İçeriğe geç

KALBİMDEKİ LEKE

Bölüm 15 · 5 dk okuma

KALBİMDEKİ LEKE

Bölüm 15

DOKUNMA!

~Yurtta~

Uyandığımda odamdan yanık kokusu geliyordu ve oda aşırı sıcaktı. Gözlerimi açıp baktığımda her yer yanıyordu.. Öksürerek

- Yardım edin!!

Diye bağırdığımda ciğerlerim dumanla dolmuştu. Kapıya bile yaklaşamıyordum . En son güçlü bir şekilde "yardım edin" diye bağırdığımı hatırlıyordum. Sonra su sesi gibi birşey duydum.

~Ege'den~

Annemle kahvaltı yaparken telefonum çalmıştı. Arayan Doruk'tu ama bu saatte niye arıyordu ki? Hemen açınca:

- Abi sakin ol

- Noldu?

- Elisa..

- Ne Elisa'sı? Birşey mi oldu?

- Yurtta kaldığı odada yangın çıkmış. Hastaneye gidiyoruz.

- Hangi hastane? Çabuk Doruk

- *** Hastanesi

- Tamam geliyorum

Kapıya yönelmişken korumalar önüme geçti ve:

- Üzgünüm efendim annenizin kesin emri var, dediler. Bu annemse yapardı herşeyi ama Elisa'ya gitmemi engelleyemezdi.

- Anne çek şu korumaları

- O kızın yanına gitmene izin veremem

- Buna karar vermek sana mı kaldı. Çek şunları

- Ben senin annenim Ege

- Benim düşünmeyen bir annesin. Sadece kendi isteklerini düşünüyorsun.

- Senin iyiliğin için!

- İyiliğimi böyle düşüneceksen düşünme bile!

Korumalara çarparak kaçacaktım ama işlemedi bile. Kolumu tutup odama götüreceklerken anneme yalvarmaya başladım:

- Anne yalvarırım izin ver. Lütfen.. Anne! İzin ver gidiyim. Onu çok seviyorum... Kendimden daha çok.

Annem o kadar acımasızdı ki hiçbir şey söylemedi. Yapacağım tek şey koşarak gitmekti. Beni tam odama sokacaklarken aralarından bir şekilde sıyrılıp koşarak arabama gittim.

~Hastane~

Doruk'ların dediği odaya gittiğimde Elisa yavaş yavaş uyanıyordu ve öksürüyordu.

~Elisadan~

Gözümü açtığımda Ege kapıdaydı. Sanırım yeni gelmişti. Doruk:

- Yenge noldu?

- Bilmiyorum, sabah kalktığımda bir yerin yandığını gördüm kapı felan yanıyordu bağırmıştım. Sonrasında dumandan dolayı nefes alamamıştım.

- Biri yapmış olabilir mi?

- ..

Ege sessiz olduğumdan dolayı:

- Boşverin sonra araştırırız kimmiş. Sevgilim sen iyi misin?

- İyiyim

- Dün gece ne dediğini hatırlıyor musun?

- Ha? Ne demiştim ki??

Alper araya girip:

- Siz özel konuşacaksanız biz çıkalım. Hadi Doruk çıkalım biz.

- Gerek yok.

- Yo yo biz çıkalım

- Ya Alper gerek yok! Sadece ilk defa Ege'ye sevgilim demiştim. O da dalga geçmek için ded-

Doruk ve Alper gülüşürken Ege de:

- Yani demek hatırlıyorsun.

- Bir anda aklıma geldi. Yoksa unutmuştum

- Elisa, birşey soracağım.

- Sorabilirsin

- Benimle evlenir misin?

- Ne?

- Şimdi değil merak etme. 18 yaşına girdiğinde mecbur kalırsak..

- O zaman düşünürüz.

İçeri 2-3 tane adam girmişti.

- Ege bunlar kim?

- Sevgilim sonra konuşuruz. Gitmem gerekiyor.

Adamlar Ege'yi de alıp gitmişti.

- Doruk?

- Alper'e sor

- Biriniz açıklayın. Alper konuşsana

- Elisa, Ege'nin annesi sizin ilişkinize karşı.. Ege'yi senden uzak tutmaya çalışıyor. Sizi ayırmak için herşeyi yapacak.

---

Yurda gitme zamanım gelmişti. Alper yine ısrar etmişti yurda bırakmak için ama hayır demiştim. Yorulduğum için parkta biraz oturacaktım fakat bir adam bana doğru yaklaşıyordu. Korkudan kimi arayacağım diye düşünürken adam dibimdeydi.

- Merhaba güzelim.

Kolunu omzuna atıp yanıma oturmuştu.

- Beyefendi ben gidiyim size iyi eğlenceler.

- Sensiz eğlence olmaz güzelim.

- Olur olur

Tam kalkarken belimden tutup oturmuştu. Bu aşırı rahatsız ediciydi.

- Beyefendi bırakın beni. İMDAT!

- Zorluk çıkarma

- İMDAT YARDI-

Gözlerim kapanınca adamın beni bayılttığını anladım.

--

Gözlerimi açtığımda hastanede felan değildim bu sefer. Issız bir yerde olduğumu ve şuan ellerimin bağlı sandalyede oturduğumu biliyordum. Klasik kaçırılma hikayesi gibi işte. Adam gelmişti:

- Elisa'ydı değil mi adın? Evet evet Elisa'ydı. Bende Bora, senden çok büyük değilim. 23 yaşındayım. Sende 17 yaşındasın. Keşke ilk tanışmamızda biraz uslu olsaydın şuan burda olmazdık.

- Sen benim hakkımdakileri nereden öğrendin?

- Orasını boşver sen. Sevgilin felan var mı senin?

- Sanane

- Dur telefonundan bakalım. Hmm "Sevgilim" aaa bak varmış. Adı ne? Arayıp konuşmak ister misin?

- ...

- Bak böyle susma arıyorum.

Ege açma açma açma... Lanet olsun açtı.

- Elisa? Birşey mi oldu?

- Maalesef Elisa değilim. Ben Bora siz?

- Elisa'ya ver! Elisa nerde?

Konuşsam Ege'ye de zarar verebilir hissi vardı içimde.

- Ona veremem. Şuan kendisi konuşmak istemiyor seninle. Dimi güzelim.

- Bir daha güzelim dersen Elisa'ya

- Ne yaparsın hım?

- Elisa'ya ver lan şu telefonu

- Neyse kapatıyorum

Ege'nin üzülmesini istemiyordum başına zaten birşey gelemezdi annesi onu dışarı bile çıkarmıyorken.

- Ege şuan iyiyim yanına geleceğim kurtulup.

- Seni kaçırdı mı şerefsiz?

- Evet ama bir şekilde kurtulaca-

Yüzüme yediğim tokatla birlikte ağzımdan "ah" diye bir ses çıktı. Bora, telefonu kapatıp tokat atmıştı.

- Seni konuşma diye uyarmadım mı güzelim?

- Güzelin felan değilim.

- Değilsin öyle mi?

- Uzak dur benden!

- Beni üzüyorsun güzelim.

- Yaklaşma be adam yaklaşma

Telefonumu kırıp yere attığında tüm umudum yerle bir oldu. Belki beni telefon sinyalinden bulabilirlerdi ama artık bulmaları o kadar zorlaşacak ki..

- Bugün biraz ortama alış sonrasına bakarız güzelim.

- Benden ne istiyorsun?

- Hımmm seni istiyorum ya da sevgilinin acı çekmesini.

- Sevgilimi nereden tanıyorsun?

- Bugünlük bu kadar soru yeter.

~Sabah~

Her yerim ağrıyordu. Bora da görünürde yoktu. Yanıma yemek koymuş birde su. Salak mı bu? Elim bağlıyken nasıl yemek yiyim? Bardak cam olduğu için ayağımla iteleyip cam parçasını almaya çalıştım. Alıp elimdeki ipleri kestim. Ağzımı açtığımda kaçış yolu aradım. Ta ki Bora'nın arkamdan gizlice gelerek beni kucağına almasına kadar.

- Güzelim ben elini açıp sana yedirecektim aslında.

- Bırak beni

- Tamam tamam bırakıyorum güzelim sakin ol.

Yüzüne attığım tokata sinirlenmişti..

- Dokunma, dokunma.. Bora yalvarırım uzak dur. Bora uzak dur..

Bora yalvarışlarımı dikkate almadan gözü dönmüş bir şekilde bana yaklaşıyordu...

~Ege'den~

- Polis Bey Elisa'nın yerini bulabildiniz mi?

- Bulduk ama orada olmayabilirler. Şimdi gideceğiz.

Polisle birlikte giderken, gittiğimiz yerin çok ıssız olduğunu fark ettim.

--

Geldiğimiz de derin bir nefes alıp ona birşey olmaması için dua ettim. Doruk:

- Merak etme hiçbir şey olmayacak ona.

- Umarım..

Polisler kapıyı açtığında içeri girdim. Elisa'nın üstü başı dağınık bir şekilde ağlıyordu. Yanına gittim.

- Elisa noldu? Birşey mi yaptı?

Tam sarılacakken:

- Dokunma.. lütfen

- Elisa ne yaptı sana?

- ...

- Elisa ne yaptı!!?

- Ege... O... Taciz..

- Allah kahretsin. Sana dokunurken hiç birşey yapamadım. Allah belamı versin.

Elisa'ya hıçkıra hıçkıra ağlarken dokunamamak o kadar acı veriydi ki.. Ona bunu yaşatan adamı polisler kelepçeleyip götürürken yüzüne attığım yumruk Elisa içindi.

- Ona nasıl dokundun lan! Benim dokunmaya kıyamadığım kıza sen ne hakla dokunursun?

- Sen kıyamadın ama ben güzelce kıydım. Zaten her zaman Ege diye sayıklıyordu.

Yüzüne tekrar yumruk atacakken Alper ve Doruk engelledi.

--

Elisa zar zor kendine gelip yurda bırakıldığında onunla konuşamamak canımı çok pis yakıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.