3 saatlik antremanım bittikten sonra üniversiteye doğru yola çıktım. Telefonumun titreşimi ile biraz tırstım ve telefonu aldım. Arayan Ada idi
“Alo”
“Nisa neredesin kampüsün bahçesinde bekliyoruz.”
“Yoldayım.”
“Bir çocuk var. Adı Eymen öyle dedi. Seni arıyormuş.”
Cidden mi!
“Geliyorum”
Beş dakika sonra kampüsün bahçesindeydim. Ada bana el sallamıştı. Yanında Tanem ve Tuana vardı. Birde Eymen…
“Ne işin var burada!”
“Sana göz kulak olmaya geldim Yaralı ayak.”
“Bekle bekle!” Tuana’nın sözü ile irkilmiştim
“Yaralı ayak mı? Siz sevgili misiniz?!”
“Hayır!” Eymen ile aynı anda söylemiştik.
“Küçük bir kız değilim!”
“Ben sanki sana çok meraklıyım. Sana göz kulak olmazsam annem beni öldürür.” Şefika teyze böyle bir şey yapar mıydı?
“Tamam pes. Ama Şefika teyze ve onun havuçlu keki için.”
“Annemin ne istediğini biliyor musun sen.” En fazla ne isteyebilir ki.
“Dur düşünme ben söyleyeyim. Aynı evde yaşamamızı istiyorlar. Gerekirse seninle beraber çıkmamızı istiyorlar.”
“Asla!”
“Bence yapabilirsiniz. Çünkü çok yakışıyorsunuz.” Tanem’e öyle bir bakış atmıştım ki sanki yeşil gözleri delinmişti.
“Tamam sustum.”
“Bak Eymen aynı evde kalmaya tamamım ama çıkmak asla!”
“Ben sanki çok istiyorum!”
“Aslında…” İkimizde aynı anda Ada’ya baktık.
“… sanki çıkıyormuşsunuz gibi yapabilirsiniz.”
“Her neyse. Bak Eymen bunu baş başa başka bir yerde kavga etmeden medeni insanlar gibi daha sonra konuşalım.”
“İyi ben gidiyorum.”
Eymen gittikten sonra kızların yanına oturdum.
“Kimdi o çocuk.”
“Kimseye hesap vermek istemiyorum lütfen susar mısınız.”
Kulaklığımı taktım ve müzik dinlemeye başladım.
Fakat kızların gözü benim üzerimdeydi.
“Ne var ben öcü falan değilim.”
“Evet değilsin tabii ama bize anlatacak mısın kim olduğunu.” Tuana’nın bu sözü üzerine kulaklığımı çıkardım ve onlara baktım.
“İyi tamam.” Hepsinin yüzünde bir gülümseme oluştu.
“Eymen ile ailelerimiz çok yakın arkadaş. Eymen ile beraber aynı sitede büyüdük ama asla birbirimize ısınamadık. Sonra ilk gösterimde bale ayakkabılarıma göz dikmişti. İlk başta nedenini anlamadım sonra sahneye çıktığımda havaya kalktım ve geri inerken ayakkabım kırıldı. Ondan sonra bende onun yarışlarını sabote etmeye başladım ve şimdi Şefika teyze oğlunu buraya yollamış.”
“Anladım.” Tanem hala düşünceliydi.
“Her neyse ben yurt odasından ayrılıp Eymen’in tuttuğu eve gidiyim.” Onun buraya gelmesinin tek iyi yanı buydu yurttan ayrılıp ayrı eve taşınmak.
“Ooo” Kızlar bunu aynı anda söylemişti.
“Kesin sesinizi!”
…
Yurttaki bütün eşyalarımı toplamıştım. Ailem sağ olsun Eymen’in numarası bende vardı.
Eymen’e mesaj yazdım.
Bana evin konumunu at
*Konum atıldı*
Teşekkürler
Yavaşça eve doğru yürümeye başladım. Olduğum konumdan çok uzak değildi ama hava soğuk ve karanlıktı tabii bu da biraz korkutucuydu.
Yanımda çok geçmeden bir araba durdu. İçinden Ahmet çıktı. Kahverengi gözleri tepeden tırnağa beni süzüyordu.
“Bak bak bak. Burada kimler varmış.”
“Git başımdan!”
Ahmet bana doğru yürümeye başladı.
“Sakin ol prenses. Sadece konuşacağız.”
“İste…”
Elini ağzıma bastırdı.
“Sakin ol.”
Belimi kavradı ve beni arabanın arka tarafına doğru sürükledi. İçmiş miydi bu çocuk. Ne kadar çırpınsam da beni bırakmadı. Beni yavaşça sanki çok narin bir çiçek mişim gibi koltuğa yatırdı.
“Şimdi ağzını açacağım ama çığlık atmayacaksın. Tamam mı?”
O kadar çok korkmuştum ki eğer ona itaat etmezsem hayatımı işkenceye çevirecek gibi geliyordu. Başımı tamam anlamında salladım ve ağzımı açtı.
“Sadece bir gece. Tadını sonuna kadar çıkaracağım.”
Üzerime doğru geliyordu ki tam o sırada telefonum çaldı. Telefonumu cebimden çıkardı.
“Eymen arıyor. Şu sabah ki çocuk. Bana bak şimdi bu telefonu açacağım ve sen asla sesini çıkarmayacaksın.”
“Alo.”
“Lan Nisa nerede sen kimsin.”
“Ben Ahmet. Nisa bir gecelik benimle kalacak.”
“O Ahmet lavuğu sen misin lan!”
“Evet.”
“Sal kızı.”
“Bu gece bende kalacak.”
“Sana sal kızı dedim!”
“Hayır.”
“Tamam. Seni bulacağım. Ve bunu sen istedin!”
Ahmet telefonu kapattı ve camı açtı.
“Ne yapıyorsun!”
Telefonumu camdan dışarı attı.”
“Alırız sana yenisini.”
Yavaşça elbisemin kollarını sıyırmaya başladı.
“Elbisenin fermuarı mı var.”
“Evet.”
Elbisenin fermuarını aşağı doğru indirdi. Artık sadece iç çamaşırlarım ile kaldığımda kendimi korumasız hissettim. Tam o sırada arabanın camı patladı ve Eymen içeri girdi.
Ahmet’e bir yumruk attı. Ahmet afallayarak yere düşünce Eymen yanıma geldi.
“İyi misin Yaralı Ayak.”
Ağlamaya başladım. Kendimi iğrenç hissediyordum. “Değilim…”
Eymen beni kucağına aldı ve yüzümü göğsüne bastırdı. Karamel kokusu her yanımı sarmıştı. “Sakin ol” Saçlarımı okşuyordu. “Hadi eve gidelim.” Elbisemi bana sakince giydirdi.
“Hadi gel.” Elini tuttum.
“Eşyalarım…” Tabii ki de onları umursayacaktım. Onlara bir servet değerinde para yatırdım.
“Tamam ben taşırım onları.”
…
Eve geldiğimizde kendimi biraz mahcup hissettim. Eymen beni iç çamaşırlarım ile görmüştü ve kucağında ağlamıştım.
“Odam nerede Eymen…”
“Bugün benimle beraber uyu Yaralı Ayak.”
“Olmaz…” Erkek bile görmek istemezken beni yanına çağırdı. Neden yaptı bunu?
“Biliyorum Yaralı Ayak. Bir taciz’in eşiğinden geçtin ama o Ahmet sapığı eve kadar bizi takip etmiş olabilir. Seni almasına izin veremem yoksa annem beni öldürür.”
“Olmaz Eymen…”
“İnat etme.”
Bavulumun içinden beyaz geceliğimi çıkardım. Eymen o sırada bana odamı gösterdi.
“Yan odandayım giyin ve yanıma gel.”
Hızlıca geceliğimi giydim ve Eymen’in odasının kapısına tıklattım.
“Gelebilirsin.” Kapıyı açtım ve odasına girdim. Yatak iki kişilikti gerçi buna fazla şaşırmadım çünkü benim yatağımda iki kişilikti.
“Eymen cidden kendi odamda uyuyabilirim.”
“Gerek yok yanımda olmanı seviyorum.”
Sustum. Bu ne demekti şimdi. Yavaşça yatağa yattım. Eymen de yanıma yattı.
“İyi geceler.”
“Sana da.”
Bana sarıldı. Şaşırmadım çünkü kendimi güvende hissetmemi istiyordu. Ve başarıyordu karamel kokusu beni rahatlatıyordu.