İçeriğe geç

KALBİM SANA SIĞINDI

Bölüm 40 · 8 dk okuma

KALBİM SANA SIĞINDI

Bölüm 40

Onsuz yaşayamam deme seni onsuz da yaşatırım.

"Kimi benden çok seversen onu senden alırım ve ekler onsuz yaşayamam deme seni onsuz da yaşatırım."

İyi okumalar...

Okuduğunuz tarihi yazın....

Çizgi Studio çok okunuyoruz.

🇹🇷🇹🇷CUMHURİYETİMİZİN 100. YILI KUTLU OLSUN. 🇹🇷🇹🇷

🖤💙💍💙🖤

Genç kadın giyinmiş süslenmiş boy aynasından kendine bakıyordu. Yıllar sonra yüzünde oluşan gülümsemeye baktı. Hayatında ilk defa kendini güzel ve değerli hissediyordu. Onu arayıp soracak merak edecek birileri vardı. Demek böyle bir şeydi tuhaf ama mükemmel bir duygu. Aşık bir kadını yani annesini şimdi anlıyordu. O aşkı annesinden öğrenmişti. Sevilmemesine rağmen sevmeyi kaç yürek kaldırdı.

Tuvalet masasına gidip çekmecesini açtı. İçinden çıkardığı resme bakıp "Kocamı sana yâr etmem." deyip fotoğrafı önce başında sonra da ortasından tutup dörde ayırıp masanın altındaki demir çöp kutusuna attı. Uyandığından beri kasıklarındaki ağrı daha da şiddetlendi. Kendi kendine "Ne zamana kadar sürecek acaba?" diye isyan ederken malûm kişinin sesini duydu. "Defol. O gün sende ona beni bırak demiştin." diye bağırıyordu. Genç kadın hızlı adımlarla odasından çıkıp sağına ve soluna baktı fakat orda kimse yoktu. "Git buradan pis büyücü" diye tekrar ses gelince bu sefer sesin nereden geldiğini anladı. Hemen taş barkondan aşağı avluya baktığında garip kıyafetli falcıyı ve onu iterek kapı dışarı etmek isteyen Zühreyi gördü. İnatla yeriden kıbırdamadan ve ses çıkarmadan duran kadına baktı. O gün saniyeler içinde ortadan kaybolan kadın şimdi neden çıkıp gelmişti. Kocasının ona söyleyeceği çok şeyi vardı. Belki şimdi giderse bir daha göremeyecekti. Ağzının çıktığı kadar bağırarak "Zühre" dedi.

Olaya tanık olup isteselerde hiçbir şey yapamayan kadın ve adamlar balkonda gözlerini kadının üstüne dikmiş öfkeli görünen hanım ağasına baktılar. İçlerinden biri yanındaki kadını dürtüp "Allah sen hayırlara vesile et. Bu hiç iyi olmadı." dedi. "Amin inşallah Nebahat yoksa bu böyle giderse kan gövdeyi götürür." "Ağamın yaptığı akıl sıra erdiremiyorum. Neden bu kadının burada kalmasına izin verdi." "Ne bilem?" O sırada merdivenlerden inip kadına tiksinerek bakıp "Sen hangi hakla benim misafirimi kovmaya kalkışıyorsun." dedi. "Burası benimde ve kocamında evi kimi istersem onu içeri alırım kimi istemezsem onu içeri almam." Daha da öfkelenen kadın elinden bi kaza çıkacak diye korkuyordu. Kendine hakim olarak "Hani nerde göremiyorum kocanı? Benim sinirlerimi zıplatma zaten burada kalmanı hâlâ hazmedemiyorum. Sana yerini ve haddini bil dedikçe sen işin astarını çıkartıyorsun. Kendine gel burası benim evim sen sadece geçici bir figürsün. Anladın mı beni?" dedi.

Kadına doğru yaklaşıp işaret parmağını karşısındaki kadının göğsüne vurup gözlerini bi an bile ayırmadan "Seni bu konaktan kapı dışarı etmeden defol karşımdan." dedi. Yaşananları hayretler içinde izleyen konak ahalisi deli ağlarını yola getireceğini zannettikleri kadını ağları kendisine benzetmişti. İlk gördüklerindeki naif kadın şimdi mavi gözlerinden ateş püskürüyordu. "Şimdi gideceğim ama işimiz seninle hâlâ bitmedi." deyip kadına omuz atarak hızlı ve öfkeli adımlarla odasına gitmek için merdivenlerden çıktı. "Benim konağımda bana posta koymak. Bunun hesabını en sevdiğinle vereceksin." dedi. Genç kadın hâlâ yerinde durup olanları hazmetmeye çalışan konak ahalisine bakmasıyla arkalarını dönüp birbirlerine çarparak işlerinin olduğu yere gittiler. Elinde süpürgesi ile yerinde kalan hizmetliye "Sen neden hâlâ burdasın Asiye?" dedi. "Hanım ağam ben avluyu temizliyordum." "Tamam" deyip başını falcı kadına çevirdi.

Yaşananları film izlermiş gibi balkondan izleyen iki kadın birbirine baktıkları esnada yanlarından kine bulanmış kadın arkasına bile bakmadan "Yaşattığını yaşamakla sınanır insan" deyip geçti. "Sana bununla başa çıkabilir dememişmiydim." "Ne bileyim anne aralarını bozmasından korktum. Bundan herşey beklenir birde üstüne iki canlı." "Haklısın ama bu onların arasındaki sorun gerektiği yerde gerekeni yaparsın." deyip aşağıdaki küçük gelinine baktı. "Şimdi bizim falcı Meryem'i nereden tanıdığını öğrenelim." deyip aşağıdaki iki kadına seslendi. "Gelinim misafinini kapıda bekletme buyur gelsin beraber oturalım." dedi. Genç kadın ürkmesine rağmen falcı kadına eşlik edip iki büyüğünün yanına gidip balkondaki divana oturdular. "Meryem seni görmeyeli uzun zaman oldu. Nasılsın?" Yaşlı falcı kara gözlerin sürdüğü siyah sürme ile daha da korkunç görünmesini sağlamıştı. Oturduğundan beri hipnoz olmuş gibi bakışlarını boş masadan çekmeyen kadın "Zaman yok." deyip aniden genç kadın üstüne çevirdi.

Anlık referans ile korkan kadın elini kalbinin üstüne götürdü. "Meryem seni yıllardır tanırız biz bile alışamadık bu bakışlarına. Kız korktu üstüne birde gebe." "Onun için geldim." "Bebek için mi?" "Hayır senin için" "Benim için mi?" deyip yanında oturan kaynanasına yaklaştı. Gözlerini istese de falcı kadından ayırmadan sessizce "Anne sence korkmalı mıyım?" dedi. "Çaktırma bende korkuyorum." dediğinde falcı genç kadının elini yakalayıp kendine doğru çekti. Olayın korkusundan küçük çaplı çığlık atan iki kadın birbirlerine bakıp sonra falcıya baktılar. "Geldin bu konağa girdin ama yanında hiç hayırlı olmayan şeylere girdin." deyip işaret parmağını kadının avuç içlerinde gezindirdi. Kilitlenmiş gibi falcının gözlerinin içine bakan kadın siyah göz bebeklerinin kaybolduğunu onun yerini aklar almıştı. Korkudan çığlık atmak istemesine rağmen sanki dudakları birbirine kilitlenmişti. Sanki falcının komutu ile hareket edebiliyordu. "Kötü bir şey olacak." "Hayırlara vesile olsun" dediğinde orta yaşlı kadın falcının keskin bakışları ile karşılaştı.

Onları duvar ağzından dinleyen hizmeti kadın aşağıda sessizce onu çağıran kadınlara baktı. "Ne bağırıyorsunuz azıcık sessiz olun duyamıyorum." "Sen mi duyamican Şehriyar. Duyda inanma." "Amann bee" "Oraya seni boşuna mı çıkardık sanıyorsun. Biz becerenediğimiz için sen gittin." "Adımız çıkmış dokuza inmez sekize." "Off bacılar tartışmayı kesinde neler konuşuyorlar onu de bize Şehriyar." "Tamam tamam bombayı patlatıyorum." "Şehriyar" "Kızma be abla bu da bizim eğlencemiz." "Söylesene kız" "Hanım ağam için gelmiş." "Ne" "Hee valla birde dediki gelirken musibetle gelmişsin etrafın dolu dönüp dolaşıyorlar. Çok mu çok kötü şeyler olacak dediydi birde bebek ile ilgili birşeyler dedi orasını duyamadım amma sonradan ölüm falan dediydiler. Amanın başımıza gelenlere bakın hele." "Bana bak Şehriyar yalan ya da abartmıyorsun değil mi?" "İki gözüm önüme aksın ki ablam. Neyse beni tutmayın ben dinleyip gelem" deyip duvarın dibinde yerini aldı.

"Amanın hanım ağamıza üç halfliler musallat olmuş."

"Benim bildiğim çok iyi bir hoca var onu mu çağırsak."

"Heee bildim aşağı köydeki hoca."

"Bacılar kendinize gelin bilmez misiniz siz Şehriyarı bire bin katar anlatır. Ben işin aslını astarını güzelce büyük hanımdan öğrenirim." dedi. Hâlâ içlerinde kuşku kalan kadınla birbirlerine bakıp fısıldaşmalara başladılar.

"Meryem hanım söyledim bir daha söylüyorum bilmiyorum. Gelecekte olacak şeyi ben nasıl bilebilirim?"

"Biliyorsun şöyle ne olacak."

"Valla bilmiyorum"

"Biliyorsun tam da şurada hissediyorsun." deyip elini kadının kalbinin üstüne koydu.

"Bende orada hissettim" deyip sesini sonlara doğru gürleştirdi.

"Sana boşuna mavi boncuk takmadım." deyip elini masaya vurdu.

Hayretler içinde kalan kadınlar mavi boncuğun anlamını bildikleri için ellerini ağızlarına götürürken falcının sesini duyan kapıdaki bir kaç adam ise birbirlerine şaşkınlıkla baktılar. "Lan bu iki gündür herkesin merak ettiği ikinci mavi boncuk ağalarımızmış." "Ulan birde o kadar kafa patlattık kim evlendi kimin için taktı diye meğerse yanı başımızdamışlar." "Hee geçen kahvehanede adamlar konuşuyorlardı. Bu mavi boncuk aşkın kederini anlatırmış." Valla bende ölüm falan diye duydum." "Bende başka bir şey olarak duymuştum. Dua edelim de kötü bir şey olmasın ilk kendine taktı ne haldeler biri delirdi diğeri yaşayan ölü." "Ben bi girip içeri bakam o falcı birşey yapmasa bari." Kapıdaki büyük aslan figürlü kapı tokmağını çalıp içeri girdi. "Aşağıda sessizce konuşup toplaşan kadınlara başını salladı.

"Bacılar hanım ağlarım nerededir?"

"Yukarı balkondanki divanda otururlar Basri "

"Sağ olasın Gülsüm bacı" deyip hızlı adımlarla merdiveni çıktı.

Onun cevap vermesi zorunlumuydu ne olurdu da başkası konuşsaydı. Kalbinin atışları onu her gördüğünde zaten hızlanıyordu sesini duyunca yerinden fırlayacak gibi oluyordu. Ona bir kere bile bakmayan adamı hâlâ nasıl sevebiliyordu o bile anlamıyordu. Sinirden ayağını hızla yere vurup "Bacı kadar başına taş düşsün Basri deyip " sustu. "Bu konularda bazı erkekler utangaçlardır sana da utangaçı düştü." "Beni hâlâ görmüyor Latife abla." "Görüyor ama cesaret edemiyor. Az daha sabret gelecektir sana" deyip elini kadının omzuna attı.

Divanın bulunduğu köşeye giderken duvar köşesinde onları gizlice dinleyen dedikodu uzmanı kadını gördü. "Ne ediysin burada Şehriyar bacı?" "Hiçbir şey Basri" deyip yakalanmanın endişesi ile "Hadi selamet" deyip bulunduğu yeri terk etti. "Siz kadınlar yok mu?" deyip köşeyi dönüp olduğu yerde durdu. "Müsaade var mı hanımım?" "Vardır ne diyeceksin de Basri?" "Bana ihtiyacınız var mı?" "Yoktur sağolasın" "Siz nasıl isterseniz hanımım ama ben genede şu köşe başında bekliyor olacağım. Ağamın emriydi." "Münasiptir" diyen kadın adama eliyle gidebilirsin dedi. Siyahlar içindeki adam az önce kadının laf dinlemek için durduğu yere gidip orada beklemeye başladı. Kulakları falcı kadının tiz sesini işitti. "Ölüm kapınıza dört nala koşar gibi geliyor. Ağıtlar, göz yaşı ve tabutlar." deyip orta yaşlı kadının gözlerinin içine baktı. "O sandığa sakladığını sırların gün yüzüne çıkacak." dedi. Her iki kadında ortada duran kadına korkarak baktı.

Konuşmanın sonu kötüye gittiği için yaşlı kadın bastonu yere vurarak "Meryem yeter" sertçe dedi. "Hayır ya şimdi asla" deyip tekrar kadının elini tuttu. "Ona dikkat et ölüm ona kucak açmış. Seni mavi boncuk bekliyor." deyip kahkaha attı. Gözlerini genç kadınınkine kilitleyip "Zamanı geldiğinde anlayacaksın işte o zaman tekrar burada olacağım ama sen" deyip sustu. "Ama ne?" "Gitmem gerek" "Hiçbir yere gidemezsin hâlâ Robar gelmedi sana söyleyecekleri vardı ama sen o gün ortadan kayboldun." dedi. Siyah kına ile süslenmiş işaret parmağını kadının dudaklarına götürüp "Şişş olmaz o seni buldu şimdi ise sıra gerçeklerle yüzleşme zamanında ona söyle sensizlikle sınandığı zaman tekrar karşına çıkacağım." deyip yere bakarak kendi dilinde birşeyler söyleyerek giderken bir daha kahkaha attı.

Korkudan olduğu yerde kalan kadın gözleri dolu iki büyüğüne baktı. "Dediklerini dikkate almalımıyız?" Gelininin korktuğunu gören kadın ona sarılıp başını okşadı. "Sen ona bakma öylesine beyninin içinde birşeyler kurgular konuşur. Kafası biraz gidiktir. Üzme sen tatlı canını." "Tamam" "Geldi salak salak konuştu çekip gitti. Dedik birde bu kız gebedir diye. Korktun sen hadi yüzünü yıkada kendine gel. Anlatırız sana nasıl böyle olduğunu." "Biliyorum. İbretlik bir aşk hikayesi var." "Aynen öyle ama bu onların suçu." "Nasıl yani?" "Kalplerindeki ilk sıraya aşklarını kattılar. Ya Rabb diyor ki; kimi benden çok seversen onu senden alırım ve ekler onsuz yaşayamam deme seni onsuz da yaşatırım."

HOŞÇAKAL

(Lütfen oy

ve yorum yapmayı unutmayın.) Bir emoji bile olur. 🙃

Bölüm sonu

7 yorum