İçeriğe geç

Kadın komutan

Bölüm 18 · 3 dk okuma

Kadın komutan

Bölüm 18

BABASININ İZİNDE

Bazı kapılar anahtarla açılır… Bazıları ise insanın yıllardır sakladığı korkularla.

Gece çökmüştü.

Şermin, dedesinin eski evinde masanın başında oturuyordu.

Önünde Cemal’in verdiği küçük anahtar duruyordu.

Ilgaz pencerenin yanında bekliyordu.

— Şermin abla… Emin misin?

Şermin gözlerini anahtardan ayırmadı.

— Bunca yıldır cevap arıyorum, Ilgaz.

Anahtarı avucuna aldı.

— Artık geri dönmeyeceğim.

İkisi evin eski odalarını tek tek kontrol etmeye başladı.

Salon…

Mutfak…

Eski yatak odası…

Hiçbir yerde anahtarın uyacağı bir kapı yoktu.

Tam umudu kesmişlerdi ki Şermin’in gözü duvardaki eski ahşap kaplamaya takıldı.

Bir parçası diğerlerinden daha yeniydi.

Şermin parmaklarını üzerinde gezdirdi.

Tık.

Ahşabın arkasından boşluk sesi geldi.

Ilgaz hemen yanına geldi.

— Burada bir şey var.

Şermin kaplamayı kaldırdı.

Arkasında küçücük, gizli bir kapı vardı.

Anahtarı çıkardı.

Kalbi hızla çarpıyordu.

Anahtarı kilide soktu.

Klik.

Kapı açıldı.

İçerisi küçücük bir odaydı.

Tozlu raflarda eski dosyalar, fotoğraflar ve birkaç askerî evrak duruyordu.

Şermin bir dosyayı aldı.

Üzerinde sadece:

“ŞERMİN”

yazıyordu.

Şermin’in elleri titredi.

— Babam benim için dosya hazırlamış.

Ilgaz sessizce yanında durdu.

Dosyanın ilk sayfasında çocukluk fotoğrafı vardı.

Altında bir not:

“Kızım büyüdüğünde bu dosyayı kendisi okuyacak.”

Şermin sayfaları çevirdi.

Yavuz’un el yazısıyla yazılmış onlarca not vardı.

Görevleri…

Ailesi…

Kahramanmaraş…

Ve en sonunda tek bir cümle:

“Bir gün kızım komutan olursa, ona gerçeği anlatın.”

Şermin gözlerini kapattı.

— Demek biliyordu…

Ilgaz:

— Neyi?

Şermin dosyanın son sayfasını açtı.

Orada bir isim yoktu.

Sadece bir adres vardı.

Ve altında:

“Cemal’e güven.”

Şermin başını kaldırdı.

— O yüzden Cemal beni buraya yönlendirdi.

Tam o sırada dışarıdan bir araba sesi geldi.

Farlar evin penceresinden içeri vurdu.

Ilgaz perdeyi araladı.

— Bir araç geldi.

Şermin dosyayı kapattı.

— Kim?

Ilgaz birkaç saniye baktı.

— Bilmiyorum.

Arabanın kapısı açıldı.

Bir kişi araçtan indi.

Şermin silahına davrandı.

Ama dışarıdan gelen ses ikisini de şaşırttı.

— Şermin!

Bu…

Emir’di.

Şermin kapıya koştu.

— Emir, burada ne işin var?

Emir nefes nefese kalmıştı.

— Seni uyarmaya geldim.

— Neye karşı?

Emir etrafına baktı.

— Cemal kayboldu.

Şermin’in yüzü düştü.

— Ne?

— Hastaneden ayrıldıktan sonra telefonuna ulaşılamıyor.

Ilgaz:

— Onu kim aldı?

Emir başını salladı.

— Bilmiyorum.

Şermin birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra elindeki dosyaya baktı.

— Ama babamın bıraktığı şey hâlâ elimizde.

Emir:

— Ne buldun?

Şermin dosyayı ona uzattı.

Emir ilk sayfayı okudu.

Sonra Şermin’e baktı.

— Baban senin bir gün bunları bulacağını biliyormuş.

Şermin’in gözleri doldu.

— Evet.

Sonra dosyanın arasından küçük bir fotoğraf düştü.

Üç adam vardı.

Yavuz…

Cemal…

Ve üçüncü bir kişi.

Şermin fotoğrafı eline aldı.

Yüzünü görünce dondu.

— Bu adamı tanıyorum.

Ilgaz:

— Kim?

Şermin’in sesi titredi.

— Depremden sonra beni takip eden adamlardan biri.

Odada sessizlik oluştu.

Emir fotoğrafa baktı.

— O zaman bu sadece geçmişle ilgili değil.

Şermin fotoğrafı sıkıca tuttu.

— Hayır.

Gözlerinde artık korku değil, kararlılık vardı.

— Biri babamın sırrını bugün hâlâ saklamaya çalışıyor.

Şermin dosyayı kapattı.

— Ve ben o sırrı bulacağım.

Pencerenin dışında araba yeniden çalıştı.

Ama bu kez araba evin önünden geçip gitmedi.

Olduğu yerde bekledi.

Şermin ışığı kapattı.

Üçü de sessizce pencereye baktı.

Bir dakika…

İki dakika…

Sonra aracın farları söndü.

Şermin fısıldadı:

— Bizi buldular.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.