İçeriğe geç

Kaderimiz

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Kaderimiz

Bölüm 2

2.Bölüm

BÖLÜM 2

Aynı Gökyüzü, Farklı Hayatlar

İlk gecenin samimiyeti, ertesi sabah sanki hiç yaşanmamış gibiydi.

Üniversitenin ilk günüydü. Yeni bir şehir, yeni bir kampüs, yeni yüzler…

İrem ve Esma, gece boyunca birbirlerine hayatlarını emanet eden iki yabancı olsalar da gün ağardığında kalabalığın içine karışmışlardı. Her biri kendi tanıştığı arkadaş grubuyla vakit geçiriyor, gün içinde birbirlerine yalnızca kısa cümlelerle eşlik ediyordu.

Dışarıdan bakan biri, onları aynı odada kalan iki sıradan öğrenci sanabilirdi.

Oysa kimsenin bilmediği bir şey vardı.

Onları asıl yakınlaştıran gündüzler değil, gecelerdi.

Akşam olup yurdun kapısından içeri girdiklerinde, gün boyunca sustukları her şeyi yeniden konuşmaya başlıyorlardı. Odanın ışıkları sönene kadar süren sohbetler, bazen çocukluk anılarına uzanıyor, bazen geleceğe dair kurulan hayallere, bazen de kimsenin bilmediği yaralara dokunuyordu.

Her gece birbirlerini biraz daha tanıyor, biraz daha anlıyorlardı.

Farkında olmadan, aralarında kopması zor bir bağ örülüyordu.

O sırada İrem’in hayatında başka bir karmaşa daha vardı.

Ahmet…

İlişkileri üçüncü ayına yaklaşırken hâlâ birbirlerine tam anlamıyla alışamamışlardı. Aralarındaki mesafe yalnızca şehirlerden ibaret değildi. Sanki ikisi de geçmişlerinden taşıdıkları görünmez yükleri bu ilişkinin içine istemeden bırakıyordu.

Bazen saatlerce konuşuyorlar, bazense söylenecek tek bir cümle bile bulamıyorlardı.

İrem, hissettiği eksikliğin adını koyamıyordu.

Ahmet ise ne hissettiğini anlamaya çalışıyordu.

Onları birbirinden uzaklaştıran şey geçmişleri miydi?

Yoksa en başından beri birbirlerine ait olmayan iki insan mıydılar?

Bu sorunun cevabını o günlerde hiçbiri bilmiyordu.

Esma ise tüm bunları uzaktan izliyordu.

Kendi hayatına birini almaya henüz hazır değildi. Güvenmek onun için kolay değildi. Bir insanı hayatına kabul etmek, yalnızca bir ilişkiye başlamak anlamına gelmiyordu. O, ilk kez elini tutacağı kişinin aynı zamanda son kişi olmasını istiyordu.

Belki de bu yüzden kalbinin kapısını herkese kapatmıştı.

Aynı zamanlarda, kilometrelerce ötede bambaşka bir hayat akıyordu.

Şekif…

Hayatı ciddiye almak yerine yaşamayı seçen insanlardandı. Günlerini arkadaşlarıyla geçiriyor, yeni insanlarla tanışıyor, sohbet ediyor, birinden diğerine savruluyordu. Hayatına giren hiçbir insan uzun süre kalmıyor, o da kimseyi kalmaya zorlamıyordu.

Her şey geçiciydi.

Ya da o, öyle olduğuna inanıyordu.

Henüz ne Esma’nın adını duymuştu…

Ne de Esma onun varlığından haberdardı.

Aslında İrem de Şekif’i tanımıyordu.

Belki kader onları biraz daha erken karşılaştırsaydı, İrem ile Ahmet’in ilişkisi sayesinde Esma ile Şekif de aynı masanın etrafında oturacak, belki de hikâyeleri çok daha erken başlayacaktı.

Ama olmadı.

Hayat bazen insanları bir araya getirmek için acele etmezdi.

Belki de bazı karşılaşmaların güzel olabilmesi için önce zamanın olgunlaşması gerekiyordu.

Günler birbirini kovalamaya devam etti.

İrem ile Esma’nın üniversitede tanıştıkları arkadaş gruplarıyla aralarına zamanla görünmez mesafeler girdi. Küçük kırgınlıklar büyüdü, yanlış anlaşılmalar sessizliğe dönüştü ve sonunda yollar ayrıldı.

İşte tam da o günlerde, birbirlerinden başka kimseleri kalmadığını fark ettiler.

Ve belki de gerçek dostluk tam o anda başladı.

Sabahları birlikte uyanıyor, sahile inip denizin kokusu eşliğinde kahvaltı yapıyorlardı.

Derslerden çıktıklarında uzun yürüyüşlere çıkıyor, Mersin’in sokaklarında kayboluyor, birbirlerine durmadan yeni hayaller anlatıyorlardı.

Akşam olduğunda yine sahilde yürüyüş yapıyor, geceyi ise vazgeçilmez ritüelleri hâline gelen waffle ile tamamlıyorlardı.

Her gün, bir öncekinden biraz daha fazla anı biriktiriyorlardı.

Onlar Mersin’de dostluklarını adım adım büyütürken, Ahmet ve Şekif’in hayatı ise yıllardır olduğu gibi akmaya devam ediyordu.

Neredeyse her gün aynı kahvehanede buluşuyor, saatlerce okey oynuyor, kalabalık arkadaş gruplarıyla vakit geçiriyorlardı. Kimi zaman uzun geceler sohbet ederek, kimi zaman eğlenmek için dışarı çıkarak günü tamamlıyorlardı.

Hayat, iki farklı şehirde, iki farklı hikâyeyi aynı anda yazıyordu.

Biri dostluğun temellerini atıyordu.

Diğeri ise kaderin henüz farkında bile olmadığı bir karşılaşmaya doğru sessizce ilerliyordu.

Ve hiçbirinin haberi yoktu…

Bir gün, birbirlerinden tamamen habersiz yaşayan bu dört insanın hayatı tek bir noktada kesişecekti.

Günler, haftalara dönüşüyordu.

Mersin artık yalnızca okudukları şehir değil, birlikte büyüdükleri bir yuva olmuştu. İrem ve Esma’nın dostluğu her geçen gün daha da güçleniyordu. Aynı kampüste olmasalar da aynı hayatı paylaşıyorlardı. Gün içinde farklı koridorlarda yürüyor, farklı sınıflarda ders görüyorlardı; ama akşam olduğunda yine aynı odada buluşuyor, günün bütün yorgunluğunu birbirlerinin yanında bırakıyorlardı.

Artık birbirlerinin en yakın arkadaşı değil, ailesiydiler.

Fakat hayat, insanın en huzurlu hissettiği anlarda bile beklenmedik yaralar açabiliyordu.

İrem ile Ahmet’in ilişkisi dışarıdan bakıldığında devam ediyor gibi görünse de, içten içe çatırdamaya başlamıştı.

Bir gece…

Küçük bir tartışma olarak başlayan konuşma, saatler süren büyük bir kavgaya dönüştü.

Sebep ise Ahmet değildi.

Sebep, yıllar önce geride kaldığı düşünülen bir isimdi.

Taha…

İrem’in geçmişinde üç yılını geçirdiği biri vardı. Dışarıdan bakan herkes bunu büyük bir aşk hikâyesi sanıyordu. Oysa İrem için gerçek çok başkaydı. O ilişki hiçbir zaman sevgi üzerine kurulmamıştı. Belki alışkanlıktı, belki yalnız kalmaktan korkmaktı, belki de bitmesi gerektiğini çok geç fark ettiği bir bağdı.

Ama bir şeyden emindi.

O defter çoktan kapanmıştı.

En azından İrem öyle sanıyordu.

Ahmet’in yaşadığı yer küçük bir ilçeydi. Orada insanlar birbirlerinin hayatlarını yaşamaktan kendi hayatlarına vakit bulamazdı. Birinin söylediği söz, birkaç saat içinde herkesin bildiği bir gerçeğe dönüşürdü.

İrem’in adı da zamanla o dedikoduların arasında dolaşmaya başlamıştı.

Ahmet, duyduklarını önce önemsememeye çalıştı.

Sonra düşünmeye başladı.

Ardından sorgulamaya…

Ve sonunda, neredeyse her konuşmalarının konusu İrem’in geçmişi oldu.

Her geçen gün aynı sorular soruluyor, aynı cevaplar veriliyordu.

Ama hiçbir şey değişmiyordu.

İşin en garip yanı ise şuydu:

İrem’in geçmişinden gelen insanlar aynı şeyi söylüyordu.

İrem ise aynı kararlılıkla hepsini inkâr ediyordu.

Peki gerçek kimdeydi?

İrem gerçekten doğruyu mu söylüyordu?

Yoksa yıllardır aynı hikâyeyi anlatan insanlar mı haklıydı?

Bu sorunun cevabı, ikisinin ilişkisini yavaş yavaş tüketmeye başlıyordu.

Tüm bunlar yaşanırken Esma’nın hayatında da yeni bir sayfa aralanıyordu.

Bir gün, yakın arkadaşlarından biri ona birinden bahsetti.

Adı Furkan’dı.

Tanışmaları tesadüf gibiydi.

Konuşmaya başladılar.

Zaman zaman dışarı çıkıyor, birlikte vakit geçiriyorlardı. Fakat Esma ne kadar konuşkan, enerjik ve içten biriyse, Furkan da bir o kadar sessiz ve mesafeliydi. Sohbet etmeye çalıştıkça aralarında görünmez bir duvar yükseliyordu.

Esma’nın yıllardır hayalini kurduğu insan kesinlikle böyle biri değildi.

Aslında normal şartlarda Furkan’a hiç şans vermezdi.

Ama bu kez farklı davranmak istedi.

Belki de ilk kez, “Olur mu acaba?” diye düşünmüştü.

Yine de aralarındaki mesafe hiç kapanmadı.

Her buluşma, başladığı yerde bitiyor; hiçbir duygu bir adım ileri gidemiyordu.

Sanki ikisi de aynı masada oturuyor ama bambaşka dünyalarda yaşıyorlardı.

Derken bir gün Furkan, okuduğu şehirden Mersin’e geleceğini söyledi.

Üstelik gelişinin özel bir nedeni vardı.

Esma’ya söylemek istediği önemli bir şey olduğunu söylemişti.

Bu haber yalnızca Esma’yı değil, İrem’i de heyecanlandırmıştı.

Acaba sonunda duygularını açıklayacak mıydı?

Belki Esma’yı güzel bir akşam yemeğine çıkaracak…

Belki de uzun zamandır beklenen o cümleyi kuracaktı.

İki arkadaş, Furkan’ın geleceği günü büyük bir merakla beklemeye başladı.

Ama bazen insanın en büyük beklentisi…

En büyük hayal kırıklığına dönüşebilirdi.

Furkan o gün Mersin’e geldi.

Ve Esma’ya gerçekten de söylemek istediği bir şey vardı.

Ama söyleyeceği cümle…

Hiç kimsenin tahmin ettiği cümle değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.