İnsanlar çoğu şeyi unuturlar. Ancak bir insan kendine yapılan bir kötülük veya ihaneti asla unutmaz. Bazı insanlar bir ihaneti veya bir kötülüğü çok kolay bastırır. Ancak bilin ki o kişi sizden intikamını er veya geç alacaktır. Bir ihanet, bir insana sırtını delip geçen bir hançer gibi gelir. Ve siz o ihanetin bedelini aldığınız da sıfır noktasına ulaşırsınız çünkü onun size yaptığını siz de ona ödetmiş olursunuz. İşte biz buna sıfır noktası diyoruz. Sıfır noktasında her şey birbiriyle ödenmiştir ve her şey sadece o an yeni bir başlangıca uzanabilir.
…
(Lal ’den)
Şimdi sizi dinliyorum gece bugünkü sessiz çığlıklarınızda gökyüzü kime ağlayacak. Gördüğüm postla bir an duraksadım. Gecenin her gün ağladığı doğruydu. Gecenin çığlıkları sessiz olurdu çünkü gece onunla birlikte ağlayanları daha fazla üzmek istemezdi. Çoğu zaman gece insanların acılarına ağlardı. İnsanlarla birlikte onların acılarına ağlardı.
Mesaj kutumun üzerindeki bir yazısı ile düşüncelerimden sıyrılıp kaşlarımı çattım. Ölüm Kokan Gül şuan okludaki son derste olmalıydı, saate bakıp düşüncemi doğruladım. Ki okuldan çıkıp daha çalıştığı restorana gidecekti. Bilgisayarın faresini yavaşça mesaj kutusuna götürdüm. Sessiz Çığlıklar Hapsi evet adı tam olarak buydu. Sanki az önce gördüğüm posta ithafen gelmişti mesaj. Yavaşça bu sefer sohbete girdim.
Kimden: Sessiz Çığlıklar Hapsi
Kime: Kalan Son Düşüm
Mutlu ol çünkü gülüşün bile seni üzüyor.(16.36)
Kaşlarımı çattım ve evet sanırım biraz daha çatarsam kaşlarım böyle kalacaktı. Üstelik bu bende kafa mı buluyor gülümsememi nereden bilebilir.
Kimden: Kalan son Düşüm
Kime: Sessiz Çığlıklar Hapsi
Pardon ama gülümsememi nerden bilebilirsin?(16.37)
Kimden: Sessiz Çığlıklar Hapsi
Kime: Kalan Son Düşüm
Gülümseme sadece dudaklarının kıvrılması değildir küçük hanım.(16.38)
Kimden: Kalan Son Düşüm
Kime: Sessiz Çığlıklar Hapsi
Sensin küçük hanım. Her neyse görüşürüz ve bir daha buraya yazma çünkü engellenmiş olduğun için göremeyeceğim. (16.39)
Yok, artık eminim. Bu çok akıllı bende kafa buluyor. Ama bilmiyor ki ben sert kayayım. Parmağımı engelle tuşuna götürüyordum ki üst üste gelen mesajlar beni durdurdu
Kimden: Sessiz Çığlıklar Hapsi
Kime: Kalan Son Düşüm
Dur.(16.40)
Hayır engelleme.(16.41)
Bekle.(16.42)
Kimden: Kalan Son Düşüm
Kime: Sessiz Çığlıklar Hapsi
Ne var? Ha söyle gavat dinliyorum.(16.43)
Kimden: Sessiz Çığlıklar Hapsi
Kime: Kalan Son Düşüm
Bak sözlerin çok hoşuma gidiyor ve bu kadar yalnızken yanımda birisi olsun istiyorum.(16.44)
Kimden: Kalan Son Düşüm
Kime: Sessiz Çığlıklar Hapsi
Ben herhangi biri değilim ve yalnızlığını saramam. Haydi, selametle.(16.45)
Kimden: Sessiz Çığlıklar Hapsi
Kime: Kalan Son Düşüm
Lütfen biraz düşün ve bana öyle yaz.(16.46)
Allah’ım imdat. Çocuk hayalle gerçek arasında gidip geliyor zaten birde başıma kaldı. Birde neymiş şans vermeliymişim. Çok yalnızmış ya ne kadar üzüldüm. Ya benim etrafım çok kalabalık çünkü bakın arkadaşlar biz bunlara organik insan eli değmemiş gavat diyoruz ama kavat değil şiveyle gavat. Bu gavatların ortak yaşam alanı başta Tumblr olmak üzere medya uygulamalarıdır.
Şimdi biraz sakinleşmem lazım ve bilin bakalım ne yapmak insana terapi gibi gelir. Okuduğum kitabı bitirmek.
Ne zamandır kitap okuduğumu bilmiyordum ama 'cici' annemim bana seslenmesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. ‘’Lal yemek hazır ama istersen odana da getirebilirim.’’ Dediğinde resmen şoka uğradım. Bu aralar fazla sevecen ben buna alışık değilim düşünüyorum falcıya gidip büyü falan da yaptırmadım. ’’Odama getirin. Asena Hanım.’’ Dediğimde odamın kapısının kapısı yavaşça aralandı. ‘’Odana isteyeceğini biliyordum.’’ Diyerek tepsiyi dizlerime bıraktığında gidecek sandım ama yatağımın ucuna oturdu. ‘’Lal bana ne zaman farklı şekilde ithaf edeceksin. Teyze de, hala de ama Asena Hanım deme Lal. Lütfen on bir…’’ dediğinde cümlesini bitirmesine izin vermeden araya girdim.
‘’On bir ne Asena Hanım? Evet, tam on bir yıl oldu. Sen babamı bizden koparalı on bir yıl oldu.’’ Derin bir nefes alıp araya girmesine izin vermeden devam ettim. ‘’Benim sen ve babam yüzünden bir çocukluğum olmadı. Tamam, anladım altı yaşındaki beni düşünmediniz bari üç yaşındaki Azra’yı düşünseydiniz. Azra daha üç yaşında küçücük bir bebekti ya o zaman.’’ Ben ona zehrimi akıtırken gözlerini kapatmış beni dinliyordu. Ben devam edemeden araya girdi.
‘’Lal ben babanın evli olduğunu bile bilmiyordum. Sizi nasıl bilebilirdim?’’ Dedikten sonra araya bir nefeslik bir süre koydu ve devam etti. ‘’Lal ben her şeyi öğrendiğimde baban boşanmıştı. Üstelik babanla evlenmiştim ve Doğa doğmuştu. Ben sizinle karşılaştığım o mahkemede gerçeklerin yüzüme tokat gibi çarpmasıyla öğrendim her şeyi. Senin velayetinin babana verildiği gün öğrendim.’’ Gözlerini kapatıp sanki o günleri inkâr edercesine başını iki yana salladı. ‘’ O gün baban evden çıkarken bana bir dükkan ile ilgili bir mahkeme demişti. Bende sadece mahkeme çıkışı babanı da alıp yemeğe gitmek istemiştim.’’
Bunları anlatırken gözlerinin dolması umurumda değildi. Benim de babam giderken annem benden koparken gözüm dolmuştu, ağlamıştım ama kimse bunu umursamamıştı. Şimdi bu savunmayı dinlemek istemiyordum. ‘’Çıkar mısın?’’ Art arta sıralanmış yalanları dinlemek istemiyordum. Dedikleri doğruydu belki ama benim buna inanacak gücüm yoktu. Doğru söylese bile bu benden çaldıkları çocukluğumu geri getirmezdi. ‘’ Ben bunları konuşmak istemiyorum.’’ Nefesini içine çekip bir şey diyecek oldu ama izin vermeden ‘’Çık. Bunları konuşmak istemediğimi biliyorsun, Asena Hanım çık.’’ Asena Hanım kısmına bilerek vurgu yapmıştım. Sırf benim ona ithafımdan sıkıldığı için daha iyileşmemiş yaramı deşemezdi. Kalkmaya çok yanaşmayınca meydan okurcasına gözlerinin içine baktım, sonunda yatağımın kenarından yavaşça kalkıp çıktı.
(11 Yıl Önce)
(Yazarın Anlatımıyla)
Yağmur yağıyordu. O gün bulutlar bu sefer parçalanan bir aileye ağlıyordu. Ama en çokta iki küçük çocuğa ağlıyordu. ‘’Neden buradayız anne?’’ dedi küçük Lal annesine dönerek. Annesinin ona doğru söyleyebilecek hiçbir şeyi yoktu. Onu sadece küçük yalanlarla avutabilirdi. ‘’Küçük bir işimiz var anneciğim. Sonra babanla birlikte eve gideceksin.’’ Diyebildi yarım bir gülümsemeyle.
‘’Peki, sen nereye gideceksin anne? Azra da seninle mi gelecek?’’ Diye sorarken annesinin şefkatli kucağında uyuklayan Azra’ya baktı. ‘’Biz…’’ Deyip tek yapabildiği susmak oldu annesinin. Konuşacak gücü yoktu. Üstelik kızına onu bırakıp gitmek zorunda kalacağını nasıl söyleyebilirdi ki.
O an mahkemenin soğuk koridorlarında Soylu ailesinin ismi yankılandı. Sevgi Akın çocuklarını annesine bırakarak yavaş ama bir o kadar da güçlü adımlarla duruşma salonuna ilerledi. Sevgi Akın, o artık eski soyadına geri dönmüş ve şimdi ise çocukları için savaşacak bir anneydi.
Duruşma bittiğinde Sevgi Akın’ın gözleri birinde durdu. Asena Keskin yeni adıyla Asena Soylu. Acılı gözleri kadının üzerinde gezindi. Tıpkı onun gibi kızıl saçlı olan kadının ilk olarak ince beli ve ince bacakları dikkat çekiyordu. Yanındaki pusette yatan çocuğun üzerine eğilmiş omunla ilgileniyordu. Sevgi Akın daha fazla dayanamayıp gözlerini çocuklarına çevirdi.
Annesinin yanına gidip Azra’yı kucağına aldı. Ona dolu gözlerle bakan Lal’e ise sadece çenesi ile babası ve onla kavga eden kadını gösterebilmişti. Avukatı sadece bir kızını ona getirebilmişti. Şimdi ise diğer kızını ona bırakmak zorundaydı.
Çetin Soylu ile kavga eden kadının çocuğunu barındırmak istemediğini düşündü oysa aslında Asena Soylu’nun gerçekleri öğrenmesi üzerine tartıştıklarını nereden bilebilirdi ki. Asena Soylu sadece gerçekler ondan saklandığı için kızgındı. Onun yüzünden bir ailenin dağıldığını düşünüyordu. Düşüncelerinde haklıydı da. Lal onun için bir kız çocuğuna daha sahip olmanın mutluluğunu verirdi.
O günün akşamı Lal babası ile birlikte yeni evine gitti. Sevgi Akın ise daha üç yaşındaki kızı Azra ile yeni tuttuğu evine gitti. Lal o akşam yan odadaki kavga eşliğinde ve neden annesinin gittiğini düşünerek uyudu.
(2 Nisan 2024/ İstanbul)
(Lal ’in Anlatımıyla)
Aklıma gelen anılar yüzünden artık saklayamadığım acılarım bir damla gözyaşının gözümden firar etmesine neden oldu. Uzanıp elimin tersi ile sol yanağımı sildim.
Dakikalardır tavan ile bakışıyordum. Bir zamanlar bir söz görmüştüm. Bakabilene çok şey anlatır tavan diye. Şimdi anlıyordum bu sözü. Dakikalardır ne o benle konuştu ne de ben onunla ama acılarımıza ortak olduk.
Ben babamın bana, anneme ve daha o zaman küçücük olan Azra’ya yaptıklarını hiç unutmadım. Hep bunun intikamını nasıl alıp sıfır noktasına döneceğimi düşündüm. O benim babamdı. En büyük kahramanımdı. Kahramanlar yardıma ihtiyacı olanlara hiç sırtını döner miydi?
Gelen bildirim sesiyle düşüncelerimden ayrıldım.
Yatağın diğer ucundaki telefona doğru uzanırken yazanın Ölüm Kokan Gül olması için dua ettim çünkü şuan sadece o beni rahatlatabilirdi. Nedense Ölüm Kokan Gül ile aramda bir bağ oluşmuştu. Daha adını bile bilmediğim biriyle nasıl bu kadar samimi olabilirdim bilmiyordum. Evet, onun adını bilmiyorum çünkü hiç sormadım o da bana sormadı. Eğer söylemek isteseydik bu uygulama da anonim kişiler olmazdık zaten. Hem birbirimize daha tanıştığımız gün söz vermiştik. Birbirimizle görüşene kadar adlarımızı bilmeyecek bu sayede boş hayallere kapılmayacaktık ancak bu kısmın hayallere kapılmama kısmı pek işe yaramadı en azından benim açımdan. Telefonu açıp Tumblr’dan mesaj kısmına girdim.
1 Yeni Mesajınız Var.
Kimden: Ölüm Kokan Gül
Kime: Kalan Son Düşüm
Nasılsın?(00.12)
Kimden: Kalan Son Düşüm
Kime: Ölüm Kokan Gül
İyi Sayılır. Sen?(00.13)
Kimden: Ölüm Kokan Gül
Kime: Kalan Son Düşüm
Sana güzel bir haberim var.(00.14)
Kimden: Kalan Son Düşüm
Kime: Ölüm Kokan Gül
Taksit taksit konuşmayı sevmediğimi biliyorsun Ölüm Kokan Gül.(00.15)
Kimden: Ölüm Kokan Gül
Kime: Kalan Son Düşüm
Okul gezisi için İstanbul’a geliyorum.(00.16)
Kimden: Kalan Son Düşüm
Kime: Ölüm Kokan Gül
Ne?(00.17)
Nasıl?(00.18)
Ne zaman?(00.19)
Kimden: Ölüm Kokan Gül
Kime: Kalan Son Düşüm
Birinci sorunun cevabı: İstanbul’a geliyorum.(00.20)
İkinci sorunun cevabı: Okul gezisi ile.(00.21)
Üçüncü sorunun cevabı: Mayisin Yirmi Sekizinde(00.22)
Kimden: Kalan Son Düşüm
Kime: Ölüm Kokan Gül
Artık adını öğrenebileceğim. Sevgili Ölüm Kokan Gül.(00.23)
Artık adını öğrenecektim. Aylardır konuştuğum kişiyi hem kanlı canlı görecek hem de adını söz verdiğim gibi öğrenecektim. Dudaklarım benden izinsiz yukarı doğru kıvrıldığında hala şoktaydım.
Kimden: Ölüm Kokan Gül
Kime: Kalan Son Düşüm
Evet. Sevgili Kalan Son Düşüm.(00.24)
Kimden: Kalan Son Düşüm
Kime: Ölüm Kokan Gül
İki yıl önce tanıştığımızda niye öyle bir söz verdin diye kendi kendimi yemiş bitirmiştim.(00.25)
Kimden: Ölüm Kokan Gül
Kime: Kalan Son Düşüm
Bende hadi git sözünü boz adını yaz o da yazsın diye düşünmüştüm.(00.26)
Kimden: Kalan Son Düşüm
Kime: Ölüm Kokan Gül
Sonunda gerçekten sözümüzü tutacağız. Ölüm Kokan Gül.(00.27)
Yazdıktan sonra Tumblr’dan çıktım. Kayıtlara geçsin hayatımın en mutlu günü.
Nasılsınız canlarım. Merhaba bu bölüm biraz uzundu ancak biliyorum ki bu bölümün sonunda çoğunuz çılgına döndünüz. Sizce Lal ve Anil nasıl karşılaşacak. Ben hep bu hikayeyi kendi acılarımı dökerek yazdım. İlk başlarda okunma olup olmamasına çok bakmadım. Ancak her okuma sizin benim acılarıma verdiğiniz bir teselli gibiydi benim için. Ben bölümleri yazarken hep sizin içinizi düşünerek yazıyorum.O anki çığlıklarınızi kahkahalarinizi düşünerek. Hikayenin başında size elli okunma için teşekkür edip 100lere 200lere taşımak istediğimi söylemiştim ve su anda tam tamına 174 okumayız. Size ne kadar teşekkür etsem az. Neyse çok uzattım ve bitirmessem dahada uzayacak. Yorumlarınızı varsa eleştirilerinizi bekliyorum canlarım.





