iş yoğunluğu nedeniyle sürekli mesaiye kalmam gerekiyor.
ve nasıl denk geliyor ki onun da mesaiye kalması gerekiyordu.
çok absürt saatlerde çıktığımız için servis denk gelmiyordu.
o beni arabasıyla eve bırakıyordu.
eve giderken de laf lafı açıyor.
ben onu daha yakından tanıma fırsatı buluyordum.
ama bir yanım hep dedi ki;
alışmamalıyım, bağlanmamalıyım, sonunda çok üzüleceğim.
bir iki hafta sonra yine sıradan bir mesaiye kalma günüydü.
mesaiden çıktık ve eve gidiyorduk.
aniden yol kenarında durduk ve benim evime de çok yakındık.
bana baktı ve konuşmamız gerek dedi.
benim aklıma hiç bir şey gelmedi, benimle ne konuşabilirdi ki.
-- sanırım benden hoşlanıyorsun; dedi
ben çok şaşırdım bir şey diyemedim. devamında;
-- cevabına göre konuşmaya devam edeceğim; dedi
ben hala çok şaşkındım nasıl anlamış olabilirdi ki. dayanamadım;
-- hoşlanıyormuşum gibi konuşmaya devam et; dedim
biraz sustu, düşündü
-- eyer fabrikada çalışmıyo da başka bir yerde çalışıyo olsaydın
yada başka bir yerde tanışmış olsaydık olurdu. ama şuan bana
durumlar uygun gelmiyo ben çok kıskanç bir adamım ben dayanamam
biriyle konuşmana veya biriyle yakın çalışmana tahammül edemem
eyer olursak benim çoğu kişiyle iletişimimi bırakmam gerekir.
Tarzında şeyler söyledi. Haklıydıda kesinlikle hak verdim.
Konuşmasını bitirdiğini ve benim eklemek istediğim bişeyin
olup olmadığını sordu.
Aslında içimden çok şey geçti ama ağzımdan bir kelime bile çıkmadı.
Arabayı çalıştırdı ve yola devam ettik.
İçim içimi yiyor ondan hoşlandığımı söylemek istiyorum.
Ama söyleyemiyorum, daha kimseye böyle şeyler söylememiş iken nasıl söyleyebilirdim ki.
Ağzımdan aniden: bende konuşmak istiyorum bende sıra. Çıkıverdi
Tamam dedi ve tekrar yolun kenarında durduk. Derin bir nefes aldım
- evet senden hoşlanıyorum. Biliyorum sana ters fabrikada çalışıyorum çevremde çok erkek var ama dikkat edebilirim ve kimseyle selam vermek harici muhattap olmam.
Gibi şeyler söyledim.
Hiç birşey söylemedi.
Arabayı çalıştırdı ve beni eve bıraktı.
Arabadan inerken bişey söylemicekmisin dedim.
Oda bana ben şimdilik susayım dedi.
Ve arabadan indim.
Düşünmeye ihtiyacı vardı.
Haklıydı tabiki.
Ama içimde en ufak bir umut yoktu.
Çünkü biz beraber olsak bile mutlu olamayız diye düşüyordum.
Sürekli bir sorun çıkacaktı.
Ama onun cevabını bekliyorum.
O yüzden karamsarlığa bürünmeyeceğim.