İçeriğe geç

Kaçıklar Sirki

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Kaçıklar Sirki

Bölüm 4

3- ıᑎᖴıᖇᗰᗩᖇY

"Demi, Küpler aşkına! Duyduklarım doğru mu? Umarım değildir seni minik İguana yoksa yemin ediyorum ki sana ağrı kesici yerine Zarven özü içiririm ve bundan hoşlanmayacağına adım kadar eminin."

Cray 'in endişeli sesiyle kafamı ona döndürdüm ve geriye kalan son gücümle alaycı bir şekilde sırıttım.

"En pahalısından olsun o zaman. Dandik bir Zarven özüyle gebermeye niyetim yok."

Fakat acım yüzünden yüz ifademi daha fazla tutamadım ve buruşuk bir ifadeyle hızlıca sedyeye doğru ilerledim. Bunu yaparken kuyruğum sebebiyle sendelemeyi ve sahne çıkışında dolabımdan aldığım karavan anahtarlarımı başucu masasına –sanırsam ismi kobidin gibi bir şeydi- fırlatmayı atlamadım tabi ki.

Cyclops dostum Cray ise o sırada bana gözlerini devirip arkamda bir yerde merhem tarzı bir şey hazırlıyordu. Birbirine çarpan ilaç şişesi sesleri, ağrı azaltıcı için karıştırdığı karışımın düşüncesinin midemi kaldırmasına yetmişti.

"Güzel oyunculuk bu arada."

Yüz üstü bir biçimde sedyeye uzanırken mırıldandım. Kanadım hafif hafif titreşiyordu. Sanırsam durumum pek hayra alamet değil.

"En son gösterideki çığlıklarından bin kat daha inandırıcıydı desem yerinde olur."

Attığım hafif kıkırtı, Cray 'in tam da sol kanadımın hasar aldığı noktaya dokunmasıyla birlikte bir inlemeyle yarıda kesildi.

"Aferin sana kipot beyinli! Az kalsın damarlarından oluyormuşsun."

Demek ki kanadımı yaralama sebebim Demifae'lerin ekipmanları değilmiş. Kendimi zorlamam ve saatlerce hareketlerimi kusursuzlaştırmaya çalışmam, kanadımdaki kan akışını yavaşlatmış... Ve birde Foster'ın ipi kısa kesmesi vardı.

Cray gergince boynundaki siyah fularıyla oynarken kısaca kıkırdadı.

"Ayrıca teşekkür ederim. Ringmaster Doombell bile canımı yaktığını düşünmüş olacak ki üçüncü vuruştan sonra fazlasıyla tereddüt etti. Canım acıyacak değildi ama..."

Ayy, yüce Küpler! Size söylemeyi unuttum.

Geriye kalan insan nüfusunun yüzde sıfır virgül sıfır sıfır sıfır sıfır üçü kadar insanın yarı yaratıkların köleleştirilmesine karşı çıktığından bahsetmiştim.

Eh, Ringmaster Doombell o karşı çıkan 30 kişiden biriydi.

Ve bu sirk de onun biz yarı yaratıkları korumak için kurduğu bir dernekti.

Gösteriler? Herkes gönüllü bir şekilde, kendi şovunu seçiyordu. Zarven Jelibonu? Domuz kemiklerinden yapılan o sıradan jelibonlardı. Ayıcıklı falan olanlar var ya, tam olarak onlardan. Eritmesini ben üstleniyordum. Yeniden şekillendirmek ise Ringmaster Doombell'in işiydi. Zarven Kırbaç da aynı şekildeydi.

Yani Cray nöbet geçirmemiş veya canı yanmamıştı. Şu ana kadar yaptıkları hatalar sebebiyle kırbaçlanan diğer yarı yaratıklar gibi o da rol yapmıştı.

Oh ve ayrıca Ringmaster Doombell aslında bir Ringmaster bile değildi. Bir adam da değildi. Diğer insanlara karşı bir hâkimiyette olduğunu ön plana çıkarabilmek için gerçekçi ve uzun, sahte, beyaz bir sakal – bıyık kullanan, yine sahte ve plastik bir manken ısıtılıp şekillendirilerek yapılmış bir bira göbeği olan ve sesini kalınlaştırıp kullanabilen bir veterinerdi. İsmi Matilda'ydı ve hayatımda tanıdığım en nahif insanlardan biriydi. Tabi yaşı başında olduğu için yaşlı adam Ringmaster Doombell kılığına girmek için bembeyaz VE DÖKÜLEN saçlarını bir adamın düşük topuzuna benzer toplaması yetiyordu. Bir de burnunun ucundaki yarı çerçeveli gözlükleri onu olduğundan da yaşlı gösteriyordu.

Kısacası biz yarı kaçıkların, yani yarı yaratıkların, ihtiyacı olan o yerdeydik. Bizim iyiliğimizi hedefleyen birinin kanatları altındaydık.

Biz Kaçıklar Sirki'nin kaçıklarıydık...

"Demi... Kızılların solmuş birtanem."

Benim hakkımda başka bir bilgi, belirli bir duyguyu çok fazla yaşadığımda etkilenen hormonlarıma göre saçımın bir kısmı ton değiştiriyordu. Nötr bir haldeyken, çoğunlukla dopamin salgılarken kızıl olan perçemim ve saçımın arka tarafı; mutlu ve heyecanlı olduğumda endorfin ve seratonin salgılayıp saçımın kırmızı kısımlarının daha da koyulaşıp canlı durmasını sağlarken stres altındayken, acı içindeyken, kızgınken, vücudum alarm halindeyken salgıladığı noradrenalin sebebiyle de soluyordu.

Tam olarak derincesine bir uykuya daldığım zaman da melatonin salgıladığım zaman tamamen kahverengi oluyordu.

Yüksek ihtimalle gösterinin başında cırtlak bir tonda parlayan kızıllarım, selam verirken beyaza daha yakın bir renge bulanmıştı.

"Canım acıyor. İyileştirsene beni?"

Kur yaparak ve hafifçe omzumu sallayarak söylediğim cümleye cevap olarak yüzüme şakacı bir tokat almış, usu usul yerimde beklemeye karar vermiştim.

Bakışlarım yere odaklanmış bir biçimde ayaklarımı ileri geri sallarken biraz yaptıklarımı gözden geçirme kararı aldım.

Kendimi zorlamam başlı başına çok büyük bir yanlıştı. İpin uzunluğunu önceden kontrol etmemem ayrı bir eksi. Deri kostümümü fırçalamayı unutmam, son çalışmada saçımı sola değil sağa çevirip toplamam, gösteride yarı toplu saçımın üst tarafında kalan mor örgünün içinde bir iki tutam kahverengi saç bırakmam, bir de dün akşam süt içmemiştim... Etti sana 6 eksi.

İç çekerken görüş açıma giren ayakkabılarla kafamı kaldırdım. Saniyesinde Cray 'in elinde tuttuğu kaşığın içinde duran, görüntüsü Zarven'den daha iç açıcı olmayan turuncumsu karışımla göz göze geldim. Ben öğürürken Cray kaşığı 'nazikçe' ağzıma sokmaya çalışıyordu.

Hiç de nazik değildi bu arada.

"Kalkır'a kadar yolun var Cray! Ne içirdin bana. Kusacağım, küpler üzerinde ant içerim ki kusacağım... Bu saatten sonra bir şey içmem gerçi."

Cray kahkahalarla boğulurken öğürmelerim arasında ben de hafifçe ona gülümsemiştim. İlacın etkisiyle uyuşan kanadımı kaşımamak için tüm karşı koyma gücümü kullansam da kızıllarımın yavaş yavaş eski haline dönmeye başladığını hissedebiliyordum.

Ta ki Matilda yatağa düşene kadar...

Ve sonra da yataktan düşene kadar.

...Komikti.

Belki de değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.