İçeriğe geç

Kalbim Sana Çarptı

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Kalbim Sana Çarptı

Bölüm 6

🌹İki Çatlak

Sabahın ilk ışıkları, İstanbul’un gri gökyüzünü yavaş yavaş aydınlatırken Mina neredeyse hiç uyumamıştı.

Gece boyunca telefonuna gelen o iki mesajı defalarca okumuştu.

“Aras’a güvenme.”

Kısa bir cümleydi.

Ama zihninde onlarca soru doğurmuştu.

Telefonunu masaya bıraktı.

“Hayır,” diye fısıldadı kendi kendine.

“Birinin beni korkutmasına izin vermeyeceğim.”

Dolabından siyah bir ceket aldı, saçlarını topladı ve aynada kendine baktı.

Bu kez gözlerinde ilk günkü heyecan yoktu.

Yerini temkin almıştı.

Nova Medya’ya girdiğinde herkes normal davranmaya çalışıyordu.

Ama fısıldaşmalar bitmemişti.

Mina bunu hissedebiliyordu.

Kafeteryaya yöneldi.

Kahve makinesinin önünde beklerken arkasından tanıdık bir ses duydu.

— Bugün kahveyi dikkatli taşı.

Mina irkilerek arkasını döndü.

Aras elinde boş fincanla ona bakıyordu.

İlk kez takım elbise yerine beyaz gömlek giymişti.

Daha samimi görünüyordu.

Mina istemeden gülümsedi.

— Merak etmeyin.

— Bu kez hedefim siz değilsiniz.

Aras hafifçe güldü.

— Güzel.

— Çünkü bu gömleği seviyorum.

İkisi de aynı anda kahkaha attı.

Tam o sırada kahve makinesi bozuldu.

Sıcak kahve fincanın dışına taşarak doğrudan Aras’ın eline döküldü.

— Ah!

Mina hiç düşünmeden onun elini tuttu.

— Bir dakika!

Yakındaki soğuk suyu açıp Aras’ın elini musluğun altına tuttu.

İkisi de birkaç saniye boyunca birbirlerine çok yakın durdular.

Aras’ın gözleri Mina’nın gözlerine kilitlendi.

Mina ilk kez bu kadar yakından bakıyordu.

Kahverengi gözlerinde yorgunluk vardı.

Ama aynı zamanda tuhaf bir huzur…

Aralarındaki sessizliği bir alkış sesi böldü.

— Ne kadar duygusal…

İkisi de aynı anda geri çekildi.

Kapıda Selin duruyordu.

Yüzünde ince bir tebessüm vardı.

Ama gözleri hiç gülmüyordu.

— Demek sabah kahveleri birlikte içiliyor artık.

Mina hemen elini çekti.

— Yanlış anladınız.

Selin alaycı bir sesle cevap verdi.

— Umarım öyledir.

Çünkü şirket dedikoduları çok hızlı yayılır.

Aras’ın yüzü ciddileşti.

— Selin.

— Yeter.

Selin omuz silkti.

— Ben sadece uyarıyorum.

Sonra arkasını dönüp uzaklaştı.

Mina’nın morali bir anda bozulmuştu.

— Ben gerçekten…

Aras sözünü kesti.

— Onun söylediklerini kafana takma.

— Kolay değil.

Aras birkaç saniye sustu.

Sonra beklenmedik bir şey yaptı.

Cebinden telefonunu çıkarıp Mina’ya uzattı.

— Şuna bak.

Ekranda, dün gece güvenlik kamerasından alınan görüntü vardı.

Kapüşonlu kişi.

Kırmızı bileklik.

Mina dikkatlice baktı.

— Ne görmem gerekiyor?

Aras görüntüyü durdurdu.

— Sol cebine bak.

Mina gözlerini kıstı.

Kapüşonlu kişinin cebinden küçük metal bir anahtarlık sarkıyordu.

Üzerinde tek bir harf vardı.

M

Mina şaşkınlıkla konuştu.

— Benim adımın baş harfi…

Aras başını salladı.

— Evet.

— Ama bu çok açık değil mi?

— Nasıl yani?

— Birisi özellikle beni suçlu göstermek istiyor.

Aras ilk kez gülümsedi.

— Aynı şeyi ben de düşündüm.

Mina şaşırdı.

— Demek bana inanıyorsunuz.

Aras gözlerini kaçırdı.

— Henüz tamamen değil.

— Ama artık senden şüphelenmiyorum.

Bu cümle Mina’nın omuzlarından büyük bir yük kaldırmıştı.

Öğleden sonra şirket toplantısı vardı.

Bütün ekip büyük salonda toplandı.

Yeni reklam kampanyasının sunumu yapılacaktı.

Mina arka sıralardan birine oturdu.

Sunum tam başlayacakken salonun dev ekranı bir anda karardı.

Herkes birbirine baktı.

Sonra ekranda bir video açıldı.

Ama bu şirket sunumu değildi.

Eski bir ev videosuydu.

Yaklaşık yirmi yıl öncesinden…

İki küçük çocuk parkta oynuyordu.

Mina’nın nefesi kesildi.

Çocuklardan biri kendisiydi.

Diğeri ise…

Aras.

Salondan şaşkınlık sesleri yükseldi.

“Bu da ne?”

“Kim açtı bunu?”

Video devam etti.

Küçük Mina ağlıyordu.

Küçük Aras ise ona kırmızı bir ipten yapılmış bileklik uzatıyordu.

— Ağlama.

— Artık arkadaşız.

Video tam burada durdu.

Ekran tekrar karardı.

Ardından beyaz harflerle tek bir cümle belirdi.

“Bazı sözler çocukken verilir… Bedeli ise yıllar sonra ödenir.”

Salonda ölüm sessizliği oluştu.

Mina’nın gözleri dolmuştu.

Başını yavaşça Aras’a çevirdi.

Aras da ekrana değil…

Ona bakıyordu.

Yüzündeki şaşkınlık gerçekti.

Belli ki bu videodan onun da haberi yoktu.

Tam o anda Aras’ın telefonu çaldı.

Arayan numara gizliydi.

Aras telefonu açtı.

Hoparlörden boğuk bir erkek sesi duyuldu.

“Hatırlamaya başladınız.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra aynı ses devam etti.

“Ama en önemli kısmı hâlâ bilmiyorsunuz.”

Telefon kapandı.

Aras’ın eli yumruk olmuştu.

Mina fısıldadı.

— Kimdi?

Aras cevap vermedi.

Çünkü telefon ekranında, kapanmadan önce tek bir kısa mesaj belirmişti.

“Sıradaki hedef… Mina.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.