İçeriğe geç

Kahraman Operasyonu

Bölüm 3 · 11 dk okuma

Kahraman Operasyonu

Bölüm 3

Mit Bilgini - Taşıyıcı - Gören

Aylin, bulunduğu odada beklerken biraz sıkıldığı için oturduğu yerden kalkıp odanın penceresinden dışarıyı seyretmeye başladı. Uzaklardan birkaç tane çiftliğin çatısı ve fabrika bacası görünüyordu.

Aylin, bakanlık tarafından çağrıldığı için direkt bakanlığa getirileceğini sanmıştı. İki yıl önce gittiği okul gezisinden hatırladığı kadarıyla İçişleri Bakanlığı Çankaya’da diğer bakanlıkların da olduğu büyük ve geniş bir cadde üzerinde bulunuyordu. Oysa Aylin, şehir dışındaki askeri bir üsse yakın büyük bir binaya getirilmişti.

On altı yaşındaki genç bir kızın ülke çapında önemli bir göreve atandığına hala inanamadığı için kandırıldığını ve kaçırıldığını düşünmekten kendisini alamıyordu.O sebeple kendisini sakinleştirmek için getirildiği binanın üzerindeki tabelayı sık sık aklına getiriyordu. Kendi kendisine mırıldandı. “Burası Özel Acil Durumlar ve Stratejik Destek Müdürlüğü… Burası Özel Acil Durumlar ve Stratejik Destek Müdürlüğü…”

Duvardaki saat on biri gösterince kapısı çalındı. Daha önce görmediği bir görevli ona toplantı salonuna eşlik etmek üzere geldiğini söyledi. Görevli adam, asansörde eksi katlardan birisini tuşlayınca Aylin çığlık atmamak için kendisini zor tuttu.

“O-Organlarımı çalmayacaksınız, değil mi?” diye mırıldandı. Görevli duyduğu şeye inanamayarak Aylin’e bir süre baktı. Sonra önüne dönüp beklenmedik bir kahkaha attı. Kahkahası bitince Aylin’e tekrar dönüp “Sizin yerinizde ben olsaydım ben de öyle düşünürdüm.” dedi. Başka bir şey söylemedi ama görevlinin bu tepkisi Aylin’de rahatlamaya sebep oldu.

Aylin eksi ikinci katın asansör kapısı açıldığında bir çeşit mahzen ya da sığınağa gideceğini sanıyordu ancak içerisi beklenmedik bir şekilde canlı ve aydınlıktı.

Cam duvarlardan oluşan geniş çalışma ofislerinde bir sürü memur işinin başındaydı. Aylin, etrafına bakarak görevliyi takip etti. “Komuta Odası” yazan geniş ofise girdi. Yasemin’i gördü ve onun selamını beklemeden başı ile saygılı bir şekilde selam verdi.

Aylin’in bu şekilde selamlaması Yasemin’in hoşuna gittiği için bir anlık ciddiyetini bozup gülümseyerek selamı alınca yanındaki adam Yasemin’e göz ucu ile baktı. Bir kez iç çekip “Kahraman Operasyonunda on altı yaşında bir lise öğrencisinin kilit noktada rol alacağına hala inanamıyorum.” dedi.

Yasemin ciddiyetini anında geri kazanıp adama doğru dönerek “Emirler bu şekilde. Şimdi her şeyi açıklamak için ekibin diğer üyelerinin de gelmesini bekleyelim.” diye cevap verdi. Sonra Aylin’e doğru döndü. “Yanımdaki beyin adı Doruk. Kendisi Özel Acil Durumlar ve Stratejik Destek Müdürlüğü’nün müdür yardımcılarından birisi. Bu operasyonda ekibin lideri kendisi olacak.” diye açıkladı. Aylin yine saygılı bir şekilde selam verdi.

Çok geçmeden odaya başka bir görevli ile genç bir kadın girdi. Bakır kırmızısı boyalı tepeden iki adet topuzla toplanmış saçları, koyu renkli özenli makyajı ve spor kıyafetleri ile bu ortama oldukça tezat kaçan kadın endişeli gözlerle etrafına bakıyordu. Kadının bakışlarındaki endişe, Aylin’e tanıdık geldiği için “Merak etmeyin, organlarınızı çalmayacaklar. Yani umarım…” diye mırıldanınca Aylin’i getiren görevli kıkırdadı. Sonra müdürünün ona sert bir şekilde baktığını fark edip ciddiyetini tekrar kazandı.

Yasemin, Aylin’in cümlelerini akabinde memurlardan birisinin kıkırdamasını duyunca sinirlenmişti. Burası bir sirk değildi. Ciddi bir ortamdı. Ancak Aylin açısından empati kurunca gerçekten inanılması güç bir durumdu. O sebeple kızmaktan vazgeçip bir kez iç çekti. Bu operasyona aniden atanan insanların ruh halini düşününce biraz gayri resmi bir ortam oluşturmanın sakıncası yoktu.

Birkaç dakika sonra içeri başka bir görevli ile bakışlarında benzer endişe taşıyan bir adam girdi. Aylin, adamı görür görmez onu televizyon programlarında gördüğü tarihçilere benzetti. Boyu kısa ve hafif göbekli olan adam bir papyon ve pantolon askısı takıyordu. Kırlaşmış saçları ve al al olmuş yanakları ile televizyon programından fırlamış gibi görünüyordu. Görüntüde eksik olan tek şey bir gözlüktü.

“Herkes geldiğine göre sizler bizi soru yağmuruna tutmadan açıklamaya başlayalım.” dedi Yasemin Müdür. Bir taraftan da kolunu açarak herkesi toplantı masasına oturmaya davet ediyordu.

Herkes yerini aldıktan sonra “Bilmeyenler için baştan alayım. Burası GAMER’e bağlı Özel Acil Durumlar ve Stratejik Destek Müdürlüğü merkez binası. Yürüttüğümüz temel proje sebebi ile aynı zamanda büyük bir yazılım laboratuvarına ihtiyacımız olduğu için müdürlüğümüzün yerleşkesi burada. İsmim Yasemin. Kurumun genel müdürü benim. Sağımdaki kişi Doruk Bey, müdür yardımcılarımızdan birisi. Kendisi aynı zamanda bu projede ekip lideriniz olacaktır.” diye açıklamaya başladı.

Aylin, bu başlangıçtan sonra odadaki diğer kişilerle tanıştırılmayı bekliyordu ancak Yasemin barkovizyona doğru dönüp “Bazı kısımlarını söz ile anlatmanın zor olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden öncelikle bir video kaydı izleyeceksiniz.” diye konuşmasına devam etti. Sözü biter bitmez ekrana bir görüntü girdi.

Video kaydı bir güvenlik kamerası idi. Bir benzin istasyonunun marketinin önü görünüyordu. İki istasyon çalışanı kameranın hemen altında bir şeyler içip sohbet ediyordu. Birkaç saniye sonra ekrana sallanarak yürüyen bir adam daha girdi. Aylin, sallanarak gelen adamı sarhoş sandı. Muhtemelen iki istasyon çalışanı da öyle sanmıştı.

Adam, iki çalışana birkaç adım daha yaklaştı ve olduğu yerde sallanmaya başladı. Diğer ikisi ona doğru seslendi. Videodan ses gelmiyordu ama Aylin çalışanların adamın iyi olup olmadığını sorduğunu tahmin etti. Hatta birisi “Hop! Birader, iyi misin?” diyordu.

Derken adam kalbini tutup çığlık atmaya başladı. İki çalışan adama yardım etmek için yanlarına gidiyordu ki adam saniyeler içinde çürüyüverdi. Ona yardım etmeye çalışan kişiler de yere yığıldı. Video burada bitiyordu.

Yasemin, izleyenlerin videoda gördüklerini sindirebilmesi için birkaç saniye süre tanıdı. Sonra sandalyesini çevirip ekibe baktı. “Bu videonun görsel efekt eklenmiş, oynanmış olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu video kaydı gibi elimizde çok kayıt var ve uzmanlarımız videolarda oynama olmadığını kanıtladılar.” dedi.

Aylin’in başı dönüyordu. Korku ve gerilim filmi aşığı olduğu için bu tarz bir videodan psikolojik olarak etkilenmediğini biliyordu. Ancak adam kalbini tutup çığlık atmaya başladığında Aylin’in de göğsünde bir şeyler sıkıştı. Zar zor nefes alıyordu. Ne olduğunu bilmiyordu ama videoda olan şey her ne ise çok kötü bir şeydi, ondan emindi.

Yaşadığı durumu etrafındakilere söyleyip söylememek arasında bocalarken derin bir nefes alıp gözlerini kısa bir şekilde kapatıp açtı. Çektiği ızdırap kaybolmuştu. Açıklamanın devamını dinlemek istediği için kendisini toparlamaya çalıştı.

Yasemin birkaç saniye sonra açıklamasına devam etti. “Kendi adıma konuşacak olursam videoyu ilk kez izlediğimde kaybolan adamı önce sarhoş sandım. Sonra göğsünü tutup çığlık attığını izlediğimde uyuşturucu bir madde kullandığını düşündüm. Tabiri caizse çürüyerek ortadan kaybolmuş olması da bir çeşit popüler sosyal medya hareketi gibi gelmişti. Özellikle videoların çoğaldığı dönem böyle düşündürmüştü. Ancak İçişleri Bakanlığı tarafından bu videolara derhal yasaklama ve sansür geldi.”

Bu sırada ekran dokuz parçaya bölündü. Benzer şekilde olan diğer videolar aynı anda oynamaya başladı. Aylin merak etse de ekrana bakmamaya çalıştı. Videoları izlerse az önceki yaşadığı şeyi tekrar yaşayacağından emindi.

Yasemin’in sesi tekrar duyuldu. “Bu videolar ülkenin çeşitli yerlerinde kaydedilmiş benzer olayları içeriyor. Olayların hepsi iki haftalık süre içinde başladı. Bunun sizinle ne alakası olduğunu net bir şekilde ben de açıklayamam, o sebeple bir video daha göstermem gerekiyor. Dikkatli izleyin.”

O sırada ekrana daha iyi görüntü kalitesinde bir video kaydı girdi. İki geniş caddenin kesişim yerinde çekilmiş bir videoydu. Caddenin birinde aksiyon filmleri gibi yanmış arabalar mevcuttu. Dumanların arasından sallanarak yürüyen bir adam çıktı. Kollarını ikiye açmış kahkaha atarak yürüyordu. Kameranın arkasında olduğu belli olan birkaç polis memuru adamın üzerine kurşun yağdırdı ancak adama hiçbir şey olmadı. Yürümeye devam ediyordu.

Derken astronot kıyafeti gibi bir şey giymiş bir kaç adam, delirmiş adama koşarak yaklaşıp adamın üzerine kurşun yağdırdı. Adama yine bir şey olmadı. Kurşunlar bedenini delip geçse de kan bile akmıyordu. Derken zırh içindeki adamlar yere yığıldı. Aylin’in kalbi bir kez daha sıkıştı. Biraz çaba sarf ederek başını çevirip odadaki diğer insanları izledi. Hiçbirisi Aylin’in yaşadığı ızdırabı yaşamıyordu.

Yasemin, başını videodan ayırmadan Aylin’in yaşadığı şeyi biliyormuş gibi konuştu. “Sana acı verdiğini biliyorum, Aylincim.Lütfen biraz daha sabret.” dedi.

Bu sırada videodan bir çığlık yükseldi. Ekrana uzun bir bacak girdi. Takım elbise giymiş bir bacak kameradan uzaklaştıkça yerini gövdeye bıraktı. Upuzun bacaklı takım elbiseli şapkalı bir varlık delirmiş adama yavaş hareketlerle yaklaşıp bir tane tekme çaktı. Delirmiş adam anında yok oldu. Takım elbiseli gövdesine göre aşırı uzun bacaklı olan adam videoya doğru döndü. Adamın suratı yoktu. Bu sahne, kızıl saçlı kadının “Ay! Ne bu böyle!” diye bağırmasına sebep oldu. Video burada bitti.

Yasemin yüzünü masaya dönüp kısa boylu yaşlı adama baktı. Adam ciddi bir şekilde ekrana bakıyordu. Bir elinin parmakları masanın üzerinde gergin bir ritim tutturmuştu.

“Günümüz silahlarının işe yaramadığı bir hastalık… bir lanet… bu iki kelime de izlediğim durumu açıklamıyor. “Bir durum” diyelim. Slender Man ortaya çıkıp durumu tek bir tekmesi ile çözdü. Bunu sinemada izleseydim beğenebilirdim.” dedi adam. Sonra masaya doğru dönüp konuşmaya devam etti.

“Slender Man, Amerika’da ortaya atılmış ünlü bir sanal efsanedir. Popüler bir forum sitesinde üretilen uydurma korku hikayelerinden birisinde kullanıcılar tarafından kurgulanmıştır. Ancak Slender Man o kadar efsaneleşmiştir ki bazı insanlar onu gerçekte de gördüklerini iddia etmiştir. Çocukları kaçırıp ıssız ormana götürüp onları öldürdüğü iddia edilir.”

Adam son olarak Yasemin’e dönüp “Bu videonun da bir film kesiti olmadığını ya da sahte olmadığını mı söyleyeceksiniz Yasemin Hanım?” diye sordu.

Yasemin, dirseklerini masaya dayayıp ellerini çenesinin altında birleştirdi. “Tam da Mitlerin Hocası Baybars Kutlu Er’e yakışır bir değerlendirme idi. Teşekkür ederim Baybars Hocam.” dedi. Sonra ellerini indirip “Görsel materyallerimizi gördüğümüze göre asıl açıklamalara geçelim.” dedi. Yasemin ve Doruk değişimli olarak olayı baştan anlatmaya başladılar.

Olaylar üç hafta önce aniden başlamıştı. Bazı insanlar bilinmeyen bir sebepten kısa süreli aklını kaybedip çürüyorlardı. Bu insanların belirgin bir ortak özelliği yoktu. Çürümüş bedenler üzerine yapılan çalışmalarda bir salgın etkeni ya da zehirli madde bulunamamıştı. Üstelik belirtilerin aklını yitirme olarak başladığını varsayarsak bu aşamadan sonra temas ettiği insanları da öldürdüğü ortaya çıkmıştı.

Belirti başladıktan ne kadar süre sonra daha etkilenmiş kişi çürümeden hayatta kalıyor, belli değildi. Üstelik bazıları kişilik değiştirse de aklını belli bir seviye koruyabiliyordu. Ancak hepsi saldırganlık ve insanlara zarar verme eğiliminde idi. İnceleyen kişiler bu insanlara “çürüyenler” adını verdi.

Ateşli silah gibi pek çok teknolojik savunma aleti de bu kişiler üzerinde etkili değildi. Ancak dünya üzerinde bu varlıklara karşı direnen şok edici varlıklar izlenmeye başlandı. Günümüz bilimi ile açıklanamayan bu bağımsız kuvvetlerin nerede nasıl çıkacağı ve neden çürüyenlere karşı direnç gösterdiği bilinmiyordu.

Bir Avrupa ülkesinde tek boynuzlu bir ata dönüşen bir adamın bir çocuğu bu durumdan kurtardığı bir video izlediler.

Kuzey Avrupa’da kayda alınmış bir görüntüde deniz kızı gibi bir varlığın bir çürüyeni yok ettiğini izleyince Baybars, “B-Bu bir siren… Az önceki de bir pegasus idi.” diye mırıldandı.

Ülkeler arası yapılan bilgi alışverişine göre bu varlıkları bulmak ve onlarla işbirliği yapmak olası idi. İlk videoda izledikleri Slender Man, insanoğlu ile işbirliği yapan ilk varlık idi. Bu varlıklara “hayalet kahramanlar” demeye başlamışlardı. Bu varlıkları bulabilen, fark edebilen ve onları ikna edebilecek insanlar vardı. Ülkeler bu insanları özellikle buluyor ve onlardan yardım istiyordu. Yabancı bir kurum, bu insanlara “görenler” adını vermişti.

Barkovizyondaki görüntüler bitti. Birkaç saniye süren sessizlik sonrası Yasemin derin bir nefes alıp verdi.

“Duyduğunuz şeylerin gerçek olup olmadığını sorgulamanızı geçtim olayın sizinle ne alakası olduğunu bile anlamadığınızı biliyorum. İnanın bana, benim için de inanılması çok zor bir durum. Bakanlığımız bu durum için ivedi bir şekilde toplanıp bu kurumu kurdu. Kahraman Operasyonunu hazırlamak ve ekibe kimlerin dahil olacağını bulmak bir hafta sürdü. Bizi en çok yoran şey de Aylin’in bulunması idi.”

Bir süre sonra Yasemin tekrar Baybars’a döndü. “Ekipte ülkemizde yaşıyor olabilen hayalet kahramanları çok iyi bilen insanlara ihtiyaç vardı. Üstelik operasyonun çok gizli kalması gerektiği için bu kişinin tıbbi destek de sağlayabileceğini düşününce bu işe en uygun kişi siz seçildiniz, Baybars Hocam.” dedi. Sonra yönünü kızıl saçlı kadına döndü.

“Ülkemizin hemen her yerini arayacağınız için her türlü taşıtı kullanabilen, resmi yaptırımların ulaşamadığı bir yerde kolay bir şekilde lojistik araç bulabilecek birisi gerektiği için bu göreve siz de dahil edildiniz, Bengü Hanım.” dedi.

Adı Bengü olan kadın masadakileri yavaşça süzüp “Yani boş vakti olan zengin bir aktivist arıyordunuz.” diye mırıldandı. Yasemin istifini bozmadan “Denizaltından helikoptere kullanamadığınız taşıt yokmuş diye biliyoruz.” diye cevap verdi. Sonra beklemeden Aylin’e döndü.

“Bu ekibin kilit noktası ise bu varlıkları tespit edip ikna edebilecek birisi idi. Yani bir gören bulmaktı. Göreve atanıp işin bu kısmını öğrendiğimde umutsuzluğa düşmüştüm. Bahsedilen bir gören TUIK verilerine bakınca çıkmaz sonuçta. İlan versen burayı şarlatanlar doldurur. Üstelik bir gören, gören olduğunu bile fark etmemiş olabilir. Neyse ki anneanneniz zamanında adli bir olayın çözümüne yardım etmiş de o vakadan bir görene ulaşabildim. Üstelik bulduğumuz bir gören diğer görenleri de fark edebiliyor. İletişime geçtiğimiz ilk gören, Aylin’in bir gören olduğunu onayladı. Üstelik iyi bir gören olduğunu…” dedi.

Aylin hiçbir şey anlamıyordu. Biraz düşünüp “B-Ben bir gören olduğumdan emin değilim.” dedi.

“Ben eminim.” dedi Yasemin. Bu kez daha sıcak bir tonda konuşuyordu. “Bir çürüyeni videosunu izlerken bile hissettin az önce. Muhtemelen sadece biraz zamana ihtiyacın olacak. Ancak ne yazık ki zamanımız yok. Çürüyenlerin tam olarak ne olduğunu ve onlardan nasıl kurtulacağımızı anlamadan bu iş bitmeyecek. Şu anda sizin gibi oluşturulmuş iki ekip daha var. Umarım arttırabiliriz ekip sayısını. Ancak ne yazık ki kervan yolda düzülür. Ülkemizi bu durumdan kurtarmak için derhal işe koyulmak zorundayız.” diye ekledi.

Sonra Doruk araya girdi. “Birbirinizle tanıştığınıza göre sizi odalarınıza götürelim. Baybars Hocamın kıymetli bilgileri nedeni ile ana ekip siz olacaksınız. Bu akşam başlayacak olan iki günlük harekat planlama süreci başlayacak. Baybars Hocam gibi mit bilginleri Türkiye’nin mitolojik haritasını çıkarıp hangi ekibin nereyi taraması gerektiğini planlayacak. Bengü Hanım’ın biriminden olan lojistik destek üyeleri de bu süreçte bilgi alışverişi yapıp iletişim destek eğitimi alacak. Sizin biriminize kısaca “taşıyıcılar” diyoruz. Görenler de kendi aralarında bir toplantı düzenleyecek. İki gün sonra da ekipler plan dahilinde ülkeyi taramaya başlayacaklar.”

Yasemin’in komutu ile toplantı bitti. Akşam yemeğinde buluşmak üzere herkes odasına gönderildi.

Aylin, odasına geçtikten sonra kendisine verilen telefondan annesini aradı. İçindeki sıkıntıyı bastırmaya çalışarak annesine her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Birkaç şey daha konuştuktan sonra telefonu kapatıp durum değerlendirmesi yapmak için kendisine verilen yatağa uzanıp düşünmeye başladı.

Öğrendiği şeyler, izlediği videolar gerçekte yokmuş gibi mi hissediyordu yoksa kendisi için çok doğal bir şeymiş gibi mi hissediyordu bilmiyordu. Ancak Bengü isimli kadının da Baybars isimli hocanın da yaşadığı dehşetin daha fazla olduğunu tahmin ediyordu. İzlediklerini nasıl kolayca kabul edebilmişti, bunu düşünmese iyi olurdu. Çünkü çürüme olayını her aklına getirişinde göğsü tekrar sıkışıyordu.

Genel olarak bakarsa tek görevi hayalet kahramanlar gerçekte varsa onları tespit etmekti. Bu o kadar da tehlikeli bir iş değildi. Ancak onları nasıl tespit edeceğini bilmiyordu. Bu konuya da daha fazla kafa yormak istemiyordu. Tespit etmeyi beceremezse kurum onu evine gönderirdi. O elinden geleni yapmış olurdu.

Şu anda düşündüğü tek şey içindeki huzursuzluktu. Bu görev boyunca bu sıkıntıyı her zaman yaşayacağını düşününce daha da kötü oldu. Düşüncelerini dağıtmak için diğer ekip üyelerini bulup konuşmayı düşündü. Ancak ağır bir uyku bastırdı ve kontrol edemediği bir hızda uykuya daldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.