Sabah uyandığında yatağın diğer tarafındaki ağırlığı hissedip gözlerini açmıştı Marco. Gözlerini ovuşturdu ve neden öyle olduğuna bakmak için o tarafa döndü.
"Günaydın"
Marco Shin'in sırıtan yüzü ile karşılaştığında tekrar arkasını döndü. Dün yaşanan şeyler aklına geldi.. Resmen.. Onu öpmüştü?
"Marco? "
"Hm? "
"Niye döndün arkanı? "
Shin'in alay dolu sesi ilk defa sinirini bozmuyordu
"Bilmem... "
"Geç kaldın"
"Ne? "
Marco bu sefer hızla ona doğru döndü
"Saat kaç? "
"On iki... Buçuk.. "
Shin sırıtmaya devam etti
"Lan niye uyandırmıyorsun?! "
Marco yataktan kalktı ve hemen banyoya doğru yürüdü. Shin onu ilk defa bu kadar telaşlı görüyordu
"Aptal yanımda kal dedik öğlene kadar uyut demedik! "
Marco'nun bu bağırışını duyan Shin gülmeye başladı.
"Çok... Huzurlu duruyordun.. Biraz izleyeyim dedim. "
Marco bu sefer odaya girdiğinde gerçekten domates olmuştu. Onu gören Shin daha fazla gülmeye başladı ama yüzüne yediği tişörtle sesi kesildi.
"Giy şunu! "
"Emredersiniz.. "
Birkaç dakika sonra ikiside hazırdı ve evden çıktılar. Beklenenden hızlı hazırlanmışlardı aslında . Marco hala shine biraz sinirliydi.onu uyandırmadığı için... Belkide utancını gizlemeye çalışıyordu. Yürümeye devam ettiler. Sahil yoluna girdiklerinde Marco duyduğu tanıdık sesle duraksadı.
"Marco burada mı yaşıyordu? "
"Evet kızım. "
Hızla arkasını döndü. Duyduğu o ses... Gerçek miydi? Ve onları karşısında gördüğünde gerçekliği birkaç saniye sorguladı.
"Marco! "
Küçük kız koşarak Marco'nun kollarına atladı. Marco hiç sorgulamadan kızı kucağına aldı ve ona sımsıkı sarıldı
"Mira.. "
Shin bu karşılaşmayı şaşkınlıkla izliyordu. Beş veya altı yaşlarındaki küçük kızı sanki asla bırakmak istemiyormuş gibi tutan marcoya baktı. Kimdi bu?
"Baksana ne kadar özlemiş seni"
Sesi duyduğunda Marco kafasını kaldırdı. Karşısında asla görmek istemediği o kişiyi gördü.. Babası..
"Projeyi kabul etmeseydin bu kadar ayrı kalmazdınız"
Shin hala hiç birşey anlamamıştı. Gerçekten bu insanlar kimdi?
"Projeyi kabul etmem gerekliydi biliyorsun"
"Tabi tabi... Gastronomi okuyacakmışsın falan filan.. "
Shin adamın sesindeki garip tonu beğenmemişti. Yavaşça yanlarına yaklaştı ve elini Marco'nun omzuna koyup adama döndü
"Merhaba... Ne oluyor şuanda? "
"Sen... Şu meşhur Shin olmalısın.. "
Adam sırıttı
"Hakkında çok şey duymuştum"
"Ne? "
Shin şaşkınlıkla Marco'ya döndü. Marco ise kucağındaki küçük kızı Shin'in kucağına verdi
"Biraz uzaklaşın hadi. "
Shin'i döndürdü ve hafifçe ittirdi.shin kucağındaki kıza baktı. Kızda aynı şaşkınlıkla ona bakıyordu.
"Merhaba.. "
"Selam.. "
İkiside birbirlerine bakıp gözlerini kırpıştırdı.
"Sen kimsin? "
Küçük kızın sorusuyla irkildi
"Ben... Ben Marco'nun... "
Cidden.. Shin Marco için neydi?
"Marco'nun arkadaşıyım.. "
Gülümsemeye çalıştı.
"Peki sen kimsin? "
Küçük kız ona gülümsedi
"Mira! "
"Mira?
" hm hm"
Shin kafasını salladı.
"Güzel isimmiş... Marco senin neyin oluyor? "Abim."
Shin daha çok şaşırmıştı
"Abin? Marco? "
"Hm hm.. "
"Peki.. "
Kız hala kucağındayken yürümeye devam etti. Ama duyduğu sesler onu durdurdu
"Proje falan bahane değil mi? Tekrar onun için döndün! "
"Lütfen.. Sırası değil.. "
"Tabi... Sen şimdi yatağınada almışsındır onu.. "
Adam alayla konuşuyordu
"Bak lütfen... Sırası değil.. "
"Ne? Görmedim mi sanıyorsun? Dün öpüşüyordunuz!"
Shin son kelimeyi durduğunda duraksadı. Ne yani? Görmüş müydü? Nasıl? Kucağındaki kızın kulağını eliyle kapattı ve onun kafasını göğsüne yaslayıp geriye döndü
"Ne diyorsun lan sen?! "
Adam gülerek Shin'e baktı. Marco yapmaması için adama yalvaran bakışlar atıyordu
"Eh madem işi pişirdiniz söyleyin bakalım nasıldı? "
"Ciddiyim senin bundan bahsetmeye hakkın varmı? "
Shin'in sesi biraz yükselmişti
"Küçük kızın yanında konuştuğun konulara bak! Neden geldin lan sen buraya!? "
"Shin... "
Marco'nun ona seslenişini umursamadı
"Gerçekten soruyorum? Amacın ne senin? "
Adamın yüzündeki sırıtış kayboldu. Sinirlenmişti bu belliydi
"Neden geldiğin seni ilgilendirmiyor. Gidin şimdi. Marco'yla konuşacağım"
Shin hemen marcoya döndü Marco yavaşça kafasını salaldığında Shin arkasını onlara dönüp kafeye yürümeye devam etti. Aklı onda kalmış olsada belkide yalnız konuşmalıudılar.. Ayrıca.. O adam neden o kadar sinirliydi? Ne yani olamazmıydı?
"Nereye gidiyoruz? "
Kızın sesiyle düşüncelerinden sıyrıldı ve kıza baktı
"Hm.. Tatlı sever misin ? "
"Evet! "
"Pekala o zaman tatlı olan bir yere gidiyoruz! "
Shin'in uzaklaşmasına baktı Marco. Sonra babasına döndü
"Sen neden burdasın? Gördüm ne demek lan? "
"Camın önünde öpüşüyordunuz"
"Ne zaman geldiniz buraya? "
"Dün gece.. Senin yanına geliyordum ki bölmemem gereken bir anda olduğunuzu fark ettim.. "
Adam güldü
"Gerçekten proje için geldiğine inanmamıştım. Şimdi şüphelerim kanıtlandığına göre İtalya'ya döneceksin"
"Ne? "
"İtalya'ya diyorum. Biz dönerken bizle gel"
"Hayır.. "
Marco bir an düşündü.. Bu iyi bir fikir olmazdı..
"Ne demek hayır? Dön diyorum işte. "
"Neden geleyim ki? Tekrar bana kızmanız için mi? "
"Ben ne zaman kızdım ki sana? "
Marco'nun yüzünde acı dolu bir gülümseme oluştu.
"Ne zaman mı? Bir düşün istersen"
Adam kafasını iki yana salladı
"Ben senin buraya gelmene proje için izin verdim. Ama belliki sen.. "
"Kes sesini. Proje devam ediyor"
"Öyle mi? "
"Öyle.şimdi Mira'yı al ve hemen İtalya'ya dönün. Birde peşinde onu getirmişsin! "
Derin bir nefes aldı
"Neden bunu yapıyorsun? "
"Seni özlemişti kötü mü oldu? "
Adamın gülümsemesi silindi
"Bu konuyu desteklemediği mi biliyorsun. Sakın-"
"Tamam biliyorum! "
"İyi.. Evinin anahtarını ver biraz kardeşinle vakit geçir ve sonra onu geri getir"
"Dün nerde kaldıysan orada kal. Evime giremezsin"
"Neden? Görmemi istemediğin şeyler mi yaşandı yoksa? "
"Kes sesini ve git"
Marco babasını umursamadan kafenin yolunu tuttu. Gerçekten ilk kez düzgün bir sabah uyandığına inanmıştı..
Shin kafeye girdiğinde Sumi şaşkınlıkla ona baktı
"Bu... Kim? "
"Sanırım.. Marco'nun kardeşi"
"Ne?! "
Elisa ve Sumi aynı anda bağırdılar
"Kardeşi mi var? "
"Varmış... "
Küçük kız Sumi'ye el salladı
"Merhaba.. Tatlı istiyorum"
Elisa kahkahasını tutmaya çalıştı. Shin ise gülmeye başladı
"Tamam alcaz tatlı dur.. "
Kızı kucağından indirdi ve onun kafede gezmesine izin verdi. Sumi abisine yaklaştı
"Ne şimdi bu? Hayır ciddi soruyorum.. Kardeş mi? Nerden çıktı bu? "
Shin iç çekti
"Sanırım... Babası gelmiş.. Ve.. Biraz kavga ettiler.. Ayrıca.. "
Cümlesini tamamlayamadı. Öpüştüklerini Sumi bilmiyordu..
"Abi domates oldun. Ne oluyor"
"Sonra konuşalım.. Şimdi şu küçük şeye bakıcılık yapmalıyız"
Sumi gülümsedi
"O iş bende.. Merak etme. "
Kapının açılmasıyla birlikte Shin o tarafa döndü.
"Marco.. "
"Sorun yok. "
Marco yavaşça yanlarına yaklaştı. Sumi Mira'ya yaptığı wafflelerdan birini yedirmekle meşgüldü.
"Konuşalım mı biraz? "
Shin'in teklifine kafa sallayarak cevap verdi Marco. Elisa ve Sumi hiç sorgulamadılar.
Arka sokağa çıktılar. Marco bıkkın bir nefes verdi ve duvara yaslanıp yere çöktü
"Aptal.. "
"Ne istiyormuş? "
"İtalya'ya dönmemi.. "
Shin kaşlarını çattı
"Dönme.yani...dönmeyeceksin değil mi? "
"Ben... Biliyorum.. "
Shin Marco'nun yanında dizlerinin üstüne çöktü.
"O her ne dediyse hiç bir önemi yok. Benim için yani"
Gülümsedi
"Ayrıca dünkü-"
"Sus lütfen.. "
Marco'nun bıkmış sesiyle birlikte Shin gülmeye başladı.
"Tamam tamam.. Gayet iyiydi demek istedim.. "
Marco kafasını başka yöne çevirince Shin daha fazla güldü
"Hadi ama! Bu kadar utanma.. Birşey olmadı ki"
Tam bu sırada kafenin arka kapısı açıldı. Sumi kucağındaki Mira ile yanlarına yaklaştı
"Hadi çifte kumrular. Bu kızlar abilerini özledi"
Bu sefer Marco'da gülmüştü. Ayağa kalkarken Sumi'nin kucağındaki Mira kollarını ona doğru açtı
"Marco! "
Marco gülümseyerek onu kucağına aldı. Belkide... Kötü şeyleri biraz unutabilirdi.