İçeriğe geç

KALBİM SANA SIĞINDI

Bölüm 34 · 8 dk okuma

KALBİM SANA SIĞINDI

Bölüm 34

Tu her hebi jiyanamın. Dev jimin bernet. (Sen hep ol hayatım. Beni bırakma.)

🌹"Tu her hebi jiyanamın. Dev jimin bernet.

(Sen hep ol hayatım. Beni bırakma.)"🌹

Tiktok hesap:

asli_office_kitaplari

(Lütfen emeğe saygı beğenip yorum yapmayı unutmayın...🖤❤️)

İyi okumalar....📖

Arabanın penceresinden dışarı bakan kadın başını sevdiği adama çevirdi. "Cidden bunu yaptığına inanamıyorum." "İnan rıhemin (ruhum) çünkü yaptım. Hiç pişman değilim." dedi ve soldan dönüş yaptı. "Peki ne zamandan beri beni aldatıyormuş." "En başından" "Tarih demek istedim." "Bu konuları konuşmasak dilemin (yüreğim)." "Bilmek istiyorum." "Konağa gittiğimizde anlatsam." "Olur" dedi kadın. Sevdiğini üzgün haline dayanamayan adam "Konağa gittiğimizde sana bir şey okuyacağım." "Neyi" "Senin bana aldığın deftere sana yazdıklarımı okuyacağım." deyip mağazanın önünde durdu. "Geldim" deyip kadına baktı. "Burada beğeneceğini düşündüğüm kıyafetler var olmadı başka mağazalara da bakarız bu sayede sana da giyecek bir şeyler almış oluruz." dedi. "Olur"

Genç kadın arabadan iner inmez vitrindeki beyaz elbisede gözü takılı kalmıştı. Hemen önüne gidip arkasındaki adama "Robar bunu alalım mı?" dedi. Genç adam kadının arkasından yaklaşık boyu boyun kökünü öptü. "Biliyordum bunu beğeneceğini istersen tüm renklerinden alalım." dedi. "Canım mêrêmin" "Canım jinamin" deyip kadını mağazanın içine soktu. Beğendiği elbisenin kendine göre bedenini mağaza çalışanından isteyip kabinde giydi. Onu dışarıda bekleyen adamın onu beğenip beğenmeyeceğini merak ediyordu. Kırmızı perdeyi çekip elleri cebinde karşısındaki sevdiği adama baktı. "Nasıl olmuş?" dediğinde kadının güzelliği karşısında dili tutuldu. Bu kadar güzel olması şart mıydı? "Ses çıkarmadığına göre beğenmedin." deyip suratı asık bir şekilde yanındaki duvara monte edilmiş boy aynasından kendine baktı. Hâlbuki çok beğenmişti. Ona arkadan sarılıp başını kadının omuzuna koyan adam aynadan her defasında hayran kaldığı gözlere baktı.

"Merak ediyorum da seni çirkin gösterecek bir kıyafet var mı? Gerçi sen onun içinde bile parlarsın."

"Nereden vuracağını çok iyi biliyorsun."

"Hayat sayesinde öğrendik."

"Belli acımasızlığının da öğretmiş."

"Hak etmişti"

"Hadi o neyse Serkan'a niye öldürecekmiş gibi bakıyordu. O sana ne yaptı bi an dedim şimdi çocuğun üstüne saldıracak."

"Yanına oturdu."

"Bu mu?"

"Evet onun bacaklarını kırmama yeter de artar. Bence makul bir sebep."

"Gerçekten de acımasız olunca tam oluyorsun."

"Sen öyle sen o kadar acımasız değilim."

"Robar ağa hadi ona da kabul de niye durduk yere Yiğit'i tehdit ediyorsun."

"Elin adamları için yemediğimiz bi trip kalmıştı oda tam oldu."

"Afiyet olsun."

"Trip yerine seni yesem."

"Lafı dolandırma"

"Kardeşime aşık o dua etsin Erce'ye yoksa orada kıracaktım kollarını. Ayrıca bu iki herif arkadaş değil mi birinin kolları diğerinin ayakları olmayacak ikisi birbirini ölüme kadar götürür."

"Ya benim de bir abim varsa ve senin hakkında öyle düşünüyorsa."

"O onu geçecek"

"Sen yapıyorsun da başkası kardeşini aldı diye sana yapmayacak mı?"

"Yüreği yetiyorsa buyur gelsin başımın üstünde yeri var."

"Senden korkulur vallahi yeni anlıyorum herkesin neden eski Robar'ı istemediklerini. Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyip bana gerçek yüzünü göstermediniz mêrêmin."

"Sana istiyorsan şimdi gidebilirsin dememi bekliyorsan yanıyorsun."

"Öyle bir şey olmayacak mêrêmin."

"Tu her hebi jiyanamın. Dev jimin bernet. (Sen hep ol hayatım. Beni bırakma.)"

"Sen bana birşeyler söylüyorsun ama anlamıyorum bende konuşmak istiyorum."

"Tekrar öğretmenin olmaya hazırım jinamin."

"Bundan memnuniyet duyarım ödemeniz nasıl olsun."

"Onu daha makul ve yalnız kaldığımız zaman da konuşuruz."

"O zamanın gelmesi için evli olmamız gerekiyor."

"Bizde evleniriz"

"Konu evlilikten açılmışken sizi bu konuda aydınlatma mı ister misiniz?"

"Neden olmasın."

"Sizin az önce kollarını ve ayaklarını kırmak istediğiniz kişilere ihtiyacınız olacağını söylesem."

"Nasıl"

"Bildiğim kadarıyla şahitlere ihtiyaç var ve malum durumumuzu onlar sadece bildiği için iki herife mahcup kaldık."

"Ben onu unuttum. Allah'tan acele ettirip kırmamışım bir yerlerini. İşimi halledeyim sonra icaplarına bakarım."

"Robar"

"Şaka yaptım hadi üstünü çıkar yoksa birazdan o kabine beraber gireceğiz." dedi.

Ona gülümseyen gözlere bakan kadın sevdiğinin yanından ayrılıp kabinde üstünü değiştirdi. Mağazadan ve diğer gezdikleri mağazadan aldıkları kıyafetlerinin bazılarını deneyim bazılarını da denemeden aldı. Gezdiği birkaç ayakkabı mağazasından aldığı elbiselere göre ayakkabı çeşitlerini almıştı. Genç adam arabasının bagajının kapağını kapattı. "Konağa mı gidiyoruz." "Hayır nikaha" "Kimin" "Bizim" "Sen ciddi misin?" "Herhalde gülüm" "Buradakiler seni tanıyor yalanımız ortaya çıkmasın." "Burada kıymayacağız" "Nerede" "Midyat'tan uzak kimsenin doğru düzgün beni bilmediği yere." deyip arabaya bindiler. "Bizimkileri çağırmak lazım" "Piç kuruları" sessizce deyip telefonu çıkardı. "Var mı sende telefon numaraları." "Yiğit var ama ona da gerek yok o kucike benamus (şerefsiz köpek) Erce'nin yanındadır." "Az önce ne dediğini anlamadım ama küfür ettiğini mimiklerinden bile anladım." dediğinde kadın sevdiği adam telefonu kulağına koydu.

"Alo Erce o benamus orada mı?" "Hayır abi neden burada olsun." dediğinde telefonun karşı tarafından adamın sesini duydu. "Meleğim kiminle gizli gizli konuşuyorsun." dedi. "Bana siktirmesin sana meleğim diyen ağzına. Dua etsin ki ona ihtiyacım var yoksa o sana doladığı kollarını kırıp bi yerine koyardım. Telefonu ona ver." dedi öfkeli sesiyle. "Yiğit abim seni istiyor." "Ha siktir" "Seni duyuyor küfür etme." dedi telefonu sevdiğine uzattı. "Al lan şu telefonu" "Buyur Robar abi" "Başlatma şimdi abine ha siktir öyle mi ezê te bivapînım xwîn ji dev û pozê te tê. (Seni bi sikerim ağzından burnundan kan gelir.)" "Yaparsın abi" "Kes o yanındaki pezevenki de alıp kardeşimle beraber Midyat çıkışına gel." deyip kapattı. "Ona küfür ettin hiç gocunmadı üstüne yaparsın dedi." "O piç alışkındır biz Emma hanımın gelinlikçi mağazasına gidelim orada aldığımız beyaz kıyafeti giy sonra da direk nikaha." deyip arabasını çalıştırıp mağazaya sürdü.

Yol boyunca ses çıkartmayan kadın mağazaya geldiklerinde giyeceklerini alıp içeri girdiler. Herkes bi işin ucundan tutmuş çalışıyordu. "Hoşgeldiniz yine acele işimiz var deme çünkü bizim kiza sözüm var." "Acele bir nikah yetişmemiz lazım ve kıyafeti uygun değil. En yakın mağazadan bi elbise alıp buraya geldik giymesi için." "Tabii giyebilir." dedi kıza baktı. Hâlâ ilk günkü kadar şaşkındı. Nasıl olurda bu kadar benzerdi. "Yerini biliyorsun gelin hanim." "Evet" deyip önce lavabo bahanesiyle abdest alıp kızın elinden aldığı giysi karton poşetleriyle kabine girdi. "Bu bilekliği ağana verebilir misin? Elbiseme takılıp duruyor yırtılacak diye korkuyorum." "Peki hanımağam" deyip kadının uzattığı bilekliği alıp adama götürdü. "Ağam hanımağam verdi. Elbisesine takılıp duruyormuş." dedi. Genç ağa kızın elindeki bilekliği alıp ceketinin iç cebine koyduğunu sanarken yere düşürmüştü. Yerde duran biletlik artık gerçek sahibini bulmaya gidiyordu. Carla

Genç kadın elbisesini giyip dışarı çıktı. Onu bekleyen kıza gülümsedi. "Nasıl" "Çok güzel olmuşsunuz hanımağam." "Teşekkürler" dedi. O sırada ağanın yanına gelen yaşlı kadın "Kizlar gelin hanimi bi elden geçilelim. Makyaj saç falan anladiniz." dedi. İki kişi makyaj iki kişi kadının saçlarını yapmaya başladı. "Emma hanımın bu duvağı almak istiyorum." "Ne yapacaksın onu?" "Dedim ya nikah yetişeceğiz orada taksın." "Şilan ağan ile ilgilen" dedi. Genç kız ağanın istediği duvağı paket yapıp ücretini alarak verdi. "Yakişacak" "Biliyorum" "Onun yaninda bambaşka biri oluyorsun." dedi. Onunla bile konuşurken gözlerini kadından alamayan adama "Onu gerçekten seviyorsun. Zühre gelmiş." "Geldiği gibi geri gidecek ayrıca onu Zühre'ye benzediği için sevmiyorum onu gerçekten seviyorsum." "Eee ben ne dedim." "Geç kalacağız" "Ah Robar ağa senin için kaç kadın birbirlerine düştü. Yelda'nın bir kaç ay ömrü kaldı dedi doktor." "Ben hazırım Robar" Yelda işte bundan ibaretti umursanmayacak kadar yok oluş. Kalbini onu hiçbir zaman sevmeyecek adama kaptırmıştı. Adama etti âh'ın bir kısmı tutmuş diğer kısımı yaratanın bile gücüne gittiği için kuluna acıyıp güzel bir sonuca bağlamıştı. Yaşlı kadın mağazadan ayrılan iki gence baktı. "Âh Yelda sen kendi kendini bitirdin be kizim. Senin olmayacak birine bu kadar bağalanman gerekiyor muydu?

Akabinde genç kadın ve ağa arabaya binmiş Midyat çıkışına gelmişlerdi. "Orada bekliyorlar" deyip yanlarına sürdü. Çalışır vaziyette arabayı istop eden ağa filtreli camını açtı. "Camı aç camı" dedi. Açılan camdan ayaklarını kırmak istediği adamı görünce kan beynine fırladı. Fakat ona ihtiyacı vardı. "Çekil lan kenara o benamus (şerefsiz) göreyim." "Nerde lan Erce" "Burada abi arkada" dediğinde arabanın arka camı açılıp kız kardeşi "Burdayım abi merak etme öne oturmadım." "Sus kız in aşağı geç arabaya." "Öf abi ya" deyip çantasını alarak abisinin arabasına bindi. "Yıllar geçmesine ve birbirinizi görmemenize rağmen Maşallah ilkel çağdan kalma iletişiminiz hâle devam ediyor." dedi abisine trip atarak. Genç kadın görümcesinin asık suratına bakıp yanındaki adama "Ne vardı da o arabada gelseydi Robar" "O piç kurusu var." "Benden bahsediyor yenge" "Bak nasıl da kendini biliyor. Bizimkine kendini affettirmiş buda hemen yelkenleri suya indirmiş. Ben sana boşuna mı dövüşmeyi öğrettim kız." "Merak etme Robar ağa ben nasibimi aldım." deyip elini morarmış gözüne götürerek "Ahha bu da kanıtı" "Güzel vurmamış benim seninle işim bittiğinde her iki gözünede HD çekerim." "Sen nasıl diyorsan." "Vakit kaybediyoruz beni takip et." deyip camını kapattı. "Afferim kız ama bir daha o reş kuçik (kara köpek) yanında havladığını görürsem sonu pek hoş olmaz." "Biliyorum" "İyi" deyip fites değiştirip taşlı ve topraklı yolda sürmeye devam etti.

Öndeki siyah passatı takip eden adam yanında oturan arkadaşına baktı. "Ne bakıyorsun oğlum" "Kendi topraklarına geldiğinde 180 derece nasıl dönmüşsün." "İnsanın kendi özünü ortaya çıkartıyor imanına yandığımın toprakları." "Nasıl bi kişiliksiniz anlamadım." "Onu bunu bırak da sana anlattığım meydan dayağı olayının kahramanı." "Onu anladım. Ferhat Kerem'i söylediğinde benim bile canım yandı. Nasıl bi adam sende nasıl yürek varsa bu adamın kardeşini seviyorsun. Dikkat et seninkide gitmesin." "Bir ara gidiyordu ama ucuz yırttık." "Adam manyak falan ama harbi karizma." "Öyledir" "Adam manyak bana kafayı taktı." "Boşver alışıyorsun banada takmıştı." "Mış mı ulan it kafalı mış-miş eki geçmiş zaman eki adam hâlâ sana takık." "Eee kardeşini seviyorum bi zahmet" "Anasını satayım ben neye düştüm." deyip başını taşlı yola çevirdi.

Uzun yolculuktan sonra girdikleri bi köye boş buldukları yere arabalarını park ettiler. Yoldan geçen minyon boylu kapalı güzel kıza "Merhaba biz cami hocasını arıyoruz. Nerede bulabiliriz" dedi kadın. "Adı üstünde cami hocası ya camide ya da caminin yanındaki barakada" "Teşekkür ederim bu arada ben Zümra" deyip elini uzattı. Genç kız bi kadına birde eline bakıp "Pınar kusura bakmayın temastan hoşlanmıyorum. İşlerim var eve gitmem gerek." deyip yanından ayrıldı. "Ne garip kız" "Biraz" "Robar iftara yetişebilecek miyiz? Bu arada babaannen Serkan'ı da davet etti. Bahane kabul etmem de dedi." "Bu kadın bir gün beni kanser edecek." "Teşekkürlerimi iletirsin Zümra ben gelmeyeyim." dedi.

Arkadaşının omzuna vuran genç adam "Merak etme yenge işimiz biter bitmez basarsak gaza iftara yetişiriz." "Yetişiriz derken" "Hepimiz" "Hepimiz mi?" "Evet hepimiz Robar şimdi şu hocayı bulalım. Toprakta topuklu ayakkabıyla yürüyemiyorum." "Dua et hanımağana" "Sözünü dinletiyor kimin karısı olacak." "Artık şu nikahı kıyalım ve bir ay içinde gerçekten hala olmak istiyorum." "O haltı yemeden önce düşünecektin." "Bende düşünecek kafa yok sen demiştin." "İşine gelince o kafa makina gibi" "O değilde biz böyle süper bi grup olduk. Bence bozmayalım." "Bunları daha sonra konuşabilir miyiz lütfen" dediğinde kadına herkes baktı. "Ne bakıyorsunuz hadi gidelim." deyip taşlı yolda elbisesini kaldırarak ilerledi. Köyün çıkışında yapılmış olan camiye vardıklarında ağa caminin avlusunda bulunan şadırvandan abdest alıp ayakkabılarını çıkararak caminin içine girdiler.

HOŞÇAKAL

Bölüm sonu

2 yorum