İçeriğe geç

KALBİM SANA SIĞINDI

Bölüm 42 · 8 dk okuma

KALBİM SANA SIĞINDI

Bölüm 42

🖤💙 💍💙🖤...

Bazen

Bazı kadınlar,

saklar yarasını.

Korktuğundan değil,

cesur olduklarından.

Tek başına ayakta durmaya

alışık olduklarından.

Sürmeleri çekerler,

saçlarını keserler,

gülüşlerini ertelerler

ama

ertelemeden hayallerini

devam ederler yaşamaya.

Güven duygusunu saklayarak.



HOŞGELDİN

İyi okumalar.....

Okuduğunuz tarihi yazın....

Bu arada Nervione ile birlikte röportaj yaptık. Bakarsanız sevinirim.

(Günümüz)

Genç adam bir yandan ağlayan diğer yandan bu saçma ama bir o kadar da gerçek olayı anlatan kadına baktı. Şimdi bu kadının dediklerine göre karısı onun beşik kertmesi miydi? Kafasında herşeyi yerine otutturmaya çalışıyordu ama zorlanıyordu. Eli kolunu bağlandığını hissediyordu. Yanlışlıkla öz ailesini bulduğunu karısına nasıl anlatabilirdi. Olayın başından beri sessiz olan yaşlı kadın "Bizi annem böyle kandırdı. O bebeğin günahını hep omuzumuzda taşıdık ve bizi affetmeyene kadar o günah bizimle birlikte yaşayacak." dedi.

"Bunu bana neden anlattınız beni neden kendi günahınıza ortak ettiniz." "Hayır yanlış anlama lütfen, senden sadece bize yardım etmeni istiyoruz. Bu günahtan kurtulalım. Affetsin." "Sadece kendi günahınızdan kurtulmak için mi onu istiyorsunuz?" "Şey... aslında öyle değil." dediğinde genç adam elini kaldırıp karısının annesi olduğu kadını susturdu. "Ben anlayacağımı anladım gerisine gerek yok. Size yardım etmeyeceğim bu onun bileceği bir şey ama fikrimi sorarsanız ben olsam geldiğim gibi geri giderdim çünkü hiç bir şey değişmeyecek. Onu üzdüğünüzle kalacaksınız." değip evi terk etti.

Arabasına biner binmez direksiyonu yumruklamaya başladı. Daha ne kadar kötü olabilir derken daha da kötüsü yaşanıyordu. Tolunoğlu soyundan karısı geliyordu. Kayıplara karışan ikincisi ağa'nın kızıydı. Tolunoğlu mirasçılarından biriydi. Hozan ağa'nın öz yeğeniydi. Bu çıkmazdan nasıl çıkacaktı? Başını direksiyona koyup birkaç dakika bekledikten sonra anahtarı yuvasına koyup kontağı çalıştırdı. Evine gitmek için yola koyuldu.

Akabinde günün yarısını sessiz sedasız geçiren adam çalışma odasında kafasını toparlamak için yerinden kalkıp siyah koltuğa uzanıp gözlerini kapattı. O sırada içeri karısı girip "Robar aşkım valla babaannenin peşine bir dede düşmüş takip isteği atıp atıp duruyor." dedi gülerek. Gözleri kapalı sırt üstü uzanan kocasının önüne diz çöküp elini anlına koydu. "Ateşin de yok, başın mı ağlıyor. Masaj yapmamı ister misin?" "Gerek yok" "İyisin ama değil mi?" "Evet merak etme bir şeyim yok sadece kafamın içinde dönüp dolaşan şeyleri düşünüyorum." dedi ve yerinden doğrulup oturdu. Elini yanında boş yere vurup karısının yanına oturmasını bekledi. "Nedense içimi bi korku sardı." "Önemli bir konu" deyip karısının saçlarını kulağının arkasına koydu. "Şu beşik kertme meselesi" "Himm buldun mu?" "Evet" "Eeee sonuç" "Evli merak etme bizim açımızdan herhangi bir sorun teşkil etmiyor." "Çok şükür bi an kalbim duracaktı." dedi.

Genç adam gülümseyip kadını anlından öpüp başını göğsüne yasladı. "Robar ben çok konuşup senden sürekli birşeyler isteyip canını sıkıyor muyum?" "Bu nereden çıktı?" "Söyleyeceğim ama kızma" "Tamam" "Kerem o hep bana çok konuşuyorsun bi sus ya da yine kafamı ütülemeye başladın diyordu. Şey sende arada bir diyorsun ya saçmalama saatin geldi diye ondan söyledim." "Lan ben sana şaka yapıyorum. Aklına takılacağını bilsem yapar mıyım? Sana kendini kötü hissettirdiğim için özür dilerim." "Sadece sordum biliyorum bana gerçekten söylemediğini." "Ayrıca aksine konuştukça sende kendimi buluyorum. Asıl sesini duymazsam dünyam cehenneme döner." deyip kadının saçlarını öpüp okşadı.

Genç kadın "Canım kocam" deyip adamın beline daha sıkı sarıldı. "Artık beşik kertme meselesini de çözüldüğüne göre yarın rahat bir şekilde evlenebiliriz." "Çok erken değil mi?" "Benimle evlenmek istemiyor musunuz Zümra hanım?" "Ben onun için demedim." "Biliyorum" deyip tekrar kadının saçlarını öptü. "9 ay sonra doğması gereken bir bebek var anne babasını nikahı olmadan mı doğsun çocuğumuz." "Ayyy doğru ben o küçük pürüzü unutmuşum. Çisil Zümra Karakan" "Muhteşem bir uyum var." "Bence de" deyip başını kocasının göğsüne tekrar gömdü. Adam karısının saçlarını severken kadın kocasının tadını çıkardı. Her zaman sadece kendilerinin olduğu sessiz bir ortam ve sarılmaya fırsat bulamıyorlardı değerlendirmek gerekirdi. Aradan geçen dakikalar sonra kadın kafasına takılan bir şey için kocasının adıyla seslendi.

"Efendim güzelim."

"Bir şey benim dikkatimi çekti."

"Nedir o?"

"Sen beni öperken sürekli ya saçlarımı ya da yanağımı ve dudağımı öpüyorsun. Çok az anlımı öpüyorsun öpüncede birşeyler mırıldanıyorsun anlamıyorum."

"Hiç dikkat etmedim ama sana söz öperken önce anlından başlayacağım."

"Yaaa! Sululuk yapma hadi söyle neden?" "Valla dikkat etmedim o an nerden öpesim geldiyse orayı öpüyorum."

"Peki öperken ne diyorsun?"

"Bak işte onu biliyorum. Eskiler gülü koklarken kelime-i şehadet getirirmiş. Bende gülümü kokluyorum ve en çok kokunu aldığım yer anlın."

"Robar ya utanıyorum." deyip başını kocasının göğsüne tekrar gömdü.

Karısının utanması hoşuna giden adam kadının saçlarını okşayıp "Neden utanıyorsun bir çok kadın kocasının ona romantik sözler söylemesini ister. Ben sana söylüyorum da istemiyorsun." dedi gülerek. Genç kadın başını kaldırmadan adamın göğüsüne hafifçe vurdu. "Ben o kadınlardan değilim." dediğinde çalışma odasının kapısı açıldı. İçeriye renkli bastonuyla öfkeli olduğu yüzünden belli olan yaşlı kadın girdi. Yerlerinden doğrulup kendilerine çeki düzen veren çift yaşlı kadına baktı. "Hümmen hanım kapıyı çalsaydınız keşke." Yaşlı kadın torununun gözlerinin içine bakıp "Hiç öyle huyum yoktur. " dedi. "Belli gelişinizden." Torununa göz devirip siyah simli elbisesinin cebinden telefonunu çıkarıp kadına uzattı.

"Hele şu benamus adamı açta yanındaki konuşsun benim peşimi bıraksın. Vazgeçilmez olduğumu biliyorum ama ben kocamı seviyorum dul olmaktan da memnunum. Artık nereden telefon numaramı bulduysa arayıp duruyor. Az önce de aradı Erce'nin dediği gibi yeşil yuvarlağa bastım birden bi adam göründü. Hemen kapattım."

"Hümmen babaanne dede seni görüntülü aramış."

"Bi o eksikti onada adınızı altın harflerle yazdırdınız."

"Heee Robar ağa onuda yaptım oh iyi odu."

"La havle" deyip burun kemiğini sıktı.

Kadının elindeki telefonu alıp Instagram profili kısmına girdi. "Hümmen babaanne sen kendi telefon numaranı bildiğim herkese açmışsın seni ordan bulmuş." "Nasıl" "Burda hakkındakiler kısmında yazıyor. Bunuda herkes görüyor." "Oy Erce oy sen benim başıma daha ne getireceksin." "Siz benim başıma daha ne getireceksiniz." değip dedenin telefon numarasını kendine mesaj yoluyla attı. "Ya hadi açtın hesap niye gönderi ekliyorsun." "Valla eğer sizin zamanınızda olsaydı bu uygulama kesinlikle influencer olurdun." dedi. Gelininin ne dediğini anlamasa da iyi bir şey dediği belliydi. Ne demek olduğunu torunu yokken söyleyecekti. Yoksa alay edeceğini biliyordu. Egosu tavan yapan yaşlı kadının göğüsü kabarıp "Sakın silme şimdi sen bilmezsin falan keşke küçük gelinim sen o adamı kapatsaydın." dedi.

"Ne"

"Engellemekte bahsediyor kendince"

"Heee işte ondan en azından bir iki şey biliyor. Neyse sonra beni bu cırtık ağa'nın çalışma masasında çek."

"Cırtık ne demek?"

"Boşver yine kendince TDK'ya yeni kelime ekliyor." derken babaannesinin gönderilerine göz atıyordu ki yaşlı bir adamın yorumuna denk geldi.

"Yok artık bakın Hümmen hanım senin semendere oturarak çektiğin bir fotoğrafa adamın biri ne yazmış 'Tam benim olacak kadınsın' demiş başka biride 'Sultanlar sultanı neden DM'den mesajlarımı görüpte cevap vermiyorsun. Yeşil gözlerine kurban.' demiş yeminle dedem mezarında ters dönüyor. Artık kapat şunu valla yakında adım kavat ağaya çıkacak."

"Ne alakası var Robar kadında böyle eğleniyor özel hesap yapar telefonu numarasını sileriz olur biter. Hem özel hesap yapınca babaanne onaylamadan kimse onu takip edemez."

"Beni takip edecek kişiye onay mı vereceğim birde yeminle bu bastonla girişirim o adama."

"Al buyur kime ne anlatıyoruz. Senin yaşındakiler açar ilahi dinler, Mekke'ye gider bizimkisi internette sörf yapıyor. Al işte yeminle bana kafayı yedirecek bakıyorum profiline 80-90 yaşında sen nereden biliyorsun DM'yi birde yazmış 'Bu kadar güzel olma kadın aklımı başımdan alıyorsun.' yeminle çocuğum doğduğunda senin yüzünden bana dede demesinden korkuyorum. Bak saçıma aklar düştü senin bu saçma sapan huysuzluklarından birde bana gelmiş diyor konuş beni aramasın." sinirli ve bağırarak konuşup çalışma odasını terk etti.

Kocasının ardından kadın yaşlı kadınınla göz göze gelince geri yerine oturmak zorunda kaldı. "Robar gitti." "Boşver onu beni kıskanıyor o yüzden böyle davranıyor. Onu bunu neyse de kapatmış mı ihtiyar adamı?" "Evet. Özel hesap yaptı bir daha kimse seni rahatsız edemez." "İyi hele beni masada çek wassap ve indeksama hikâye atacağım." "WhatsApp ve Instagram" "Her ne zıkkımsa ondan gavur buluşu. Keretal akıllı işlerini biliyorlar. Bizimki de anca otursun kıçının üstüne." Allah aşkına ikisede ayını şey mi?" "Helle helle bide kocasını savunuyor. Başıma ikinci Robar ağa oldun." "Savunucam tabii o benim kocam." "Savun karşı koy böyle daha zevkli oluyor." "Sen benim kocamı çok üzüyorsun. Halbuki o seni çok seviyor." "Beni seviyor mu?" "Evet" "Himm ama ben onu sevmiyorum." "Tabii eminim öyledir. Bende yedim." deyip kısık sesle gün içinde yaşlı kadının peşinde dolaştı. Kaynanası ile sohbet etti ve akşam yemeğine hizmetli kadınlara yardım edip konuştu. Konakta hayalet gibi gezen kadını görmezden geldi.

Akabinde herkes yatak odalarına geçilmişti. Birbirine sarılarak yatakta uzanan çift sessizce bugüne kadar olan biteni düşünüyorlardı. Genç kadın saçıyla oynayan adama bakıp "Düşünüyorum da benim yerime başka biri gelseydi yine aynı şeyler yaşanır mıydı?" dedi. "Sanmıyorum bizimkisi kader belki şimdi değilde başka bir yerde karşılaşırdık. Sonuçta insan kaderinde kim varsa onu bulur." "Öyle mi düşünüyorsun?" "Evet. Sen nasıl düşünüyorsun?" "O da güzel olsa onunla da evlenirdin hem babaanne onu da yanlış anlardı. Zaten bizim hikayemiz böyle başlamadı mı babaanne sayesinde." dedi kadın. Gerçekten de hikayeleri babaanne tarafından mı başlamıştı yoksa hayalî bir ruh tarafından mı? Sorunun cevabı konağın dilber kızı denilen kişinin şu anda yazdığı beyaz tüylü pembe günlükteydi.

"Bak bu da mantıklı bu paralel evrende sarışın bir kadınla evlendim büyük ihtimalle esmer güzeli falan biri gelirdi."

"Öyle mi Robar bey esmer güzeli demek."

"Sinirlenince çok güzel oluyorsun."

"Bilerek mi söyledin."

"Herhalde benim gözüm senden başkasını görmez."

"Sizi kocama söyleyeceğim işten atsın."

"Him özel hayatı ve iş hayatını birbirine karıştımasak mı?"

"Tabii sadece sizin hayatınızı kurtarmıştım Robar Bey şunu unutmayın ki benim kocam sizi ne hallere sokar. Valla benden sana söylemesi benim eski nişanlıma neler yaptı bi araştırın derim."

"Benim kocam seni döver diyorsunuz yani Zümra hanım."

"Aynen öyle diyorum."

"Peki o zaman görelim bakalım yiğitliğini." deyip tek seferde yataktan destek alarak kadının üstüne çıktı.

"Kocanızı çok seviyor olmalısınız."

"Hemde çok ayrıca sırf onun için babaanne ile de tartıştım."

"Halla halla hiç haberim yoktu" deyip kadının boynuna öpücük kondurdu.

"Büyük bir aşk yaşıyor olmalısınız."

"Hemde ne aşk" dediğinde adam kadının dudaklarına öpücük kondurdu.

"Himm bu aşk nasıl başladı?"

"Kocacığımın konağının avlusunda ilk görüşte. Benim gibi güzel bir kadın görmüş kalbi ilk görüşte vurulmuş." dedi.

Genç adam karısının yüzüne küçük öpücükler kondurmaya devam ederken kadın adamın yumuşak saçlarından elini gezdirmeye başladı. "Sonra bizim ilk görüşteki aşkımız olaylı devam etmeye başladı." dedi. "Eee sonra" "Reklam arası verdik." "Bu hikayenin sonu mutlu bitecek mi?" "Bilmem onu kaderimizi yazana sormak lazım" "Bence bitecek güzel karım." "İnşallah hevesimizi kursağımızda bırakmaz." deyip kocasına ayak uydurdu.

HOŞÇAKAL

(Oy ve yorum yapmayı lütfen unutmayın.)

Bölüm sonu

3 yorum