İçeriğe geç

Kalan Sayfalar

Bölüm 13 · 6 dk okuma

Kalan Sayfalar

Bölüm 13

Bize Kalanlar

3 Mayıs 2024. Tarihi çizerken bir yandan aklımdan Ölüm Kokan Gül geçiyordu. 28 Mayısta buraya geliyordu. İzmir’den İstanbul’a okulun rotası üzerinden gezerek geleceklerini söylemişti. Anladığım kadarıyla grupla birlikte İstanbul’u gezecek ve aradaki birkaç saatlik arada görüşebilecektik. O birkaç saat bile bize cenneti tattıracaktı.

Üstelik sınavlar yüzünden sevinmeye bile vaktim yok. Allah’ım yarın biyoloji sınavı var. Gram halim yok çalışmaya. Ders kitabını açarken ne kadar zor olabilir diye düşünüyor olsam da çok zor olacaktı.

15 Dakika Sonra

Allah’ım biyoloji kadar iğrenç bir ders yok. Yok, kafam almıyor. Bir kere bana ne insanların kalbinden ciğerinden. Benim tıp okuyacağım ne malum. Üstelik konular öğrenmeye değil ezbere dayalı. Kendi içimde sitemlerim dönerken son paragraftan da bir şey anlamadığımı fark edip kitabı fırlatırcasına öne ittim. En kötü edebimle sıfırımı alır otururum sonuçta.

Telefona gelen bildirimle sitemlerimi geride bırakıp telefonumu almak için uzandım.

1 Yeni Mesajınız Var.

Kimden: Sessiz Çığlıklar Hapsi

Kime: Kalan Son Düşüm

Düşündün mü?

Kimden: Kalan Son Düşüm

Kime: Sessiz Çığlıklar Hapsi

Evet. Seni engelleyeceğim.

Kimden: Sessiz Çığlıklar Hapsi

Kime: Kalan Son Düşüm

Neden bu kadar ön yargılısın?

Kimden: Kalan Son Düşüm

Kime: Sessiz Çığlıklar Hapsi

İnsanlar güvenmeye gelmez. Kimseye bağlanmak istemiyorum.

Belki gerçekleri söylersem gider umuduyla yazdım son mesajımı. Kimseye güvenemez, bağlanamazdım. Ölüm Kokan Gül’e zaten çok bağlanmıştım. Onun gidebileceği korkusuyla yaşıyordum ve buna yeni birini daha ekleyemezdim. Sevgi zayıflıktı, güvenmek ise acıyı beraberinde getirirdi. Kime güvenirseniz o kişi er ya da geç sizi bırakıp kalbinizin yasını umursamadan çekip giderdi.

Kimden: Sessiz Çığlıklar Hapsi

Kime: Kalan Son Düşüm

Birine güvenmek bu kadar zor değil.

Kimden: Kalan Son Düşüm

Kime: Sessiz Çığlıklar Hapsi

Ben en son birine gerçekten güvendiğim de on iki yaşımdaydım ve bir mezar taşının önünde ağlıyordum.

Bunları ona anlatmam ne kadar doğru bilmiyordum ama belki bu sefer peşimi bırakırdı.

Kimden: Sessiz Çığlıklar Hapsi

Kime: Kalan Son Düşüm

Güvenin zor kazanılıp kolay harcanan bir şey olduğunu biliyorum ama bir kez olsun bir şans bile tanıyamaz mısın?

Kimden: Kalan Son Düşüm

Kime: Sessiz Çığlıklar Hapsi

Tanıyamam. Ben o günden sonra kimseye ne tam anlamıyla güvenirim ne de şans tanırım. Her biriniz zamanı geldiğinde gideceksiniz ve arkanızdaki enkaza gözünüzün ucuyla bakmayacaksınız bile tek istediğiniz şimdiki zamanda parmağınızda oynatacağınız birinin olması.

Kaşlarım çatıkken yazdıklarım belki ağırdı, belki canını yakardı ama bu böyleydi. Herkes bir gün bu gerçekle dolaylı ya da dolaysız tanışacak kendini yasa boğan duygulardan arındırmaya çalışacaktı. Üstelik o geceden sonra ben kimseye güvenemezdim. Ben Ölüm Kokan Gül’e tam anlamıyla güvenmemek için adını bile öğrenmek istememiştim. Olmazdı bunu yapamazdım. Sevgi zayıflıktı, güven acıydı ve ben bir daha gerçekten birini sevip, güvenip kendimi yasa boğmayacaktım.

Kimden: Sessiz Çığlıklar Hapsi

Kime: Kalan Son Düşüm

Bak geçmişte ne yaşadığını bilemem ama hayat hangimize kolay bir yaşam verdi ki.

Derin bir iç çektim. Bu çocuk neden bu kadar ısrarcı ki. Onu bana bağlayan şey ne? En önemlisi çocuğa karşı bu kadar sertken neden bir yanım onu kabul etmek istiyor.

…

İnsan ailesinin baş tacı olamayınca kendisinin baş tacı olup ruhunun sevgiye olan açlığını kendi doyururdu. Kendinin kimsesi olurdu, yalnızlığı dibine kadar yaşayıp kendi kimsesi olurdu. Böyle insanlar kendi kimsesi olmayı başarmış ve kimsenin onu devirmesine izin vermemiş hayatın bütün zorluklarını sırtına alıp yıkılmış ruhlarıyla kilometrelerce yürümüştü. Ben de onlardan biriydim. Kendi kimsesi olmayı başarıp yalnızlığın dibinde bile kendinden vazgeçmeyen o insanlardanım.

Ne kadar kendi kimseniz olsanız da ruhunuz sevgiye aç kalıyor, içiniz ukde kalıyordu. Ukde kalan tarafınız zaman zaman ortaya çıkıyor ve sizi acılarınızın eline oyuncak olarak sunuyordu. Bizler var olmayan yolda unutulmuş kimselerdik. O yola girdikten sonra bizi isteseler de bulamazlardı.

Biz sevgiye aç kalıp ruhumuzu doyurmaya çalışan, aşkı bulmaya çalışırken çuvallayan, sevginin anlamını öğrenmeye çalışan ve ukde tarafımızı tamamlamaya çalışırken unutulan ruhlardık. Bizi bir daha bulunmamak üzere unutulan; bir kitabın köşesinde, cümlesinde ancak kendimizin bulabildiği insanlardık.

Telefona gelen bildirim sesiyle düşüncelerimi dağıttım. Yeni bir mesajınız var. Bildirimin Tumblr’dan gelmesi kimden geldiğini açıklıyordu. Yüzüme bir tebessüm yerleşirken parmaklarımı şifreyi girmek üzere klavyede dans ettirdim.

Kimden: Ölüm Kokan Gül

Kime: Kalan Son Düşüm

Bu günlerde normalden fazla düşüncelisin Işık Hüzmesi.

Gülümsedim. Her zamanki gibi içimi okuyordu. Ne diyebilirdim ki? Parmaklarımı usulca klavyede ezdirdim.

Kimden: Kalan Son Düşüm

Kime: Ölüm Kokan Gül

Işık Hüzmesi mi? Sanırım bunu sevebilirim.

Kimden: Ölüm kokan Gül

Kime: Kalan Son Düşüm

Anlat Işık Hüzmesi dinliyorum.

Cevapları almadan durmayacaktı. Öte yandan birinin bilmesi içimi rahatlatabilirdi. Gökyüzünü bir başkasıyla dahapaylaşabilirdim. En azından acımı paylaşacak bir sırdaş bulacak olsaydım Ölüm Kokan Gül’ü seçerdim.

Kimden: Kalan Son Düşüm

Kime: Ölüm Kokan Gül

Geçen günlerden biri büyükannemin, beni anlayan tek insanın, ölüm yıl dönümüydü. Hastanede gözleri soğuk karanlığa mahkûm olmadan hemen önce bana “Göğe bak kızım. Çevir kafanı göğe bak çünkü acımasız hayatın kaplayamadığı tek yer gökyüzüdür.” demişti. O yüzden bu günlerde sürekli gökyüzü ile ilgili şeyler yazıyorum bloğa.

Kimden: Ölüm kokan Gül

Kime: Kalan Son Düşüm

Dışın gülüyor insanlar bloğa yazdıklarını ilham sanıyor ama sen onun yokluğunda boğuluyorsun.

Kimden: Kalan Son Düşüm

Kime: Ölüm Kokan Gül

Dışımın gülüp içimin kan ağlamayacağı günü düşünüyorum. Daha doğrusu düşlüyorum.

Kimden: Ölüm kokan Gül

Kime: Kalan Son Düşüm

Bizlerin içi hep ukde kalacak Işık Hüzmesi. Kimimizin ailesinden görmediği sevgiden, kimimizin hayattan alamadığı zevkten.

Kimden: Kalan Son Düşüm

Kime: Ölüm Kokan Gül

Her zaman bu kadar felsefi konuşmak zorunda olmadığını biliyorsun değil mi?

Kimden: Ölüm kokan Gül

Kime: Kalan Son Düşüm

Her zaman bu kadar geç uyumak zorunda değilsin biliyorsun değil mi?

Dudaklarım kıvrıldı. Lafı kaşla göz arasında iade etmesini çok iyi biliyordu. Günün ağırlığı omuzlarıma iyice baskı yaparken bugünün son kelimelerini yazdım.

Kimden: Kalan Son Düşüm

Kime: Ölüm Kokan Gül

İyi geceler.

Kimden: Ölüm kokan Gül

Kime: Kalan Son Düşüm

Umarım geceler iyidir Işık Hüzmesi.

Ölüm Kokan Gül adlı kullanıcı çevrimdışı…

…

“Daha güçlü bir servis istiyorum.” Derken ayaklarımın ucuna gelen sarı mavi renklerle bezeli topu gelen tarafa, servis çizgisine doğru, attım. Topu alan kız yavaş ama büyük adımlarla servis çizgisinin arkasında yerini aldı. Kız önce topu havada döndürdü sonra eli havayı yararak topun havada süzülmesini sağladı. Attığı servisten memnun olmuş olmalı ki dudağının tek kenarı yukarı doğru kıvrıldı. Tebessümüne aynı şekilde gözlerinin içine bakarak karşılık verdim.

“Takım mola!” Demeden önce suları koyduğumuz masaya doğru yürümeye başlamıştım bile. Yarın okul takımı olarak maçımız vardı ve bu maç için haftalar öncesinden çalışmaya başlamıştık. Rakip takım dişliydi maç kaybetmeyi bir kenara koyun set verdiği bile nadiren görülürdü. Ancak takımımıma güvenim tamdı onlar her ne kadar güçlüyse bizde bir o kadar güçlüydük.

Herkes masaya doğru yönelirken bir litrelik şişeyi kafama diktim. Soğuk su boğazımdan aşağı doğru akarken soğuk suyun etkisiyle sol yanımda bir ürperti kol gezdi.

“Erva A Takımına, Ecrin B Takımına…” Diyerek bütün takımı ikiye böldüm. Takımlarını söylememle herkes sahadaki mevkilerine geçiyor bazıları istedikleri takımda olamadığı için homurdanıyordu. Filenin sol tarafındaki duvarda skoru, saati ve alınan setleri tek tek her iki takım içinde gösteren bir skor saati bulunuyordu. Filenin sağ tarafı ise ilk başta hakem koltuğu ve arkasında ise tribünü bulunduruyordu. Tribünlerde eğer kolonun arkasına oturmazsanız iki sıra arasındaki mesafe iki takımı da gözlemlemeniz için yeterliydi. Özellikle maç günleri tribünler dolup taşar taraftarlar arasında tatlı bir münakaşa olurdu.

Ağır adımlarla A Takımının boş kalan –muhtemelen mevkiimi bildikleri için orayı boş bırakmışlardı- sol smaçörüne geçtim. Antrenörümüzün düdüğü ile karşı takımın attığı servisle birlikte top liberomuz olan Büşra’nın kollarıyla buluşup bu sefer sağ ve sol smaçörün arasında kalan pasörün parmaklarını buldu. Bana doğru yükseltilen topu görmemle bacaklarım yıllardır ezberinde olan hareketleri tekrarladı. Büyük, küçük adımlar ve en sonda ayaklarını yan yana getirerek bedeninin havada yükselmesini sağla. Yıllardır öğrendiğim hareketler artık kaslarımın öğrenimi değil ezberinde kalıyordu. Havayı yararak paralel hücumumu gerçekleştirdim. Top yerle buluşmadan önce karşı takımın liberosu topa atıldı ancak çok geç kalmıştı. Sayı bizimdi. Antrenörün tebriği eşlinde topa sağlam bir vuruş gerçekleştirerek topun filenin üzerinden karşı takımın kollarında son bulmasını izledim.

“Yarında aynı performansı bekliyoruz kaptan.” Dedi sesini seçemediğim bir kişi.

“İşte bu bizim kaptanımız.” Dedi bir başka sesini seçemediğim kişi. Ağzımda teşekküre benzer bir şeyler geveleyip oyuna döndüm.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

14. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

8 yorum