İki kadın hastane odasının kapısına geldiğinde Saliha hanımın telefonu çaldı. Arkadaşının kolunda duran çantasının içinden telefonunu bulmaya çalıştı. Fakat o bulana kadar telefon kapanmıştı. Son gelen aramalara baktığında konağın baş hizmetlisi Latifenin aradığını gördü. Numaranın üstüne tıklayıp kulağına koydu. İlk çalışta açılan telefondan kaynanasının kızgın ve öfkeli sesi duyuluyordu. "Saliha hanım Mardin kapalı çarşıdaki olay yüzünden çalkalanıyor. Hümmen hanım burada sinir krizi geçirmek üzere. Herkes sizi ve gelin hanımı merak ediyor." Dedi ağlamaklı sesiyle. Kaynanasının gelinlerine ne kadar düşkün olduğunu gayet iyi biliyordu. Gerektiğinde kocasına, oğluna ve torununa karşı gelmişti. Saliha hanım kaynanasından ne görmüşse aynısını gelinine yapacaktı. "Latife söyle merak etmesinler biz iyiyiz ama her ihtimale karşı bu gece burda kalacak. Bende onun yanında refakatçi kalacağım. Bi araba gönder Erceyi alsın." Dedi. Hizmetli kadın sanki telefonda konuştu kişi karşındaymış gibi başını salladı. "Tamam hanımım hemen arabayı hazırlatıp gönderiyorum. Herkese büyük geçmiş olsun." Dediğinde "Sağ ol" dedi. İki tarafta telefonu kapattığında Saliha hanım odanın kapısını açıp içine girdi.
Konakta herkes neler olup bittiğini az çok biliyordu. Merak ettikleri iki hanım ağalarının durumuydu. Elindeki telefonu elle örülmüş yeleğinin cebine koydu. Ocağın altını kısan genç hizmetli ve kışlık için hazırladığı lahana turşusu şişesinin kapağını kapatan orta yaşlı mutfak hizmetlisinin gözleri kadını buldu. Boş hizmetli hanımının ona dediklerini çalışma arkadaşlarına anlattı. İki mutfak hizmetlisi duyduklarından sonra aldıkları nefesi verdiler. Olaylar konağa kadar ulaştığında herkesi telaş ve merak salmıştı. Özellikle Saliha Hanım'ın diyabet hastalığından korkuyorlardı. Hizmetli kadın mutfaktan çıkıp semenderde iki eli bastonunda onu bekleyen öfkeli bir o kadar da merhametli yaşlı kadına doğru gitti. Semendere yaklaştığında korkudan geri gitmek istesede gitmedi. Ellerini önünde birbirine bağlayan hizmetli yaşlı kadına "Müsade var mıdır hanım ağam?" dedi. Yaşlı kadın sesin sahibine bakıp bastonuyla işaret yaptı. "Gel" Dedi. Türkçeyi anlıyor fakat çok iyi çeviremiyordu. Torunu sayesinde az buçuk konuşuyordu. "Saliha hanımla konuştum ikisininde durumu iyiymiş fakat gelin ağam her ihtimale karşı hastanede bu geceyi geçirecekmiş. Saliha Hanım onun yanında kalacağını söyledi. Birde küçük hanımı almak için araba göndermemi istedi." Dedi. Yaşlı kadın duyduklarıyla gözlerini kapatıp açtı. Bir kaç gündür içindeki sıkıntının nedenini bulmuştu ya da öyle sanıyordu.
Genç kız uzandırdıktan sonra tekli çimen koltuğa oturdu. Genç kadına özenmek elde değildi. Kızı gibi gören kaynana ve gözünü kırpmadan onun için herşeyini feda edecek kocası olacaktı. Oda bi gün böyle aileye gelin gidecek miydi? Bugüne kadar evlilik düşüncesi aklından geçmemeşti. Etrafındaki kişiler tek tek evlenmeye başladığı için onunda bilinç altına mı sinmişti? O kara çocuğu bulup tekme tokat dövene kadar evlenmek istemiyordu. Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıydı. Biçimsiz yaratık bir gün elbet gelecekti yaptıklarının acısını yaşatacaktı. Sürüm sürüm süründürecek ayaklarında pas pas edecekti. Ne zaman odaya girdiklerini bilmediği annesinin sesiyle kurduğu düşler ülkesinden "U" dönüşü yapıp gerçek dünyaya geldi. "Kızım sana sesleniyorum duymuyor musun?" Dedi. Annesine ne cevap vereceğini bilemedi. "Şey anne dalmışım." Dedi. Orta yaşlı kadın gelininin yanına gidip yatağının yanına oturdu. "Çok derinlere dalma sen yüzme bilmesin. Seni kurtaranda olmaz." Dedi kızına bakıp. Sonra elinini gelininin anlına koydu, yüzü çok solgun görünüyordu. "Espinine hayran kaldım anneciğim şimdi bi reklam arası verelim sonra devam ederiz. Bu arada yengem uyandığında onları bilmek istedi bende anlattım." Dedi. Orta yaşlı kadın fal taşı gibi açılan gözlerle kızına baktı. "Kızım sen ne yaptın? Yengenin halini görmüyor musun? Birde herşeyi anlattım diyorsun. Ay! Çıldıracağım." Dedi feryat ederek. Genç kız annesinden yediği azarın haklı olduğunu biliyordu. Ama bir an boşluğuna gelmişti. İş işten geçmişti.
- Akşam oldu Saliha ben gideğim, apartopar çıktık dükkandan başı boş kaldı. Tekrar hepimize büyük geçmiş olsun.
- Fistan akşam akşam kadın başına gitme. İti var kopuğu var bekle birazdan Erceyi almaya geldiklerinde senide bıraksınlar.
- Refakatçı olarak kim kalacak?
- Ben kalacağım, hadi kalk hazırlan birazdan araba gelecek.
- Ama anne sen zaten hast...
- Sözümü ikletmekten hoşlanmadığımı biliyorsun.
Genç kız annesinin oteriter sesinden kesin konuştuğunu anlamıştı. Ne dese boş olacağını bidiği için kabul etmek zorunda kaldı. "Tamam" Dedi. Genç kız artık emindi annesi babaannesini örnek alıyordu. Kendisinin de annesini örnek alması gibi. O esnada kapı çalınıp odaya konaktaki korumalardan biri girdi. Ellerinin önünde bağlayıp konuştu. "Büyük geçmiş olsun hanımım. Arabayı getirdim." Dedi. Genç kız koltuğun üstünde duran siyah hırkasını aldı. Kobinin üstünde duran çantasını da alıp gelinlikçinin koluna girdi. "Sağ ol Hamit sanada büyük geçmiş olsun. Kızının durumu nasıl?" Dedi tebesüm ederek. "İyi ağam sayesinde o olmasaydı ameliyat parasını bulamazdım. Belki şimdiye kadar el kadar bebem kara toprağın altında olacaktı. Allah sizden ve ağamdan bin kere razı olsun. Her namazda ağam için en hayırlısı dua ediyorum." Dedi. Orta yaşlı kadın yataktan kalkıp korumanın omzuna anne edasıyla vurup "En hayırlısı neyse tüm insanlık için o olsun Hamit. Bu arada giderken Fistanı da bırakı ver." dedi. Kızının oturduğu koltuğa oturdu "Yarın olmassada bir kaç gün sonra gelin hanımı görmeye geleceğim." dedi. Saliha hanım arkadaşını gözleriyle onayladı. Akabinde herkes odadan çıkınca orta yaşlı kadın rahat bi nefes aldı. Gözleri gelininin bulunca içi burkuldu. Aynı kocasını sevdiği gibi gelini oğlunu seviyordu. Bu ailede erkekler kadınları arkada gözü yaşlı bırakırlardı. Bu ararar çok boşlamıştı kocasını yanına gidemiyordu. Toprağının kurumasını istemiyordu. Hayat kadını çok yoruyordu. Yaşanan olaylar üst üste geliyor ve gelmeye devam ediyordu. Kendisi bile ayakta nasıl kaldığını bilmiyordu. Tek umudu "Her şerde vardır bi hayır." cümlesiydi. Rahat olmasada gözlerini kapatıp uyumak istiyordu.
Orta yaşlı kadın gözlerini odanın içinden gelen tıkırtı sesiyle açtı. "Uyandırdım mı? Kusura bakmayın." Dedi genç hemşire. Kadın karşısında elinde gri hastane yatak örtüsüyle duran hemşireye baktı. "Ben nöbetçi hemşireyimde. Kapının önünden geçerken sesler duydum girmek istedim. Hanımefendi uykusunda ağlayarak birinin adını sayıklıyordu." Dedi. Elindeki örtüyü kadına uzattı. Orta yaşlı kadın örtüyü alıp "Sağ ol" kızım değip aldı. Hemşire gülümseyerek "Rica ederim" değip odadan çıktı. Bakışları gelinini bulduğunda rüyasında ağlayacak kadar ne gördüğünü merak etmişti. Sabah kalktığında ona sormaya karar verdi. Tekrar gözlerini kapatıp uykuya dalacakken gelininin sesiyle açtı. "Robar gelme lütfen. Sana diyorum be adam ölüceksin gelme." Dedi bir yandan ağlayarak. Orta yaşlı kadının içine öyle birşey oturdu ki adeta nefes alamadı. Gelini oğlunu rüyasında görüyordu. Nasıl bi kabustu ki bağırırken ağlıyordu. Koltuktan kalkıp gelininin yanına oturdu. Elini sarı saçlarına götürüp okşadı. "Sadece rüya." Dedi. "İçinden ah Robar ah! Kızı nasıl kendine aşık ettiyen artık seni rüyasında bile görüyor." Dedi.
Elini genç kadının anlına koymasıyla geri çekmesi bir oldu. Hemen ayağa kalkıp odadan çıktı. Koridorun sonunda nöbetçi hemşireyin yanına gitti. "Gelinimin ateşi çıkmış." Dedi telaşla. Genç hemşire sandalyeden kalkıp kadının yanına gidip elini tuttu. "Hanımefendi sakin olun. Ben gerekli malzemeleri alıp geliyorum. Sizde hastanın yanına dönün." Dedi. Kadın onaylayıp odaya geri döndü. Genç kadının yatak örtüsünü üstünden alıp ayaklarına doğru çekti. O esnada genç hemşire elinde malzemelerle odaya girdi. Yatağın yanındaki komidinin üstüne içi su dolu kabı koydu. Getirdiği beyaz temiz havluyu kabın içinde ıslatıp sıktı. Dörde katlayıp genç kadının anlına koydu. Aynı işlemi genç kadının bileklerinede uyguladı. Endişeli kadına bakıp "Hanım efendi gerekeni yaptım. Hasta eğer daha da kötüleşirse haber verin." dedi. Gülümseyip kadının kolunu ovaladı. "Merak etmeyin ateşi çok çıkmadan müdahale ettiğimiz için düşecektir. Siz sık sık havluları değiştirip dezenfekte yapmayı unutmayın." Dedi. Orta yaşlı kadın onayladıktan sonra hemşire odadan çıktı.
Hemşire ona ait sandalyeye oturup onun gibi nöbetçi arkadaşına "Böyle kaynanaya can kurban. Kız hayatı boyunca olacak şansını bu kaynana için kullanmış. Gelinininin ateşi çıktı diğe eli ayağı birbirine dolandı." dedi. Dosyaları düzenleyen hemşire "Bi böylesi var bir de benimki gibi var. Özenmemek elde değil. Resmen şansın dibine vurmuş. Kaynanam kılını dahi kıbırtatmaz. Dün yene oğlunu akşam yemeğine çağırmış. Ben burada neciyim? Bari benide çağır. Haftanın beş günü senin evine yemeğe gelecekse niye evlendirdin bu adamı be kadın? Bende salak gibi evde kocamı bekliyorum. En sevdiği yemeği birde yaptım." dedi bıkkın sesiyle. Genç hemşire meslektaşına bakıp elini salladı. "Seninkide bir şey mi? Kayınpederimin yediği haltlar , kaynanam onun inadına girip aldığı kredileri ödüyoruz hıyar kocamla. Elalem vefat edince biriktirdiklerini miras bırakır. Bunlarda borcunu miras olarak bıraktılar." Dedi kızgın sesiyle. O sırada yeni işini bitirmiş iki efyankar arkadaşının yanına gelen hemşire "Yine neyin dedikodusunu yapıyorsunuz?" dedi. "Az önce siz yokken bi kaynana geldi. Gelininin ateşi çıktı diye eli ayağına dolaşıyordu. Bizimkiler olsa bizi bi kaşık suda boğacaklar." Dedi.
Akabinde üç hemşire masanın arkasında kendilerine ait sandalyelerde oturmuşlardı. "Gözünü boyamak için öyle yapmıştır. Yoksa hangi kaynana gelinini sever. Oğullarını ellerinden aldığımız için bizi kurşuna bile dizerler." Dedi histerik bir şekilde gülerek. Kıvırcık saçlı hemşire "Yok valla gerçekti. İnanmazsan sen bak 374 nolu odadalar." dedi. "Aaa siz Saliha Hanımdan bahsediyorsunuz. Mardinin en genç ve yakışıklı ağasının annesi. Ben gelmeden bir sene önce felan babası vefat etmiş ağalık Robar Bey'e kalmıştı. Sonunda bi gelin bulmuş bırakır mı? Yıllardır oğlunun evlenmesi için elinden gelen herşeyi yaptı ama Robar Bey hep evliliği reddetti." Dedi kısık sesle. Kestane saçlı hemşire biraz daha yaklaşıp meslektaşına "Neden reddetiyor?" dedi. Diğerlerinden yaşça büyük olan hemşire 5 yıldır bu hastanede görev yapıyordu. İki meraklı gözleri bekletmeden konuştu. "Neden olacak Robar ve Zühre aşkı yüzünden. İkisinin aşkını Mardin biliyordu. Tabi o zaman siz burda görev yapmıyordunuz. Ne ağanın babaannesi Hümmen Hanınım ne de annesi Saliha Hanım bu evliliği istiyordu." Dedi.
Konunun gidişatını iyice merak eden iki hemşire aynı anda "Neden?" dedi. Hemşire ellerini mavi üniformasının içine koyup dudak büzdü. "Bilmiyorum. Kız çok güzeldi hem de öyle böyle biriside değil Hozan ağanın kızıydı istememeleri için hiçbir sebep yoktu ama ne KARAKAN ailesi ne de TOLUNOĞLU ailesi bu evliliği onaylamadılar. Aralarında kan davası ya da berdel meselesi bile yok. Akıllarda soru kalıyor ister istemez ki bu da yetmezmiş gibi bi müddet sonra aniden Zühre Robar Ağanın öz kuzeni ile evlenip İsatanbul'a taşındılar. Hemde düğün KARAKAN konağında oldu. Adam sevdiği kadının düğününü kendi çatısı altında yaptı. Sevdiğini kuzeninin koynuna girmesine göz yumdu. Robar Ağa düğün gecesi ve ondan bir yıl kadar sonra hiç görünmedi. Sonra sular duruldu kimseden haber çıkmadı. Ta ki Midyat gelini gelene kadar. Hamile olduğunu ya da gizlice evlendiklerini söyleyen bile var. Haaa! Bi de Robar Ağanın nefret ettiği biri var. O midyat gelinine sulandığı için çarşıda evire çevire dövmüş ama bu tabii bi bahane mi onu bilmem. Çünkü en ufak şeyde bile Robar ve Yasin birbirlerine giriyorlar." Dedi.
İki hemşire hayret dolu gözlerle meslektaşlarına baktı. "Hikayeye bak be yazsan roman olur." Dedi. "Aynen Hatice. O değilde Robar ağa nasıl kaldırmış o acıyı ya. Kim dayanabilir ki?" Dedi diğeri. "İntihar etmeye kalkmış mıdır" Dedi genç hemşire. Akabinde üç hemşirenin başından beri konuşmalarına şahitlik yapan katolik kilisesinin papazının karısı, kolidorda oturmak için konulan oturaktan kalktı. Ziyaret ettiği bi deri bi kemik kalmış kızı arkasında bırakıp dalgalı saçlı hemşirenin sorduğu soruya sessizce "Kim bilir?" değip önlerinden geçti.
HOŞGELDİN :)
