her şey o kadar güzel ve yolundaydı ki
hiç kötü bir şey olmayacakmış gibime geliyordu.
ama illa can sıkan bir şey oluyor.
tartıştık.
fabrikada çalıştığım için sürekli bir tartışma çıkıyor.
haklı yine haklı.
çok kıskanç.
bende ondan farksız.
kendimi onun yerine koyuyorum ve hiç hoşuma gitmiyor.
ben olsam belki de daha beter kıskançlık yapardım.
illa insanlarla muhatap olmam gerekiyor.
yada beraber çalışmam gereken kişiler oluyor.
yardım almam gereken durumlar oluyor.
yine öyle bir durum oldu.
ve akşam tartıştık. bana dedi ki;
-- ben bu şekilde bir ilişki yürütmek istemiyorum.
ilişkimiz toksik ilişkiye doğru gidiyor.
sonradan çok üzüleceğimize şimdi az üzülelim.
çok özür dilerim seni üzmek istemiyorum ama daha başındayken bitirelim; dedi.
ben de ona bana yaptıkların için sana teşekkür ederim dedim ve daha fazla uzatmak istemedim.
ama içim kan ağlıyor.
çünkü ben aşık olmuştum bile.
bağlanmıştım.
hayatımı geçirmek istediğim adam o idi.
ben her şeyin üstesinden geliriz sanmıştım.
beraber olduğumuz sürece her şeyi başarırız sandım.
elimi bırakmaz sandım.
elimi bıraktı ve yine haklıydı da.
kızamadım, kızmamalıydım.
ama üzüldüm hem de çok üzüldüm.
istemsizce gözümden yaş akıyordu.
ama unutmalıydım.
başka çarem yoktu.
zorla beraber olacak halim yoktu ya.
sabah işe gidecektim.
ama gözüme uyku girmedi.
uyumadan işe gittim.
çok mutsuzdum.
nereye gidersem ne yaparsam yapayım aklımdan çıkaramıyordum.
çok bağlandım.
ve bu beni çok fazla üzdü.
akşam edemedim.
erken çıkmalı ve biraz kafa dinlemeliyim diye düşündüm.
saat dört oldu.
tam çıkıyordum.
yanıma geldi ve çıkmamamı biraz konuşmamız gerektiğini söyledi.
mutlu olamadım bile.
üzgün gözüktüğüm için vicdanını rahatlatmaya çalıştığını düşündüm.
ama kabul ettim çünkü hayır diyemiyorum.
çünkü çok seviyorum.
belki son konuşmamız olacak.
son bir kez gözlerine bakıp konuşmak istedim.