İçeriğe geç

KALBİMDEKİ LEKE

Bölüm 14 · 3 dk okuma

KALBİMDEKİ LEKE

Bölüm 14

ÇOCUKLUĞUM

~Evde~

İçeri girdiğimizde Ege ve Doruk oyun oynuyordu. İçeri adım atar atmaz Doruk:

- Oo yenge hoşgeldin, Ege de aynı şekilde

- Hoşgeldin, dedi. Göz devirerek

- Hoşbulmadım, dedim.

- Noldu sana?

- Bişey olmadı. EN FAZLA ne olmuş olabilir ki?

- Otur o zaman

- Hayır

- Otursana Elisa?

- Of

Yanına oturduğumda Doruk:

- Ege sen cidden salak mısın? Kız belliki sana trip atıyor. Sebebini bir düşün istersen. Belki de Müge'dir.

- Müge'yle sadece konuştuk

- Kız başka bir sınıfa gidiyor ama umursamadın bile.

- Buna kırılmış olamaz.

- Elisa haklıymış abi. Sen cidden bir hödüksün.

- Buna kırılacağını düşünmedim. Özür dilerim.

Ya birde kırılmış olabileceğimi hiç düşünmemiş. Aynısını ona ben yapsam o çocuğa tekme tokat girişir. Sinirle konuşmaya başladım:

- Senin zaten tek düşündüğün Müge'dir zaten.

- Saçmalama Elisa

- Hadi o zaman konuştuğun için farketmedin şimdide mi fark etmedin?

- Müge'yle konuşmam senin için sorunsa diyebilirdin.

- Sende anlayabilirdin Ege

- Söylemeden nasıl anlayayım.

- Beni biraz umursarsan anlarsın

- Seni zaten umursuyorum. Sen öyle düşünüyorsun.

- Düşünmeme sebep oluyorsun ama.

- Düşünme Elisa düşünme!

Ege bağırdığı için Doruk onu sakinleştirmek için dışarıya çıkardı. Alper de:

- Elisa, Ege sinirlerine hakim olamaz. Bunu önceden demeliydim.

- Tamam.. Ona bu yüzden kızmayacağım.

Ege, yanıma gelip bana sarılınca bende ona sarılmıştım. Doruk:

- Tamam tamam sarılmanız bittiyse hadi Elisa bize çocukluğunu anlat.

- Çocukluğum kavgayla geçti. Her sabah annemi babam dövdüğü için kanlar içinde bulurdum. Babam okuldan 1 dk geç kalsam bile beni döverdi. Annem babamın işgencelerine dayanamayıp üstüne birde kanser olunca öldü. Babam bu yüzden hapse girdi. Orada akıl sağlığını kaybetti ve intihar etti. Benide zaten babam hapseneye girdiğinde yetimhaneye yerleştirdiler. Ben de 4 yaşındaydım yetimhaneye geldiğimde.

Doruk şaşkınlıkla bana:

- Bunları nasıl kolayca anlatabildin?

- Alıştım artık

Ege sinirlenmiş, elini yumruk yapmıştı. Alper'de bunu anlayınca sakin ol dedi. Saate baktığım da 20:38'di.

- Ben gidiyim yurdun kapısında kalmak istemem.

- Ben seni bırakırım yengecim.

- Hayır Alper gerek yok

- Gerek var karanlıkta bişey felan olur

- Ya gerek yok giderim ben.

- İyi tamam yengecim.

Ege ile dışarı çıkmıştık. Kar yağıyordu ama kar yağmasını hiç sevmiyorum.

- Elisa montun nerde?

- Hemen giderim diye giymemiştim.

- Al şunu o zaman

- Gerek yok

- Al işte

- Valla

- Elisa!

- Teşekkür ederim

- Bana sevgilim dediğin günleri bekliyorum

- Diyeceğimi sanmıyorum

Üstüme ceketi örterken

- Bir kere desene

- Görüşürüz!

- Bundan kaçamazsın!!

Gülerek giderken bir araba karşımda duruyordu. Kapısını açtı, bu Ege'nin annesiydi sanırım sınıfa gelmişti bir ara. Bana bakarak konuştu:

- Arabaya bin

- Peki

- Şimdi senden küçük birşey isteyeceğim

- Tamam isteyin

- Ege'den ayrıl

- Saçmalamayın

- Para mı istiyorsun?

- Bakın hanımefendi oğlunuz ve ben birbirimizi seviyoruz ayrıca para felan istemiyorum.

- 10.000?

- Hayır

- 60.000?

- Hayır gerek yok!

- 100.000

- Arabadan ineceğim açın şu kapıyı!

- 150.000?

- Açın dedim

- Tamam, Elisa bunun sonucu sadece senin zararına olacak.

Kapıyı sertçe kapatarak arabadan indim. Telefonuma baktığımda yabancı numaradan 60 cevapsız arama vardı. Hatta tekrar arıyordu.

- Şükürler olsun. Elisa neden açmadın?

Bu Ege'nin numarasıydı belliki.

- Telefonum sessizdeymiş kusura bakma

- Merak ettim seni. Aklımdan o kadar şey geçti ki. Eğer annemin bizi görebileceğini bilmesem seni ellerimle bırakırdım.

- Sevgilim şuan çok yorgunum görüşürüz.

- Görüşürüz güzelim.

Ege'nin sesinden şuan ona sevgilim dediğim için güldüğünü anlıyordum. Benimde ondan kalır bir tarafım yoktu açıkçası. Yarının hafta sonu olduğunu hatırladım. Dünya'nın şuan en mutlu insanı olabilirim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.