Umut, bazen tek bir ses kadar yakındır.”
10 Şubat 2023 — Hatay
Şermin ve ekibi, gecenin karanlığında enkazların arasından ilerliyordu.
Kahramanmaraş’tan ayrılalı saatler olmuştu.
Yorgunluk artık herkesin yüzüne çökmüştü.
Ama kimse konuşmuyordu.
Çünkü herkes aynı şeyi biliyordu:
Hatay’da da onları bekleyen insanlar vardı.
Telsizden yeniden ses geldi.
— “Komutanım, canlı tespit edilen enkaza ulaştık.”
Şermin araçtan indi.
— “Kaç kişi?”
— “Kesin değil. Bir kişinin sesi duyuldu.”
Şermin hemen enkazın başına geçti.
— “Herkes sessiz!”
Bütün ekip sustu.
Şermin çömeldi.
Betonların arasından kulağını gelen sese yaklaştırdı.
Önce hiçbir şey yoktu.
Sonra…
Tak… tak…
Şermin elini kaldırdı.
— “Burada.”
Herkes çalışmaya başladı.
Dakikalar geçiyordu.
Bir asker:
— “Komutanım, boşluk çok dar.”
Şermin:
— “O zaman ellerimizle açacağız.”
ENKAZIN ALTINDA
Saatler sonra küçük bir boşluk oluştu.
Şermin aşağıya baktı.
Bir adam vardı.
Yaralıydı ama hayattaydı.
— “Beni duyuyor musun?”
Adam gözlerini açmaya çalıştı.
— “Evet…”
— “Adın ne?”
Adam birkaç saniye sustu.
— “Emir.”
Şermin:
— “Emir, seni buradan çıkaracağız.”
Emir hafifçe gülümsedi.
— “Siz… nereden geldiniz?”
— “Kahramanmaraş.”
Adam şaşırdı.
— “Maraş’tan mı geldiniz?”
— “Evet.”
Emir gözlerini kapattı.
— “O zaman… gerçekten yardım varmış.”
Şermin’in boğazı düğümlendi.
— “Var.”
Sonra daha güçlü bir sesle:
— “Ve seni burada bırakmayacağız.”
Ekip saatlerce çalıştı.
Sonunda Emir’in bulunduğu bölgeye ulaşmayı başardılar.
Şermin elini uzattı.
— “Elimi tut.”
Emir elini uzattı.
Şermin onu sıkıca tuttu.
— “Biraz daha…”
Ve sonunda Emir enkazdan çıkarıldı.
Sağlık ekipleri hemen müdahale etti.
Şermin birkaç adım geriye çekildi.
Yorgunluktan nefes nefeseydi.
Tam arkasını dönüp ekibine bakacakken Emir’in sesi geldi:
— “Komutan!”
Şermin döndü.
Emir sedyede ona bakıyordu.
— “Teşekkür ederim.”
Şermin sadece başını salladı.
— “Bana değil.”
Gökyüzüne baktı.
— “Allah’a şükret.”
O gece Şermin çadırın önünde yalnız başına oturdu.
Cebinden babasının kimlik kartını çıkardı.
Kartın arkasındaki yazıya baktı.
“Kızım bir gün bu şehre dönecek.”
Şermin kendi kendine fısıldadı:
— “Baba… senin bıraktığın sırların peşinden mi gidiyorum, yoksa kader beni mi buraya getirdi?”
Tam o sırada arkasından bir ses duyuldu.
— “Komutanım?”
Şermin döndü.
Emir ayakta duruyordu.
Üzerinde battaniye vardı.
Henüz yeni kurtarılmış olmasına rağmen yürümeye çalışıyordu.
Şermin şaşırdı.
— “Sen neden buradasın? Dinlenmen gerekiyor.”
Emir gülümsedi.
— “Sizi bulduysam, ben de yardım edebilirim.”
Şermin ona birkaç saniye baktı.
Sonra ilk kez hafifçe gülümsedi.
— “Sen önce hayatta kalmayı öğren.”
Emir:
— “Siz de biraz dinlenmeyi öğrenin komutanım.”
Şermin cevap vermedi.
Ama o cümle aklında kaldı.
Çünkü Şermin henüz bilmiyordu…
Bu adamla yollarının yalnızca bir enkazda kesişmediğini.
Hayat, onları tekrar tekrar karşılaştıracaktı.
Ve belki de…
Bir gün Şermin’in en büyük savaşının adı aşk olacaktı.
DEVAM EDECEK