Hayat devam ediyor.
İşe gidip geliyoruz herşey yolunda gidiyor.
Ama kalbim kırık kalbim üzgün.
Hoşlandığım adamla arkadaşız daha ne olsun.
Çok mutluymuşum gibi yapmam gerekiyo.
Ama içim buruk içim küskün.
Yüzümde bir mutsuzluk var belli.
Ama en sevdiğim bahane yok bişeyim demek.
Hiç bir şey olmamış gibi her gün beni eve bırakıyor.
Hiç bir şey olmamış gibi muhabbet ediyoruz.
Umudum tamamen bitti.
Ama hala nasıl hoşuma gidiyo.
Yeşil gözleri.
Ağır başlı, efendi halleri.
Beni benden alıyo.
Her gün bişey yapıyo hergün ona içimden işte benim adamım demek geliyor.
Dört gün sonra işten çıktık eve gidiyorum.
İkimizde suskunuz.
O araba kullanıyor ben yolu izliyorum.
Bir anda dedi ki;
- Bende senden çok hoşlanıyorum.
Kalbim durdu, içimdeki küskünlük söndü.
Ne diyeceğimi bilemedim.
Sadece ona bakıyordum.
Sonra elimi tuttu.
Ne yapacağımı bilemedim.
İlk defa biri elimi tuttu.
Çok heyecanlandım. Dilim tutuldu.
Aklımdan harfleri birleştirip kelime oluşturamadım.
Aslında çok komiktim.
O hiç susmadı ben hiç konuşmadım.
Eve bıraktı içeri girdim.
O başka işe gitti.
İki işte birden çalışıyordu.
Ne çalışkan biri bu böyle.
Gece oldu ben uyukluyordum. O çalışıyordu.
Hiç telefonda konuşmamıştık daha.
Sonra beni aradı.
Bem çalışıyor hem benimle konuşuyor. Saatlerce konuştuk.
Ne bitmeyen tükenmeyen enerjisi vardı.
O konuşmadan sonra her akşam saatlerce konuşuyorduk.
Harika gidiyordu.
Hayallerimden öte.
Kendi kendime diyordum ki herşey çok güzel gidiyor, inşallah mutluluğumuz bozulmaz.
Şom ağızdıyım sanırım...
