İçeriğe geç

Kaçıklar Sirki

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Kaçıklar Sirki

Bölüm 3

2- ᗪEᗰITTᖇᗩ ᑭᗩᑎᗩ ᗪᖇᗩGOᑎ

Sahneye yavaş adımlarla ilerlerken panikten kanatlarım titremeye başlamıştı. Yapmam gereken tek şey asılı duran bir çemberin içinden uçup küçük çocukları yakmadan sahneye ateş püskürtmekti. Ateş yetimin çoğu seyreltildiği için de herhangi birini yakmaktan kaçınmak benim için pek de zor olmuyordu.

Şarkının başladığını, temposu hızlanana kadar fark edememiştim bile. Hızlıca selam verdikten hemen sonra kapana kısıldığım bu çadırda yaparken özgürlüğümü iliklerime kadar hissettiren o şeyi yaptım.

Havalandım.

...

Genç kız o kadar büyüleyiciydi ki daha yerden bir metre bile yükselmemişken kalabalıktan güçlü bir tezahürat koptu. Ufak bir dönüş yapıp selam verdiği sırada ise herkes heyecanla ona odaklanmıştı bile.

İlk olarak ağaç dalı gibi görünen halkanın içinden çeviklikle geçti ve tekrardan bir tezahürat koptu. Hemen ardından havada takla atarak yönünü değiştirdi ve çembere tek ayağıyla asıldı. Vücut ağırlığı ile sallanmaya başlayan çembere bir eliyle tutunup kendini oturur pozisyona aldı ve seyircilere neredeyse flörtöz sayılabilecek bir biçimde asker selamı verdi.

Rahat ve sağlam bir pozisyonda olduğuna karar verdikten sonra çemberle birlikte sallanmaya başladı. Ayaklarını birkaç kere savurması, hızlanmasına yetmişti. İstediği hıza ulaştığındaysa tek kanadıyla güç alıp kendini döndürmeye başladı. Böylelikle yerden yaklaşık 15 metre kadar yüksekte olan çemberiyle birlikte ileri geri sallanırken inanılmaz bir hızda dönmeye başladı.

O sırada çember yavaş yavaş yükselmeye başladı.

On altı... On yedi... On sekiz... On dokuz...

Yirminci metreye ulaştığında o ana kadar havada tuttuğu elini ağzına yaklaştırdı ve elini yuvarlak haline getirip dallardan oluşmuş olan çembere üfledi.

Yirmi metre yüksekte, tek bir örgü tarafından güvence altına alınmış ve birkaç saniye içinde şüphesiz bir biçimde yanmaya başlayacak olan bir ipe bağlı olarak alevler içinde dönüyordu.

Kalabalığın çığlıkları, son beş performansta attıklarından çok daha yüksekti.

Demittra ellerini bırakıp baş aşağı bir biçimde alevlerle dönmeye devam edince daha da yükseldi.

Demiragon kız dönmeye devam ederken birden çember boşluğa düşermiş gibi oldu ve en az beş metre aşağı, en başında olduğu noktaya kadar indi.

Demittra çemberin inmesi durur durmaz bir yarasa misali asılmayı bırakıp yanan çemberden uzaklaşıp seyircilere doğru uçana kadar herkes teknik bir aksaklık olduğu düşüncesindeydi.

Bu sefer iki elini birleştirip püskürttüğü ateş en arkada, en yüksek sırada oturan seyircilerin başlarının üstünü ısıtacak kadar yaklaşmıştı.

Alkışlar herkesin kulaklarında yankılanırken Demittra kül olmaya yüz tutmuş çemberin etrafında daireler çizmeye başladı. Şimdi gösterinin en zorlu ve Demittra'nın en az zevk aldığı kısma gelmişti.

Çember paramparça olmadan, alevler hala yanarken içinden geçmek.

Bir gözü sonraki hamlesini merak eden, nutku tutulmuş seyircilerdeyken diğeri de çemberi izliyordu.

Hadi...

En ön ve aşağıdaki sırada oturan seyircilerin parmak ucunda olduğunu görebiliyordu. Ebeveynlerinin omuzlarına çıkan ufak çocukları da görebiliyordu. Herkes bekliyordu.

ŞŞHHTTTTT!

Duyduğu sesle göz bebekleri küçülmüş, altın sarısı parlayan irisleri daha da parlak hale gelmişti. Tamamen yok edemedikleri özelliklerinden biri de buydu. Ses duyusu. Her ne kadar annesi ve büyükannesi kadar hassas olmasa da insanlara nazaran fazlaca gelişmişti.

Kopmaya başlayan, çemberi tutan ipe kilitlenerek uçmaya devam etti. İpin kopup çemberin düşmesine saniyeler kala olabildiğince yükseldi. Biraz daha yükselse kanatları sirki iç cephesinden delecekti.

Ve ip koptu.

Çember yere düşmeye başladı. Yaşadığı sürtünme sebebiyle alevleri her bir saniye daha da artıyordu.

On dört... On üç... On iki... On bir...

Alev çemberi onuncu metreyi gördüğü an Demittra kanat çırpmayı bıraktı ve sırt üstü bir biçimde hızlıca yere düşmeye başladı.

Saniyeler önce yukarı bakmaktan boynu kopma noktasına gelen seyirciler şimdi hızla kafalarını indiriyordu.

Yedi... Altı... Beş... Dört... Üç...

Çemberden yarım metre kadar yukarıdaydı. Çemberin yere çarpmasına iki metre kala kanatlarıyla dönmeye çalıştı. O ana kadar fark etmediği bir şeyi fark etti.

Sol kanadını incitmişti. Muhtemelen sirkin tavanına çıkarken Demifae'lerin hava donanımlarına sürtüştürmüştü.

Kahretsin.

Şimdi son bir metre kalmıştı. Hızlı düşünmesi lazımdı. Hem de çok hızlı.

Sertçe gözlerini kapattı.

Siktir et.

Nefesinin altından mırıldandığı sözlerin hemen ardından kendini sırtüstü bir biçimde çembere doğru attı. Kanatları normal şartlarda vücut ağırlığını kaldırabiliyor olsa da yirmi metrenin kazandırdığı hız ve ağırlıkla olması gerekenden fazla baskı yaratmış, kulaklarını tırmalayan ve göz bebeklerinin neredeyse kaybolacak kadar küçülmesine sebep olan bir çatırtı sesiyle birlikte yere çarpıp toz bulutuna dönüşmesine saniyeler kalan çemberin içinden geçebilmişti.

Yarım metre kala.

...

Canım yanıyordu. Bayağı hem de. Uf, bu ne böyle!

Çemberden geçtikten ve çember yere çarpıp saniyeler içinde havaya karıştıktan sonra, tek kanadım ağırlığımı desteklerken - kuyruğumu aşağı yukarı sallayarak yardım almaya çalışsam da pek bir işe yaramıyordu- çok az havalandım ve yavaşça iniş yaptım.

Şarkı bitmişti.

Acıdan ötürü burnumdan alev tütecektim, eğer imkânı olsaydı, fakat yüzüme neredeyse zoraki bir gülümseme taktım ve hızlıca selam verdim.

Çıkmak istiyorum, çıkmak istiyorum, çıkmak istiyorum...

"Karşınızda... Demittra! Bizim biricik Demiragonumuz."

Ringmaster Doombell bir elini belime atarak konuşmuş, kalabalığın ayağa kalkıp çıldırmasına sebep olmuştu.

Herkese el sallayıp küçük çocuklara minik öpücükler ve alevler gönderip heyecanlarını bilmem kaçıncı defa zirveye taşırken kulağıma eğilip fısıldadı.

"Cray revir çadırında. Kanadın daha da kötüleşmeden gerekli müdahaleyi uygulasınlar. Foster ipi kısa kesmiş."

"Foster ipi kısa kesmiş."

...Bu kısmen benim suçum olmadığı anlamına geliyordu. Kısmen diyorum çünkü her türlü senaryoya hazırlı olmak benim görevlerimden biriydi.

Kafamı sallayıp anca sakinleşen seyirciye son bir kez daha, bu sefer Ringmaster Doombell ile aynı anda selam verdim. Son alkışlarla birlikte hızlıca geldiğim yere, perdelerin arkasına ilerledim.

Tam Maysa'nın önündeydim ki elini omuzuma attı.

"İyi misin Demi?"

Ben daha bir cevap veremeden Ringmaster Doombell onu anons etmeye başlamıştı. Onun yerine elimi omuzumdaki elinin üzerine koyup pat patladım.

"İyi şanslar. Eğer ki bir hata yaparsan Kalkır'da görüşürüz."

Sırıtarak ona göz kırptıktan sonra derin bir iç çekişle sahneye adımlamasını izledim. O arkasını döndüğü an acı dolu ifadem yüzüme geri gelmişti. Maysa bilmem kaç kiloluk devasa toplara ilerlerken ona son bir kez baktım ve hızlıca çıkış kapısına doğru ilerlemeye başladım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.