İçeriğe geç

Kahve ve Buz

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Kahve ve Buz

Bölüm 5

5.BÖLÜM-itiraflar ve istisnalar☕

Batan güneşin renkleri odasını doldurduğunda Marco esneyerek yataktan doğruldu. Saatlerce uyumasına rağmen hala dinlenmiş hissetmiyordu. Ayağa kalktı banyoya gitti. Belkide duş almak iyi gelebilirdi.

Son müşteride kafeden gittikten sonra Shin gerçek anlamda kendini yere attı

"Yeter! Öldürseniz daha iyiydi! "

Sumi abisinin bacağına küçük bir tekme attı

"Kalk daha yerleri sileceksin. "

"Hayır! "

Elisa gülerek onları baktı.

"Çıkabilirsiniz. Ve ikinizede teşekkürler çok yardımcı oldunuz. Özellikle sen Shin. Beklentimin üzerinde bir performans sergiledin. "

Sumi ve Shin kafeden çıkıp yürümeye başladığında Shin daha önce hiç bu kadar yorulmadığını fark etmişti.

"Marco'ya gidiyoruz. "

Sumi'nin sesini duyduğunda duraksadı

"Ne? "

"Anlamada sıkıntın mı var senin abi? Marco'ya diyorum"

"Ben... Gelmesem? "

"Geleceksin"

Shin hala yanan elini birkaç kez havada salladı.

"Umarım buzu vardı... "

"Yemeyeceksen vardır. "

"Aptal... Elim yanıyor.. "

Bir kaç dakikalık sessiz yürüyüş ardından Marco'nun kapısına varmışlardı. Sumi anahtarı çıkardı ve kapıyı açmaya çalıştı

" Hastayım diyor biz evini basıyoruz.. "

Shin'in sesini umursamayan Sumi içeri girdiğinde Marco banyodan yeni çıkmış üzerinde sadece gri bir eşofman vardı. Shin ona bakmamaya çalıştı... Özellikle ıslak saçlarından göğsüne damlayan sular..

"Gelin beraber yaşayalım diyeceğim yakında. Bu ne böyle? "

"Aptal merak ettik. "

Sumi yavaşça akapıdan girdi ve Shin ise arkasından içeri geldi. Marco bir an ona baktı ama bakışlarını hemen kaçırdı.

"Daha iyi görünüyorsun. Dinlendin mi? "

"Sayılır... Yarın gelirim kafeye"

Sumi başını salladı ve mutfağa geçti.

" birşeyler yapmamı istermisin marco? Çay falan"

"İstersen.. "

Sumi gülümsedi ve işe koyuldu. Shin ve Marco yanlız kalmıştı. Marco'nun gözleri Shin'nin kızarmış ellerine kaydı

"Yanmışsın? "

İnanamayarak sordu.. Çünkü bu yanık bardak tutarken oluşurdu

"Biraz çalıştık diyelim... Kafe bu gün kalabalıktı. "

Marco kaşlarını kaldırdı

"Lee Shin Ve çalışmak. Ben bu ikiliyi bir araya getiremiyorum"

Marco'nun güldüğünü duyan shın gülümsedi. Uzun zaman sonra ilk defa Marco'yu gülerken görmek garip hissettirmişti.özellikle böyle bi halde... Yani...hala ıslakken...

"Ellerine birşey yapmalıyız. Eminimki acıyordur. "

Marco masanın yanındaki küçük dolaba doğru ilerledi

"Daha acı verici şeyler yaşadım Marco. Bunun bi önemi yok"

Marco bir an duraksadı. Shin bunu bilerek yapıyordu. Dolaptan uzaklaştı. Shin'i kendi odasına çekip kapıyı kapattı. Shin bir an ne olduğunu anlamamıştı

"Pekala Shin. Madem iki de bir bu konuyu açıyorsun... Konuşalım madem? Amacın ne senin? "

Marco'nun ciddi sesi bir an shini ürpertti.ama hemen sonra onun yüzüne döndü

"Neyden bahsettiğimi ve neden konuşmak istediğimi çok iyi biliyorsun Marco. "

"Neyi konuşacağız? Günlerdir kabuslarımdan gitmeyen aklımdan atamadığım o günü mü?! "

Marco'nun sesindeki o ince titremeyi farkettiğinde Shin yanlış bir şey yaptığını daha çok anlamıştı

"Seni bırakıp gittiğimi, hatta kaçtığımı düşünüyorsun. O acı çığlıkları hatırlıyor ama sana yardım etmek için çırpındığımı hatırlamıyorsun! Ne istiyorsun sen! "

Shin derin bir nefes aldı yavaşça Marco'ya yaklaştı ve sonra durdu. Aralarındaki mesafe azalmıştı. Ama Shin bunu umursamadı.

"Aptal.. "

Marco kaşlarını çattı. Shin elini kaldırıp ıslak olmasını umursamadan Marco'nun saçlarına dokundu... Tıpkı lisede yaptığı gibi..

Marco bir an şaşkınlıkla Shin'e baktı. Neydi şimdi bu.. Nefeslerinin hızlandığını ve gözlerinin dolduğunu hissetti. Hayır.. Ağlayamazdı. Onun karşısında olmazdı.

"Yaptığım şey doğru değildi farkındayım De Luca. "

Marco'nun göz yaşları tektek döküldü yanaklarından. Daha fazla dayanamadı ve Shin'e sarıldı.

Shin bu ani hareketi beklemiyordu. Ama kollarını Marco'nun etrafına doladı ve onun ağlamasına izin verdi. En son ne zaman sarılmıştı ki ona?

"Siz iyi-"

Sumi içeri girdiğinde gördüğü sahne ile bir an durakladı. Shin hafifçe kafasıyla ona çıkmasını işaret etti. Çünkü birilerinin gerçekten duygularını akıtmaya ihtiyacı vardı. Sumi çıkıp kapıyı kapattığında sırtını duvara yasladı. Yüzünde küçük bir gülümseme vardı. İçerideki iki kişi hala anlamamış olsada Sumi anlamıştı onların bir birlerine karşı birşeyler hissettiklerini.. Belkide artık açığa çıkması gerekirdi.

Sabah uyandığında Marco kendini daha iyi hissediyordu. Sanki hafiflemişti.tabi birazda utanmıştı. Hala inanamıyordu Shin'in kollarında ağladığına. Bunu düşünürken hazırlanıp kafeye doğru yola çıktı. Yine eken gelmişti. Ve etrafı biraz toparlayıp önlüğünü taktığı sırada Elisa içeri girdi

"Vay vay... Kimleri görüyorum? Marco mu o? "

Kafe yine aynı işleyişine devam etti. Müdavim olan müşteriler Marco'yu gördüklerine sevinmişlerdi.Marco'nun gözleri Shin'i arasada ortalıkta görünmüyordu. Hatta onun grubu bile kafedeydi ama Shin yoktu. Bunu umursamadan işine devam etti.

Sonunda bir boşluk bulabilmiş ve kendini ara sokağa atmıştı. Kediler koşarak onun yanına geldiğinde yere çöktü ve hepsini tek tek sevdi. Hala hasta olabilirdi ama sevdiği şeyleri yapmak yatıp dinlenmekten daha iyiydi.

"Bende umarım bu günde aç kalmazlar diyordum. "

Alayla dolu sesi duyduğunda Marco yavaşça ayağa kalktı ve ona döndü

"Aç kalmadıklarını ve kalmayacaklarını biliyorum. "

"Ya? Neden bu kadar eminsin buna? "

Marco güldü

"Kanıt bırakmışsın shin. Mutfaktaki tabak beni kediler için kullandığım tabak değil ama şansa bak ki içinde kedilerin yiyeceği şeyler var. "

Shin kafasını salladı

"Dikkatli gözlerin varmış. "

Yürüdü ve kedilerin karşısındaki duvara yaslandı. Zai ve Sera hızla yaklaşıp Shin'in bacaklarına süründüler

"İyi güzelde.. Fazla temas iyi değildir. "

Marco kaşlarını kaldırdı

"Öyle mi? "

Shin yavaşça öksürdü ve ona döndü

"İstisnalarım var. "

İkiside birbirlerine bakıp güldüler. Tek fark birinin içindeki duygular tekrar harlanırken birinin içindekiler daha yeni oluşuyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.