Babamın izinden…”
6 Şubat 2023 — Kahramanmaraş
Şermin’in bulunduğu araç enkazların arasından ilerliyordu.
Her yerde yıkılmış binalar, çaresizce yardım bekleyen insanlar ve geceyi aydınlatan araç farları vardı.
Şermin camdan dışarı bakıyordu.
Bu şehir onun için sadece bir görev yeri değildi.
Burası babasının memleketiydi.
Çocukluğundan beri babasının anlattığı Kahramanmaraş hikâyelerini dinleyerek büyümüştü.
Babası da bir komutandı.
Yıllarını vatana hizmet ederek geçirmiş, en büyük hayali ise bir gün kızının da kendi izinden gitmesiydi.
Şermin’in zihninde babasının yıllar önce söylediği bir cümle canlandı:
“Bir gün üniformayı giyersen kızım, sadece rütbeni değil, vicdanını da taşı.”
Şermin gözlerini kapattı.
Fısıldadı:
— “Baba… senin memleketindeyim.”
Bir an sustu.
— “Ve senin izinden gidiyorum.”
ENKAZ
Telsizden bir asker bağırdı:
— “Komutanım! Buradan ses geliyor!”
Şermin hemen araçtan indi.
Askerler enkazın başına koştu.
Bir çocuk sesi duyuluyordu.
— “Anne!”
Şermin dizlerinin üzerine çöktü.
— “Korkma. Buradayız.”
Çocuk ağlayarak:
— “Beni çıkaracak mısınız?”
Şermin elini enkazın arasından uzattı.
— “Söz veriyorum, seni buradan çıkaracağız.”
Ekip çalışmaya başladı.
Fakat enkaz çok ağırdı.
Başçavuş Murat:
— “Komutanım, burası çok tehlikeli. Bir artçıda üstümüze çökebilir.”
Şermin başını kaldırdı.
— “O çocuğu orada bırakamayız.”
— “Ama sizin hayatınız da tehlikede.”
Şermin birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra babasının sözünü hatırladı:
“Vicdanını da taşı.”
— “Ben bu göreve sadece emir vermek için gelmedim.”
Kaskını düzeltti.
— “Orada bir çocuk varsa, biz de burada olacağız.”
Saatler süren çalışmanın ardından küçük bir boşluk açıldı.
Şermin tekrar çocuğun sesini duydu.
— “Komutan abla…”
— “Buradayım.”
— “Annem de burada.”
Şermin’in yüzü bir anda değişti.
— “Annen nerede?”
Çocuk cevap verdi:
— “Yanımda… ama konuşmuyor.”
Şermin derin bir nefes aldı.
— “Tamam. Önce seni çıkaracağız. Sonra anneni.”
Ekip daha dikkatli çalışmaya başladı.
Dakikalar sonra çocuğun eli göründü.
Şermin uzanıp elini tuttu.
— “Adın ne?”
— “Ali…”
— “Ali, şimdi bana güven.”
Çocuk:
— “Komutan abla, sen de Maraşlı mısın?”
Şermin gözleri dolarak gülümsedi.
— “Babam Maraşlı.”
Ali küçük bir sesle:
— “O zaman sen de Maraşlısın.”
Şermin’in gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
— “Evet Ali…”
Elini daha sıkı tuttu.
— “Ben de Maraşlıyım.”
Ali çıkarıldığında Şermin onu sağlık ekiplerine teslim etti.
Fakat arkasını döndüğünde ekipten bir asker ona seslendi:
— “Komutanım!”
Şermin döndü.
Asker elinde eski, toz içinde kalmış bir askerî kimlik kartı tutuyordu.
— “Bunu enkazın içinde bulduk.”
Şermin kartı aldı.
Üzerindeki ismi görünce nefesi kesildi.
Babası.
Şermin uzun süre hiçbir şey söyleyemedi.
Babası yıllar önce bu şehirde görev yapmıştı.
Ama kartın arkasında daha önce hiç duymadığı bir not vardı:
“Bu şehirde bıraktığım en büyük emanet…”
Şermin yazının devamını göremeden kartın diğer kısmı enkazın altında kaldı.
Şermin başını kaldırdı.
Artık önünde sadece depremzedeleri kurtarmak gibi bir görev yoktu.
Babasıyla ilgili yıllardır bilmediği bir hikâye de vardı.
Ve Şermin, babasının memleketinde görev yaparken onun geçmişinin izlerini de bulmaya başlayacaktı.
DEVAM EDECEK…
4. BÖLÜM —
“Babamın Emaneti”
“Babam bu şehirde ne yaşamıştı?
Ve neden yıllardır kimsenin bilmediği bir sırrı arkasında bırakmıştı?”