaşına bastığında mı evleneceksin?
-Elisa saçmalama. Müge arkadaşım bile değil!
-Sevgilin olur. Zaten benden ayrıldın değil mi? Aranızda engel kalmadı.
Doruk ve Alper aramıza girmişlerdi. Girmeselerdi daha çok ileri gidecekti bu kavga.
Alper:
-Yenge bak sakin olun. Biraz sakinleştikten sonra konuşun.
Doruk:
-Aynen ya. Ne kavga ettiniz ben bıktım valla.
Kaldığım odaya gidip düşündükçe delirdim. Masanın karşısına geçip yaptığım her hatamı düşündüm. Şuan yaşadığım herşeyin sorumlusu bendim. Masanın üstündeki bardağı sinirle kırdığım da elim kesilmiş olsa da şuan umurumda değildi.