Bölüm 10: Bodrumdan Gelen Ses
Ertesi sabah okulun koridorlarında her şey normal görünüyordu. Öğrenciler sınıflarına giriyor, öğretmenler ders anlatıyor, zil her zamanki saatinde çalıyordu.
Ama Elif ve arkadaşları için hiçbir şey normal değildi.
Dün yaşlı hizmetlinin söyledikleri hâlâ akıllarındaydı.
"Kapıyı açmak için üçüncü anahtar gerekiyor..."
İlk teneffüste yirmi arkadaş okul bahçesinin en sessiz köşesinde toplandı.
"Önce şunu öğrenmeliyiz." dedi Mert. "O hizmetli gerçekten var mıydı?"
Deniz okulun internet sitesine baktı.
"Burada çalışanların isimleri yazıyor."
Herkes ekrana eğildi.
Müdür...
Müdür yardımcısı...
Öğretmenler...
Hizmetliler...
Ama dün gördükleri yaşlı adamın adı listede yoktu.
"Bu nasıl olabilir?" diye fısıldadı Duru.
"Belki emekli olmuştur." dedi Efe.
"Ya da..." diye söze başladı Asya.
"...hiç var olmamıştır."
Bu söz herkesi ürpertti.
O günün son dersi müzikti. Ders bitince öğretmen sınıftan ayrıldı.
Elif arkadaşlarına göz kırptı.
"Hadi."
Yirmi öğrenci sessizce müzik odasına geçti. Oradan da gizli çekmeceyi açıp pusulayı çıkardılar.
Bu kez pusula farklı davranıyordu.
İğne hızla dönüyor, sonra bir anda yere doğru yöneliyordu.
"Aşağıyı gösteriyor." dedi Ayşe.
"Yani bodrumu."
Hepsi sessizce bodruma inen merdivenlere yürüdü.
Okulun bodrumuna neredeyse hiç öğrenci gelmezdi.
Merdivenler eskiydi.
Duvarlardaki boyalar dökülmüştü.
Işıklar ara sıra titriyordu.
En önde Elif, yanında Zeynep yürüyordu.
Arkalarında Mert, Ayşe, Efe ve diğer arkadaşları vardı.
Koridorun sonunda büyük, gri bir kapı duruyordu.
Kapının üzerinde paslı bir tabela vardı.
"Arşiv - Giriş Yasaktır."
Elif kapıyı itti.
Açılmadı.
Efe omzuyla yüklenmeyi denedi.
Yine açılmadı.
Tam o sırada içeriden çok hafif bir ses duyuldu.
Tak...
Sonra bir kez daha...
Tak... Tak...
Herkes olduğu yerde donup kaldı.
"İçeride biri mi var?" diye fısıldadı Kerem.
Kimse cevap veremedi.
Elif cesaretini toplayıp kapıya kulağını dayadı.
Bu kez sesi daha net duydu.
Sanki biri duvara hafifçe vuruyordu.
Üç kez...
Sonra duruyordu.
Mert düşünmeye başladı.
"Üç kez vuruyor..."
Deniz aniden heyecanla konuştu.
"Belki bu bir şifre!"
Ayşe de fark etti.
"Bakın!"
Kapının üzerinde tozların arasında üç tane küçük anahtar yuvası vardı.
Birine ilk anahtar uyuyordu.
İkincisine ikinci anahtar uyuyordu.
Ama üçüncü yuva boştu.
"Demek hizmetli doğruyu söylemiş." dedi Elif.
"Üçüncü anahtarı bulmadan bu kapıyı açamayacağız."
Tam geri dönecekleri sırada koridorun ışıkları bir anda söndü.
Her yer karanlığa gömüldü.
Birkaç saniye sonra acil durum lambaları yandı.
Duvarın karşısında, kırmızı tebeşirle yazılmış yeni bir cümle belirmişti.
"Üçüncü anahtar, geçmişini unutmayanı seçer."
Yazıyı daha dikkatli inceleyen Defne bir şey fark etti.
Yazının hemen altında çok küçük bir sembol vardı.
Bu sembol...
17 numaralı dolaptaki fotoğrafın arkasındaki sembolün aynısıydı.
Elif derin bir nefes aldı.
Artık emindi.
Bütün ipuçları birbirine bağlıydı.
Ve üçüncü anahtar, onları okulun geçmişinde saklı çok büyük bir sırra götürecekti...