İçeriğe geç

Kadın komutan

Bölüm 17 · 3 dk okuma

Kadın komutan

Bölüm 17

17. BÖLÜM — KALENİN ALTINDAKİ ADAM

Bazı gerçekler bulunmaz… İnsan onları bulmaya hazır olduğunda karşısına çıkar.

Sabahın ilk ışıkları Kahramanmaraş’ın eski sokaklarına düşerken Şermin çoktan ayaktaydı.

Gece boyunca doğru dürüst uyuyamamıştı.

Masasının üzerinde üç şey duruyordu:

Yavuz’un eski fotoğrafı…

Ahşap kutudan çıkan harita…

Ve “Cemal” yazan küçük not.

Şermin notu eline aldı.

— Sen kimsin?

Kapının önünden Ilgaz’ın sesi geldi.

— Hazır mısın Şermin abla?

Şermin montunu aldı.

— Hazırım.

İkisi birlikte evden çıktılar.

KALENİN ALTINDA

Sokaklar sessizdi.

Şermin yürürken çocukluğundan kalan bazı görüntüler zihninde canlanıyordu.

Yavuz’un elinden tuttuğu küçük Şermin…

Kalenin taş duvarları…

Eski ev…

Ve yıllardır hatırlayamadığı o gün.

Birden durdu.

— Ilgaz…

— Ne oldu?

Şermin gözlerini kaleye dikti.

— Buraya daha önce gelmiştim.

Ilgaz şaşırdı.

— Çocukken mi?

— Evet.

Bir süre sessiz kaldı.

Sonra Şermin’in aklına bir görüntü geldi.

Yavuz’un elinde küçük siyah bir çanta vardı.

Şermin fısıldadı:

— Babam burada biriyle buluşmuştu.

Ilgaz’ın yüzü ciddileşti.

— Emin misin?

— Evet.

Tam o sırada taş duvarın kenarında küçük bir demir kapı fark ettiler.

Kapı yarı açıktı.

Ilgaz yaklaştı.

— Burası daha önce var mıydı?

Şermin başını salladı.

— Hatırlamıyorum.

İçeri girdiler.

Dar bir koridor…

Nemli taş duvarlar…

Ve sonunda eski bir oda.

Odanın ortasında paslanmış metal bir dolap vardı.

Şermin dolabın kapağını açtı.

İçeride eski dosyalar bulunuyordu.

Bir dosyanın üzerinde tek bir isim vardı:

YAVUZ

Şermin’in nefesi kesildi.

Dosyayı aldı.

Tam açacakken dışarıdan bir ses duyuldu.

— O dosyaya dokunmayın.

Şermin hızla arkasını döndü.

Kapının önünde yaşlı bir adam duruyordu.

Ilgaz hemen Şermin’in önüne geçti.

— Sen kimsin?

Adam cevap vermedi.

Gözlerini Şermin’e dikti.

— Sen Yavuz’un kızısın.

Şermin bir adım öne çıktı.

— Cemal sen misin?

Adamın yüzünde hüzünlü bir ifade belirdi.

— Baban sana hiç benden bahsetmedi mi?

Şermin’in sesi sertleşti.

— Bana yıllarca hiçbir şey anlatmadı.

Adam başını eğdi.

— Çünkü seni korumak istedi.

Şermin dosyayı göğsüne bastırdı.

— Neden?

Cemal derin bir nefes aldı.

— Çünkü Yavuz’un peşinde olanlar sadece geçmişin peşinde değildi.

— Ne demek bu?

Cemal cevap vermeden önce koridorun girişinden bir ses daha geldi.

Ayak sesleri.

Cemal bir anda sustu.

— Gitmelisiniz.

Ilgaz:

— Kim geliyor?

Cemal’in gözleri korkuyla kapıya çevrildi.

— Onlar.

Şermin:

— Kim onlar?

Cemal ona baktı.

— Babanın yıllar önce sakladığı şeyin peşindeler.

Şermin dosyayı açtı.

İlk sayfada eski bir fotoğraf vardı.

Fotoğrafta Yavuz ve Cemal yan yana duruyordu.

Fotoğrafın altında tek bir cümle:

“Emanet, doğru kişiye ulaşana kadar saklanacak.”

Şermin’in gözleri büyüdü.

— Hangi emanet?

Cemal:

— Onu sana baban söylemeliydi.

Şermin:

— Ama söylemedi!

Cemal başını kaldırdı.

— Çünkü söyleyemeden önce öldü.

O an Şermin’in gözleri doldu.

Ama Cemal’in sonraki cümlesi onu daha da sarstı:

— Ve Şermin… O emanet hâlâ burada.

Koridordaki ayak sesleri yaklaşmaya devam ediyordu.

Ilgaz fısıldadı:

— Şermin abla, gitmemiz lazım.

Şermin dosyayı kapattı.

Ama tam çıkacakları sırada Cemal onun kolundan tuttu.

— Bir dakika.

Cebinden küçük, eski bir anahtar çıkardı.

Şermin’e uzattı.

— Bu anahtarın açtığı kapıyı yalnızca sen bulabilirsin.

Şermin anahtarı aldı.

— Nerede?

Cemal’in cevabı tek cümle oldu:

— Dedenin evinde.

Şermin ve Ilgaz birbirlerine baktılar.

Dışarıdaki ayak sesleri artık kapının hemen önündeydi.

Cemal geri çekildi.

— Şimdi gidin!

Şermin son kez ona baktı.

— Sen de gel.

Cemal başını salladı.

— Benim işim burada bitmedi.

Şermin ve Ilgaz hızla koridordan çıktılar.

Arkalarında kapı kapandı.

Şermin avucundaki anahtara baktı.

Üzerinde küçük bir harf vardı:

Y

Ve Şermin o anda anladı…

Yavuz’un sırrı, sandığından çok daha büyüktü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.