İçeriğe geç

Kadın komutan

Bölüm 16 · 3 dk okuma

Kadın komutan

Bölüm 16

16. BÖLÜM — YAVUZ’UN SIRRI

Akşamın son ışıkları, eski konağın ahşap pencerelerinden içeri süzülüyordu.

Şermin, masanın başında sessizce oturuyordu.

Önünde yıllardır saklanmış bir fotoğraf vardı.

Fotoğrafta Yavuz, genç yaşlarında gülümsüyordu. Yanında Ayfer Hanım ve çocukları vardı.

Şermin fotoğrafı eline çevirdi.

Arkasında tek bir cümle yazıyordu:

“Kızım bir gün bu eve dönecek. O gün ona gerçeği anlatın.”

Şermin’in gözleri doldu.

— Babam bunu neden yazdı?

Ilgaz karşısında sessizce duruyordu.

— Çünkü bazı şeyleri herkese anlatamazdı, Şermin abla.

Şermin başını kaldırdı.

— Neyi?

Ilgaz cevap veremeden kapının gıcırtısı duyuldu.

Yaşlı kadın içeri girdi.

Elinde küçük, eski bir ahşap kutu vardı.

Kutuyu masanın üzerine bıraktı.

Tak.

Şermin kutuya baktı.

— Bu ne?

Kadın derin bir nefes aldı.

— Babanın emaneti.

Şermin’in eli kutunun üzerinde kaldı.

— Neden şimdi?

Kadının gözleri doldu.

— Çünkü Yavuz bana yıllar önce şöyle dedi:

“Bir gün kızım geri dönecek. O zaman bu kutuyu ona ver.”

Şermin kilidi açtı.

Kutunun içinden üç şey çıktı:

Eski bir askerî kimlik kartı…

Katlanmış, sararmış bir harita…

Ve üzerinde tek bir tarih yazan küçük bir kâğıt:

05.02.2023

Şermin’in nefesi kesildi.

— Bu… benim göreve başladığım gün.

Ilgaz haritaya eğildi.

Haritada Kahramanmaraş’ın eski mahalleleri işaretlenmişti.

Bir noktanın üzerine kırmızı kalemle büyük bir X çizilmişti.

Ilgaz’ın yüzü bir anda değişti.

— Şermin abla…

— Ne oldu?

— Bu işaret…

Şermin ona baktı.

— Neresi?

Ilgaz parmağını haritanın üzerinde gezdirdi.

— Dedenin eski evinin olduğu yer.

Şermin birkaç saniye konuşamadı.

Sonra kâğıdı çevirdi.

Arkasında başka bir cümle vardı:

“Depremden önce bulamadığım şeyi, depremden sonra sen bulacaksın.”

Şermin’in gözlerinden yaş süzüldü.

— Babam ne arıyordu?

Ilgaz başını kaldırdı.

— Bilmiyorum.

Şermin ayağa kalktı.

— O zaman bulacağız.

Tam o sırada telefon çaldı.

Ekranda Emir yazıyordu.

Şermin telefonu açtı.

— Alo?

— Şermin, neredesin?

— Dedenin eski evindeyim. Ilgaz da burada.

Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu.

— Ilgaz mı?

— Evet. Neden?

Emir’in sesi ciddileşti.

— Şermin… Sana bir şey söylemem gerekiyor.

— Söyle.

— Bugün hastaneye yaşlı bir adam geldi.

— Kim?

— Babanı tanıdığını söyledi.

Şermin’in yüzü gerildi.

— Yavuz’u mu?

— Evet.

Şermin’in kalbi hızlandı.

— Ne söyledi?

Emir birkaç saniye sustu.

Sonra:

— “Yavuz’un kızı gerçeği arıyorsa dikkatli olsun,” dedi.

Şermin’in eli titredi.

— Başka?

— Bir isim söyledi.

— Hangi isim?

Emir’in sesi iyice alçaldı.

— Cemal.

Şermin donup kaldı.

Ilgaz hemen yaklaştı.

— Ne oldu?

Şermin telefonu kapatmadan ona baktı.

— Cemal diye biri varmış.

Ilgaz’ın yüzündeki ifade değişti.

— Cemal mi?

— Tanıyor musun?

Ilgaz cevap vermedi.

Şermin’in sesi sertleşti.

— Ilgaz… Tanıyor musun?

Ilgaz gözlerini yere indirdi.

Sonunda konuştu:

— Çocukken bir kez duymuştum bu ismi.

— Kim bu adam?

Ilgaz başını kaldırdı.

— Bilmiyorum.

Sonra masadaki eski askerî kimliğe baktı.

— Ama babanla bağlantısı olduğunu biliyorum.

Şermin pencereye doğru yürüdü.

Uzakta Kahramanmaraş Kalesi görünüyordu.

Yıllardır geçmişin sessiz şahidi gibi duran kale…

Şermin’in aklına Ilgaz’ın daha önce söylediği söz geldi:

“Kalenin altında…”

Şermin yavaşça arkasını döndü.

— Ilgaz.

— Efendim?

— Yarın kalenin altına gidiyoruz.

Ilgaz başını salladı.

Ama Şermin henüz bilmiyordu…

Kalenin altında onu yalnızca geçmiş değil, yıllardır saklanan başka bir gerçek bekliyordu.

Ve o gece…

Yavuz’un sırrını bilen biri, Şermin’in peşine düşmüştü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.