İçeriğe geç

Kaderimiz

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Kaderimiz

Bölüm 1

1.Bölüm (Başlangıç)

BÖLÜM 1

Yeni Bir Şehir, Yeni Bir Başlangıç

Her şey, İrem’in üniversiteyi kazanmasıyla başlamıştı.

Aslında hayali bambaşkaydı. Çocukluğundan beri iç mimarlık okumak istiyordu. Kafasında yıllarca kurduğu geleceğin merkezinde tasarımlar, renkler ve hayalini süsleyen projeler vardı. Fakat hayat, bazen insanın en büyük hayallerini sessizce başka bir yöne çevirirdi.

Tercih sonuçları açıklandığında kazandığı bölüm anestezi olmuştu.

İlk anda içinde tarif edemediği bir burukluk hissetse de önünde uzanan yolu kabul etmekten başka seçeneği yoktu. Valizini topladı ve hayatında ilk kez tek başına yaşayacağı şehir olan Mersin’e doğru yola çıktı.

O sırada, aynı şehre doğru yol alan bir başka genç kız daha vardı.

Esma…

Onun da hayalleri bambaşkaydı. En büyük isteği hemşire olmaktı. İnsanlara dokunabileceği, onların hayatına umut olabileceği bir meslek hayal ediyordu. Ancak tercih sonuçları ona farklı bir kapı açmış, psikoloji bölümünü kazanmıştı. O da tıpkı İrem gibi, hayalini geride bırakıp yeni bir başlangıç yapmak zorunda kalmıştı.

İkisi de istemedikleri bölümlerde okuyacak olmanın burukluğunu taşıyarak aynı üniversiteye, aynı şehre ve farkında bile olmadıkları aynı hikâyeye doğru ilerliyordu.

Yurt odasının kapısını açtığında, içeride birkaç gün önce yerleşmiş olan bir kız vardı.

Adı Esma’ydı.

İlginç olan ise ikisinin de aynı memleketten gelmiş olmasıydı. Bu ortak noktaya rağmen ilk karşılaşmaları bekledikleri kadar sıcak geçmedi. Birbirlerine mesafeli davranıyor, kelimelerini dikkatle seçiyorlardı. İkisi de karşısındaki insanı anlamaya çalışıyor ama temkinli olmayı tercih ediyordu.

İlk izlenimleri, ileride yaşayacakları dostluğun yanında neredeyse önemsiz kalacaktı.

Çünkü o gece her şey değişti.

Akşam ilerledikçe kısa sohbetler uzun konuşmalara dönüştü. Saatler fark edilmeden geçti. Başta çekingen duran iki yabancı, gecenin ilerleyen saatlerinde sanki yıllardır birbirlerini tanıyormuş gibi konuşuyordu.

Aralarındaki görünmez duvarlar birer birer yıkıldı.

Hayatlarını anlattılar.

Çocukluklarını…

Ailelerini…

Kırgınlıklarını…

Hayallerini…

Bir gecenin içine, yıllardır kimseye anlatamadıkları kadar çok anı sığdırdılar.

Esma, bugüne kadar hiç ciddi bir ilişki yaşamamıştı. Aşk onun için hep uzaktan izlediği bir duyguydu. İrem ise yaklaşık iki aydır bir ilişki içindeydi. Fakat bunu ne zaman anlatmaya başlasa sesinde belli belirsiz bir tereddüt hissediliyordu.

Çünkü hissettikleri, bir ilişkinin insana vermesi gereken duygulara pek benzemiyordu.

Karşısındaki kişiyi tam anlamıyla hayatına alamamış, ona bütünüyle ısınamamıştı. Her şey olması gerektiği gibi ilerliyor görünse de içinde tarif edemediği bir eksiklik vardı. Adını koyamadığı bu boşluk, zaman geçtikçe daha da belirginleşiyordu.

O gece ikisi de bunun sadece yeni bir arkadaşlığın başlangıcı olduğunu sanıyordu.

Oysa kader, onları tahmin ettiklerinden çok daha karmaşık bir hikâyenin içine sürüklemek üzere ilk adımını çoktan atmıştı.

Mersin’de yeni bir hayatın ilk sayfaları yazılırken, kilometrelerce ötede bambaşka iki hayat daha kendi akışında ilerliyordu.

Ahmet ve Şekif…

Çocukluklarından beri ayrılmayan iki dosttu. Aynı sokaklarda büyümüş, aynı hayalleri kurmuş, aynı hataları yapmışlardı. Hayat onları birçok farklı insanla karşılaştırmış, sayısız anı biriktirmelerine neden olmuştu. Çevreleri her zaman kalabalıktı; dost meclisleri, uzun geceler, bitmek bilmeyen sohbetler… İnsan eksikliği hiç yaşamamışlardı.

Fakat tüm o kalabalığın içinde ikisinin de ortak bir yanı vardı.

Hiç kimseye gerçekten bağlanamamışlardı.

Hayatlarına birçok insan girip çıkmış, bazıları kısa süreli izler bırakmış, bazıları ise neredeyse hiç hatırlanmayacak kadar çabuk unutulmuştu. Ne yaşadıkları ilişkiler ne de kurdukları yakınlıklar uzun soluklu olabilmişti. Kalplerini tamamen açmak, birine koşulsuz güvenmek ya da hayatlarını tek bir insana göre şekillendirmek, ikisine de hep uzak kalmıştı.

Özellikle Ahmet…

Dışarıdan bakıldığında soğukkanlı, kendinden emin ve duygularını kolay kolay belli etmeyen biriydi. İnsanları hayatına almakta zorlanmazdı ama onları hayatında tutmak konusunda aynı şeyi söylemek mümkün değildi. Kimseye kolay kolay teslim olmaz, kimsenin de ona tamamen yaklaşmasına izin vermezdi.

O sıralarda yaklaşık iki aydır İrem’le bir ilişki yaşıyordu.

Fakat bu ilişkiyi dışarıdan görenlerin düşündüğü kadar derin bir bağ henüz oluşmamıştı. İrem’e karşı bir ilgisi vardı, onunla vakit geçirmek hoşuna gidiyordu; ancak bu, uğruna her şeyi göze alacak kadar güçlü bir bağlılık değildi. Duyguları henüz tam anlamıyla yerini bulmamıştı. Belki zamana ihtiyacı vardı, belki de ne hissettiğini kendisi bile bilmiyordu.

İrem ve Ahmet’in hikâyesi çoktan başlamıştı.

Biri Mersin’de, diğeri kilometrelerce ötede… Farklı şehirlerde olsalar da hayatlarını bir ilişki adı altında sürdürmeye çalışıyorlardı. Her ne kadar eksik kalan duygular, söylenmemiş cümleler ve cevabı henüz bulunmamış sorular olsa da onların yolları kesişmişti.

Peki ya Esma?

İlk geceden İrem’in en yakın dostu olacağını kimse tahmin edemezdi.

Peki ya Şekif?

O, bu hikâyenin neresindeydi?

Belki de asıl soru buydu.

Çünkü bazı insanlar, bir hikâyeye en başından girmez.

Doğru zamanı beklerler.

Ve o zaman geldiğinde, yalnızca kendi hayatlarını değil; dokundukları herkesin kaderini de değiştirirler.

Esma ile Şekif henüz birbirlerinin adını bile bilmiyordu.

Aynı gökyüzünün altında, birbirlerinden habersiz yaşamaya devam ediyorlardı.

Fakat kader, bazen en önemli karakterleri sessizce sahneye hazırlar.

Onlar bunun farkında değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.