Haftalar bu şekilde ikisinin imalı konuşmaları ve alttan alta birbirlerine gönderme yapan atışmaları ile geçmişti. Sumi herşeyin daha çok farkına varmıştı. Marco kesinlikle shine aşıktı. Shin ise hala duygularını anlayamıyordu. Arada bir durup dalmasından abisinin bu durumu düşündüğünü anlıyordu sumi. Kafe her zamankinden daha iyi çalışıyordu çünkü artık 3 değil 4 kişilerdi. Shin'de bir şekilde onların arasına katılmıştı ve artık yaka kartında kendi adı olan bir önlüğü vardı. Gelen çoğu turist kızın ilgisini çekse de Shin'in gözü Marco'dan başkasını görmüyordu. Gerçek anlamda boş kaldığı her vakitte Marco'ya bakıyor onun hareketlerini izliyordu. Belkide yaptığı işi daha iyi öğrenmek için belkide başka sebeplerden...
Yine öyle bir zamandı bu sefer kaşlarını çatmış ciddi ciddi Marco'yu izliyordu.
"Neden o kadar dikkatli bakıyorsun? Yaptığımız iş o kadarda zor değil"
Marco gelip karşısındaki sandalyeye oturduğunda Shin ona döndü
"Bakmayayım mi? "
"Bu kadar garip bakma en azından"
Marco gülerken elindeki bardağı Marco'ya uzattı. Bardakta tamamen buz vardı
"Ciddi misin sen? De Luca? "
"Sumi artık yiyebileceğini söyledi. "
Shin hemen bardağı eline aldı ve birkaç buzu ağzına tıkıştırdı. Ağzı doluyken birşeyler söylemeye çalıştı fakat ne dediği anlaşılmıyordu. Marco buna daha çok güldü
"Dikkatli ol Shin. Boğulacaksın"
Marco son kez zevkle buzları yiyen shine baktı ve sonra tekrar işine döndü.
Shin'de biraz daha oturup buz yedikten sonra kalan buzları dondurucuya koyup oda işe devam etti.
Sonunda işleri bitirdiklerinde dördü birlikte köşede Shin'in her zaman gelip oturduğu masaya oturdular ve biraz sohbet ettiler. Kafe'yi kapatıp çıkacakları sırada Marco Shin'i kolundan tutup kendi tarafına çekti
"Sumi abini biraz çalıyorum haberin olsun"
"Senindir"
Sumi göz kırptı ve Elisa ile birlikte yürümeye başladığında . Shin şaşkınlıkla Marco'ya baktı
"Çalıyorum ne ya? "
"Çalıyorum işte"
İkisi beraber Marco'nun evine doğru yürümeye başladılar. İçeri girdiklerinde Marco çantayı masanın üzerine bıraktı ve masaya yaslanıp kollarını göğsünde birleştirdi.
"Evine ilk defa senin izninle giriyorum"
Shin alayla konuştu
"Anahtarımı ver"
"Ne? "
"Anahtarı ver Shin"
Marco elini Shin'e uzattı
"Anahtarı diyorum. Ver. "
"Neden? "
"Sence? "
Shin istemedende olsa anahtarı Marco'ya verdi. Marco anahtarı çantasına koyarken Shin pencerenin olduğu tarafa yürüdü. Biraz dışarıya ve sahile vuran dalgalara baktıktan sonra arkasını dönüp sırtını cama yasladı
"Ee De Luca? Neden buradayız? "
Marco gülümsedi ve yavaşça Shin'in karşısına geçti
"Ne olmasını istersin Shin? "
"Ben... "
Marco daha çok yaklaştı. Ellerini Shin'in iki yanına yerleştirdi ve onu kendisi ile camın arasına sıkıştırdı
"Söyle Shin... Ne olmasını istersin? "
Shin yutkundu. Neden birden bire bu kadar sıcak olmuştu?
"Sen ne olsun istersin Marco? "
Alay dolu bir tonla Shin aynı soruyu Marco ya sordu ve aradaki mesafeyi kapatan kişi oldu.
Dudakları birbirine değdiği anda ne dışarıdaki dalgalar nede odaya giren kedi umurlarında olmuştu. Shin yavaşça vücudunu Marco'ya yasladı. Marco ise elini Shin'in kafasının arkasına koydu ve öpüşü derinleştirdi. Biraz sonra ayrıldıklarında ikiside nefes nefese kalmışlardı.Marco kafasını Shin'in omzuna koydu ve gülmeye başladı
"Ne istiyor muşum ben Shin?"
Shin'de gülmeye başladı. Uzun zaman sonra yaşadıkları en huzur dolu an buydu. O anda ne kedileri nede dışarıdan birilerinin görebileceği ihtimalini umursamışlardı. Ve onları biri görmüştü... Hemde Marco'nun kim olduğunu öğrendiğinde hiç hoşlanmayacağı bir kişiydi..
