İçeriğe geç

KAÇIŞ

Bölüm 2 · 3 dk okuma

KAÇIŞ

Bölüm 2

Ölü bedenlerin atan kalpleri

02.02.2023

"Hoş geldin Nil Sezen, içeri geç."

"Hoş geldin Nil Sezen, içeri geç."

"Hoş geldin Nil Sezen, içeri geç."

Oydu. Yine gelmişti, hayal görmüyordum ben. Tam karşımdaydı, sesini duyabiliyordum, karşımdaydı, onu görebiliyordum.

Gülümsedim. O sarılmamı beklerken tiye almadım ve yanından geçtim. Mutfağa doğru ilerledim ve elimdeki poşeti masaya bıraktım. Masanın üstünde bir tabak tavuk soslu makarna ve bir bardak meyve suyu vardı. Kendisine yemek koymamıştı. O bazı psikopatlar gibi karşımda yemek yiyip beni aç bırakmıyordu, kendisine yemek koymayıp benim yemek yiyişimi izliyordu.

"Hadi otur masaya. Senin için hazırladım."

Masaya oturdum. Gözlerim dolmuştu, her ne kadar güçlü görünmeye çalışsam da kesinlikle bunu beceremiyordum. Ben oturur oturmaz hemen karşımdaki sandalyeye oturdu ve iki elini birleştirip çenesinin altına yerleştirdi ve dirseklerine masaya koydu.

"Ye hadi."

Yemeği yemeyip direkt soru sormaya başladım.

"Neden buradasın?" nefesini keskin bir şekilde verip kaşlarını çattı.

"Ben sana yemek hazırladım. Seni önemsiyorum, seni kötü insanlardan korumaya çalışıyorum ama sen hâlâ ukala ukala karşımda bana aptalca sorular soruyorsun."

yapay ve küçük bir kahkaha attım.

"Farkında mısın bilmiyorum ama burası benim evim. Kafana göre giremezsin buraya. Yemek için teşekkür ederim, aç değilim. Evimden çık." henüz ellerindeki kanı sorgulamamıştım çünkü vereceği cevaptan korkuyordum.

"Aç değilsen neden elinde makarna ve meyve suyuyla geldin?"

"Şuan önemli olan bu mu?" Ayağa kalktım ve ona doğru eğildim,

"Evimden çık." rahatça geriye doğru yaslandı ve elini cebine soktu.

"Ellerimde kan var. Merak etmiyor musun?" alt dudağım titredi ve ben biraz daha korkmaya başladım.

"Neden?"

"Görmek ister misin?" heyecanla ayağa kalktı, yanıma geldi ve beni kolumdan çekiştirmeye başladı. Sertçe onu itekledim.

"Bırak kolumu!" işaret parmağını dudaklarına götürdü.

"Sessiz ol Nil. Gel hadi birlikte annenin yanına gidelim." tekrar kolumdan tuttu ve odama doğru sürüklemeye başladı.

"Hazır mısın Nil?" yutkundum, o cevap vermemi beklemeden kapıyı iteledi ve yerde yatan annemi gösterdi. Ardından kendisiyle beraber beni de yere oturttu. İşaret parmağıyla onu gösterdi.

"Bak! Gördün değil mi? Bunu istiyordun hep değil mi?"

Az önce mutfakta sandalyede otururken ki delici bakışları ve olgun bir adama sahip olan yüzünden eser kalmamıştı. Gözleri annesine çamurdan eserini gösteren bir çocuk gibiydi. Yüzü daha çocuksuydu. Annemin saçları kan gölünün üzerinde dağılmıştı ve bir kolu yüzünü örtecek şekilde yerde yatıyordu. Bacakları üst üsteydi, garip bir pozisyondaydı. Tek kişilik yatağın yanında yatıyordu. Parmak uçlarının hemen ardında bir makyaj masası ve boy aynası vardı. Odanın içerisinde iğrenç bir kan kokusu vardı ve bu bende kusma isteği uyandırıyordu.

"Bunu neden yaptın?" sesim titriyordu ve boy aynasından yansımamıza bakıyordum.

"Nasıl? Bu seni mutlu etmedi mi?"

"Onun ölmesini istediğimi de nereden çıkardın?" sesim yükselmişti.

"Geçen gün uyumadan önce "Keşke ölse ondan nefret ediyorum." diyen sen değil miydin?"

"O sadece bir anlık sinirle söylenmişti aptal!"

Sesim daha da yükselmişti ve bende ayağa kalkmıştım. Mutfak masasının üstünden gizlice aldığım bıçağı çıkarmıştım ve ona doğrultmuştum.

"Sakin olsana! Bir insandan nefret etmiyorsan neden onun ölmesini dilersin ki?"

Hâlâ yerde oturuyordu ve bana bakıyordu. kahverengi gözlerinde anlamadığım bir şeyler vardı.

"Anlamıyorsun. Aptalsın sen aptal."

"Öldürecek misin beni?" gözlerine alaycı bir hava bulaştı. Ayağa kalktı, bana doğru yaklaştı. Bıçağın ucu tam kalbinin üzerini gösteriyordu.

"Ben miyim aptal? Nil bir düşün, annen sana o kadar yalvarmasına rağme-"

"Sus!"

"Duymak istemiyor olabilirsin fakat bunlar gerçekler. Öfkeni kontrol edemiyorsun, hiçbir zaman tercih edilen sen değilsin diye insanlara karşı büyük bir nefret duyuyorsun."

"Sus, sus!"

"Titreyen ellerinden nefret ediyorsun, yüzünden nefret ediyorsun, en iyisi olayım diye çabalarken karamsarlık çukurunda yuvarlanıp duruyorsun, toplumdan nefret ediyorsu-"

"Sus dedim sana!"

Ben sesimi yükselttikçe o kahkaha atıyordu.

"Söylesene Nil Sezen, kaç yıl oluyor öfke problemini ve panik ataklarını çözmeye çalışalı? Söylesene, kaçma söyle bana. Cevapla sorumu."

"Sus!"

Bıçağı göğsüne sapladım. Gülüşü dondu fakat gözlerinde hâlâ o bana aşağılıkmışım gibi bakan alaycı hava vardı.

Bir kez daha sapladım bıçağı, bu sefer böbreklerinin olduğu kısma. Yatağın üzerine devrildi. Bacakları aşağıdaydı, belinin üstü yatağa düşmüştü. Bir kez daha sapladım bıçağı, bu sefer midesine. "Sus." diye mırıldandım sadece, bir kez daha sapladım bıçağı, ciğerlerine.

"Sus." diye mırıldandım. Bir kez daha sapladım bıçağı, bu sefer tam kalbine.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.