Bolca kahve, ☕
güzel şarkılar,🎶
bolca kitap 📚
ve
derin bir yalnızlık.⚫
Benim tabiatım bu galiba. 🏡
İyi okumalar...
Okuduğunuz tarihi yazın...
Ecrinbahadi ile çok güzel bir röportaj yaptık. Bakarsanız sevinirim.
💙💍🤎💙💍🤎
Güzel bir gece geçirmenin ardından erken uyanan çift duş alıp hazırlanmaya başladılar. "Robar ben çok heyecanlıyım." "Görüyorum ama heyacanlanacak bir şey yok" dese de aslında o da belli etmese de imam nikahlı karısıyla evleneceği için heyecanlıydı. "Nasıl yok bugün resmi olarak evleniyoruz ve sen hiçbir şey hissetmiyor musun?"dedi biraz kırgın sesle. Genç adam kollarını karısının beline dolayıp alınlarını birleştirdi. "Sen bakma bana dilim başka kalbim başka bir şey diyor. Birazdan kalbim göğüs kafesinden çıkıp kanatlanacakmış gibi hissediyorum." "Ben de" deyip adamın ellerini kalbinin üstüne koydu. "Bak nasıl çarpıyor hiç bu kadar hızlı atmamıştı." dedi. Genç adam karısının yüzüne gelen birkaç saç tutumu kulağının arkasına koyup yanağında elini gezdirdi.
"Çok hızlı atıyor kalbe zarar sakinleş"
"Sen böyle dibimdeyken nasıl sakinleşmesini bekliyorsun." dedi utala sıkıla.
"Üzgünüm güzel karım ama bu isteğini yerine getiremem. Sonra canını yakarlar dayanamam." deyip sımsıkı sarıldı.
"Robar bilmediğim bir şey yok değil mi?"
"Yok"
"Tamam. Ben kocama güveniyorum."
"Canım karım güven kocana beni de sakın bırakma."
"Bırakmam zaten o kara çalı küçük bir fırsat bekliyor."
"Boşver onu bugünü en güzel günlerimiz koleksiyonumuza ekleyelim."
"Öyle bir koleksiyonumuz mu var bizim."
"Evet. Hatta albüm dahi yaparız."
"Olur."
"O zaman bugün koleksiyonumuzun dördüncü parçası."
"Bir, iki ve üçe ne oldu?"
"Gülüm birinci parça seninle ilk tanıştığımız gün. İkincisi ise senin bana aşkını itiraf ettiğin gün ve üçünçüsü imam nikahı kıydığımız günün."
"Yaaaa! Robar çok düşüncelisin seni çok ve çok seviyorum."
"Bende seni seviyorum" deyip daha fazla dayanamayarak kadının açıkta kalan boynunu öptüm.
"Robar sen ne zaman boynumu öpmeye kalksan bu işin sonu başka yerlere varıyor."
"Varsın ne güzel olur."
"İnanamıyorum sana kendi nikâhlarına geç kalan çift ilk biz olacağız."
"Olalım canım ne olmuş." dediğinde kadın adamı ittirdi.
"Koskoca ağasın şu insanlar senin ağzından çıkan tek bir kelimeye bakıyorlar kendine gel."
"Ne alakası var? Ben ağayım diye öpemeyecek miyim karımı."
"Ya ben onu mu dedim öp istediğin kadar."
"Gerçekten mi?"
"Ya öf Robar ya! Onu kastettim. Lafın gelişi söyledim. Hem ben heyecandan ne dediğimi bilmiyorum. Kafamı karışıtırma hadi gidelim." deyip boy aynasından göz devirip kendine çaktırmadan baktı.
Arkasında gülümseyen adamı bırakıp odadan çıktı. Sadece karısının duyabileceği ses tonunda "Tabii bulmuşsun şeker gibi ağayı böyle heyecanlanırsın." dedi. Kocasının sesini duyan kadın geri dönüp bir kaç adımda kapıya gelip kısık gözlerle adama baktı. "Şeker mi?" imalı sesle deyip sarı saçlarını da geriye atıp "Sende antep fıstığı gibi kadın bulmuşsun ona ne demeli." deyip gözden kayboldu. Genç adam son kes etrafında bakıp masa da kadının çantasını alıp odadan çıktı. "Doğru söze ne denir." derken merdivenlerin başında bıraksalar birbirlerini bi kaşık suda boğacak derecede nefret eden iki kadın göz gözeydi.
Genç adam hızlı adımlarla karısının yanına gidip elinden tuttu. "Bir sorun mu var?" "Hayır kocacım Zühre de bana geçmem için yer veriyordu." "Gidelim" deyip kadının tüm gücüyle elini sıktığını fark etti. "Her ne söyledi bilmiyorum ama bunu bilerek yapıyor. Sakın ona istediğini vermem." "Sen benim kocamsın. Beni seviyorsun." "Zeramın onun boş laflarına sen bakma kendince kafasında birşeyler kurup söylüyor." "Beni ona benzediği için seviyormuşsun. Yani birbirimizi anımsattığımız doğru ama" "Ben sana kendimi kanıtlamak için ne yapayım." "Hiçbir şey beni sevdiğini biliyorum. Onun bana ne dediğini söyledim." "İnanıyorsun bana." "Tabii ki de inanıyorum şeker gibi ağa kocama." "İşte böyle gül antep fıstığı güzel karım." deyip kadına sarıldı. "Siz az önce tartışıyor muydunuz?" diyen siyah takım giymiş üstüne de siyah ve bordo renginin karışımı hırka giymişti. Ak saçlarını topuz yapmış saçlarının arasına simli tokasını yerleştirmişti.
"Babaanne bu ne güzellik."
"Teşekkür ederim gelinim ama soruma cevap alamadım."
"Hayır etmiyorduk."
"Oh iyi iyi! Bende bir an evlilik için tartışıyorsunuz sandım."
"Hümmen hanım sizin nereden haberiniz oldu diyeceğim ama"
"Erce söyledi sakın kıza bir şey yapayım deme o da olmasa ne halt yediğini bilmeyeceğiz." dedi.
"Ulan Erce! Seni bana kardeş diye tanıktıkları güne lanet olsun."
"Ama abi ya! Bu en güzel gününde ailen de yanında olmasın mı?" dedi genç kız dik başlılıkla.
"Ben bilmiyordum yani onlara söylemeyi." dediğinde yanında öfkeli gözlerle bakan kadına bakamıyordu. "Robar sen kimseye evleneceğimizi söylemedin mı?"
"Hayır"
"Neden oğlum biz burda neciyiz bostan korkuluğu mu?"
"Estağfurullah Saliha Sultan sadece küçük bir imza atıp geleceğiz."
"Senin için sadece bir imza olabilir Robar Bey ama benim için küçük bir imzadan ibaret değil. Ben sevdiklerimin yanında olmasını istiyorum. Ayrıca bu konuyu daha sonra konuşacağız." deyip kaynanasının koluna girip "Biz gidelim anneciğim." deyip kapıya doğru yürüdüler.
Genç kızda abisinin zulmüne yakalanmamak için en güvenli yer olan babaannesinin koluna girip "Hani adımı vermeyecektin Hümmen sultan öyle anlaşmıştık." dedi. Onlarda öndeki iki kadını takip edip sessizce konuşmalarına devam ettiler. "Kim sana bana güven dedi." "Haklısın bu devirde ailene bile güven olmuyor." "Sus kız şunu çağır arkada kaldı kaldı." "Trip yedi ya bir de evleneceği gün ondan." dediğinde arkasına dönerek "Abi nikâh tek gelinle olmuyor." dedi ama demez olaydı. Başına yediği hafif darbeyle elini ağrıyan yere koydu. "Biliyorum gereksiz varlık ayrıca bunun hesabını daha sonra vereceksin." deyip onların önüne geçip şoför koltuğuna oturdu. "Niye hep bende her olay patlıyor." "Çok konuşuyorsun torunum çok." "Konuşmak benim hayat felsefem." "Bu çeneyle garanti evde kalacaksın. En azından bir işe yarada nikâhta fotoğraflarını çek. Sonra her yerde paşamı ve küçük gelinimi paylaşalım." "Paşam mı dedin?" "Çok sorgulama işini yap." deyip onlarda orta yaşlı kadının bulunduğu arabaya binip öndeki aracı takip ettiler.
Akabinde nikâh dairesine girip ikiye ayrılmışlardı. Genç adam avukatının önceden getirdiği alım satım evraklarını evlilik için gerekli evrakların içine karıştırıp arada imzalattı. "Evlenmek için bu kadar çok imza mı atıyor?" "Attığımızda göre evet." "Garip geldi bi an" "Boşver memur araya çıkmıştı birazda gelir ilk bizim nikâhımız kıyılacak." "Hâlâ heyecanlıyım." "Sen bi de beni sor." deyip karısının şakağını öpüp elini tuttu. "Hadi gidelim." dedi. O sırada gençlerin nikahları kıyılacağı salonda aileler birbirleri ile tanışıyordu. "Ne büyük bir incelik." "Serkan nikâh şahitliği yapacağı için geliyordu. Öğrenince bizde gelelim dedik hem Robar ağanın bu güzel gününde yanında da olmak istedik. Onun bize çok faydası dokundu." "Öyle elinden geldiği kadar herkese yardım eder oğlum." "Sizi tanıştırayım bu benim kardeşim Carla bu da eşi." "Tanıştığıma memnun oldum. Bende Saliha kayınvalidem Hümmen bu da kızım Erce." "Bende memnun oldum. Robar'ın öz annesi misiniz?" "Neden böyle bir şey söylediniz anlamadım ama evet onun öz annesiyim." "Şey genelde üvey anne falan oluyor ya ondan dedim. Birde size benzemeyince neyse kusura bakmayın ben bazen böyle saçmalıyorum." Estağfurullah ne kusuru" dediğinde kapının girişinde gelinin ve oğlunu el ele içeri girerken gördü. "İşte geldiler benim çocuklarım." dedi kadın sevinçle.
Sarışın orta yaşlı kadın karşısında kendi gençliğini görünce ne diyeceğini bilemedi. Bu gerçek olabilir miydi? Yıllar sonra ölü bildiği kızını bir kaç sene önce tesadüf eseri eski anıları karıştırırken annesininin günlüğünde bir ihtimal bile olsa yaşadığını öğrenmiş günlerce ağlamıştı. Bu sefer göz yaşları ölü kızı için değil yaşadığını bildiği içindi fakat yıllar üzerinden geçtiği için hiç bir kanıt bulamamış ortada öylece kalmıştı. Ta ki kocasının emekli olduğu için küçük bir sahil kasabasına taşınmak için evlerindeki eşyaları kolilere yerleştirdiği zaman ablası onu arayana kadar.
Arayıpta bulamadığı kızı karşısında sevdiği adamla evlenmek için saniyeler sayıyordu. Ve o bu evliliğe şahit oluyordu. Tanrı kızının büyüdüğünü, okula başladığını, mezun olduğunu ya da ilk iş gününü ona göstermemişti ama hepsinden daha güzelini annesi olarak değilde bir yabancı olarak görüyordu. Yanında onun düşmemesi için belinden tutan kocasının gözlerinin içine bakıp "O benim kızım." dedi. "Bizim kızımız" dedi sessizce saçlarına ak düşmüş adam. Gözyaşlarını akmaması için kendini zor tutan kadın şu anda karşısında soran gözlerle arkadaşına bakan genç kadına bakıyordu. Beyazlar içinde meleklerden bir farkı yoktu.
"Seni tanıştırayım Zümra babam."
"Biliyorum bir kere yemek toplantısına karşılaşmıştık."
"Evet hatırlamana sevindim."
"Hafızam bu gibi şeylerde kuvvetlidir. Ayrıca geldiğiniz içinde teşekkürler." dedi kadın.
Genç adam öfkelendiği gözlerinden belli olan ağaya bakmamaya çalışıyordu. Sanki o gelmelerini istemişti. Peşine takılıp gelmişlerdi. "Bu da Carla abla babamın eşi ayrıca Emma teyzemin kız kardeşi." "Aaaa öyle mi bu ne güzel bir tesadüf sen biliyor muydun Robar?" dedi gözlerindeki sevinçle. "Bende kısa zaman önce öğrendim." dedi adam arkadaşını gözleriyle döverek. "Serkan bi ara bana uğra seninle konuşacaklarım var." "Tamam gelirim ben yarın." dedi ağaya. Kendisi bu boktan saçma oyunun merkezinde hâlâ nasıl olduğunun şaşkınlığından çıkmazken birde başına bu ağa çıkıştı. Şimdi ne bok yiyecekti acaba kaçsa elini koymuş gibi bulurdu. Saklanasa da bir şey değişmezdi en iyisi kendi ayaklarıyla adama gitmekti. En azından cezasında hafifleme olurdu.
Genç kadın karşısında kendi gibi gerçek sarışın kadına elini uzattı. "Tanıştığıma memnun oldum Carla hanım." "Bende memnun oldum Zümra" dedi. Genç kadın elini sıkıştığı kadının gözlerinin dolmasına anlama veremedi. Tam da aynı zaman diliminde genç kız sevgilisini ve onun annesini kapıda gördü. Kimseye çaktırmadan onu arayan gözlere gözlerini buluşturduğunda küçük bir öpücük adı. Onların arkasında nikâh memurunu görünce yanındaki topluluğa "Memur geldi." dedi. Genç adam karısını ordan uzaklaştırmak için hemen elini tutup "İzninizle" deyip nikâh masasına doğru ilerledi. "Bu ararlar sende bi haller var Robar. Serkan'a nasıl baktığını görmedim sanma anlıyorum yabancı kişileri sevmiyorsun ama eminim bunda onun suçu yoktur." "Umarım öyle olur." deyip kadının sandalyesini çekip oturmasını sağladı. O sırada konuklar yerini almaya başlamış alanlar heyecanla gelin ve damadı izliyorlardı.
Herkes memurun ağından çıkan sözler kilitlenmiş gençlerin verdikleri cevaplar alkışlanmıştı. Gelin damadın ayağına basmış imzalar atılmıştı. Son kez nikâh memuru konuştu. "Bende belediyemizin bana verdiği yetkiye dayanılarak sizleri karı koca ilan ediyorum." dedi. Oturan konuklar ayağa kalkıp bazıları ıslak bazıları ise alkışladı fakat bu alkış diğerlerine göre iki kat daha uzun sürdü. Genç kadın yaşlı adamın ona uzattığı kırmızı evlilik cüzdanını alıp bu güzel gününde tanıdığı yeni tanıştığı insanlara bakıp gülümsedi. Uzun zamandır ilk defa gerçek bir ailesi olduğunu hissediyordu. Gülümsemesini hiç bozmadan yanında belinden tutan adama baktı. "Artık bu şeker gibi adam benim." "Bu antep fıstığı gibi kadın benim." "Seni seviyorum jinamin." "Seni seviyorum meremin." değidiğinde adam kadının anlını öptü. "Artık birbirimizin ailesiyiz. Bu aileye küçük Zümra ve Robar ne güzel yakışır." "Çok fırsatcısın kocacım çok." deyip ayakta onlara bakan ailesine elindeki cüzdanı salladı.
Orta yaşlı kadın gördüklerine daha fazla dayanamayıp gözlerinden sevinç yaşları akıttı. Keşke bu anı kocası da görebilirsseydi. Onu o kadar çok özlüyordu ki geceleri yokluğunu daha fazla hissediyordu. Rimelinin biraz akmasını umursamadan göz yaşlarını silerken arkasındaki karı kocanın sesinini duydu. Ardından kadın ablasına "Umarım benim yaptığım hataya düşmez." "Asla o öyle biri değil ben Robar'a güveniyorum." "Bilmiyorum abla ama çok korkuyorum kızımın benimle aynı kaderi paylaşmasını istemiyorum." dediğinde orta yaşlı kadın yerinde çakılı kalmıştı. Aniden arkasını dönüp sarışın kadınla göz göze geldiler. "Kızım mı?" diyebildi şaşkınlığını koruyamadan. Şoku üstünden ilk atan gelinlikçi kadın "Saliha hanım bence bir yerde oturup konuşmamız gerek ama Robar'ın haberi olmasın." dedi. "Söyleyeceklerinizi merak ediyorum." deyip önüne dönüp oğlu ve g
elinine baktı. Neler oluyordu?
HOŞÇAKAL
Oy ve yorum yapmayı unutmayın.
💙💍🤎
