İçeriğe geç

KAÇAK

Bölüm 17 · 4 dk okuma

KAÇAK

Bölüm 17

İkna

Dakikalardır odamda oturmuş kendimi cesaretlendirmeye çalışıyordum. Sadece yanına gidip ona benimle lunaparka gelir misin diyecektim, bu kadar basitti! Ama neden adımlarım gitmiyordu? Sanırım ondan daha fazla bir şey istemeye çekiniyordum. Adamı sevgilim yapmıştım ve sürekli başına iş açıyormuşum gibi geliyordu. Hem ne tepki vereceğini de kestiremiyordum. Bazen çok ılımlı bir insan olsa da bugün olmayabilirdi. Zira beni terslediği zamanlar da olmuştu.

Dün akşam Kerem'e biz de geleceğiz derken içimde olan cesaret şimdi nereye gitmişti acaba? Acilen bana geri gelmesi lazımdı!

Birkaç dakika sonra derin bir nefes alarak odamdan çıktım. Önünde sonunda bunu yapmam gerekiyordu. Beklemekle sadece zaman kaybediyordum.

Ağır adımlar atarken evden çıkmış ve karşı kaldırıma geçerek onun kapısının önünde durmuştum. Pekala, şimdi zile basmam gerekiyordu.

Cesaretimi kaybetmeden hızlıca zile bastım. İyi de ne diyeceğimi düşünmemiştim ki! Ben sadece cesaret toplamakla uğraşmıştım ve kafamın içinde ona söyleyeceğim cümleler hazır değildi!

Aferin bana!

Bir süre sonra kapı açılmayınca belki de bu bana bir işaret diye düşünerek geri geri adımlamaya başladım. Ama aniden kapı açıldığında olduğum yerde durmuştum. Önceden söyleyeceğim şeyleri hazırlasam da muhtemelen karşılaştığım bu manzara karşısında hepsini unuturdum.

Çınar karşımda zorlukla ayakta duruyor gibiydi. Gözleri kızarmış saçları da dağılmıştı. "Hayırdır çaylak?" Çatallı sesiyle konuştuğunda boğazının ağrıdığına emindim. Yine de alayla "Beni mi özledin?"diye sordu.

"Sen hasta mısın?"diyerek son söylediğini geçiştirdim. Tabi ki onu özlememiştim!

Kapıyı tutmayı bırakıp bir adım öne çıktı. "Beni boş ver cüce, sen niye geldin?"

Hastaydı ve ben onu bu hâlde lunaparka falan götüremezdim. "Hiç,"diye mırıldandım. "Sana geçmiş olsun, ben gidiyorum." Sözlerimi bitirir bitirmez arkama dönmüştüm ki anında kolumdan tutarak beni durdurdu.

"Niye geldin dedim, çaylak?" Pekâlâ yine inatçı günündeydi. Arkama dönüp ona baktığımda hiç vazgeçecek gibi durmuyordu. "Ben de hiç dedim ya sırık." En azından bir kez daha şansımı deneyebilirdim değil mi?

"Birce, söylemeden seni bırakmayacağım." Yine Birce olduğumuza göre daha fazla inat etmenin bir faydası yoktu. Kendi bilirdi, ben hasta hasta onu yormak istemediğim için susmuştum. Madem bu kadar söylememi istiyordu, söylerdim.

"Bizimkiler bu akşam lunaparka gidecekler ve bizi de davet ettiler. Benimle gelir misin diye soracaktım." Sonunda söyleyince rahatlamıştım. Ne tepki verecek diye onu incelerken o bir şey dememişti.

"Aslında Kerem bizim aramızın bozuk olduğunu ve gelmek istemeyeceğimizi falan söyleyince ben de birden gaza geldim ve geliriz dedim. Sana sormadan böyle bir şey yaptığım için suç bende zaten yani gelmek istemeyebilirsin. Hatta en iyisi gelme zaten hastasın. Gitmeyelim biz en iyi-" Ben susmak bilmeden konuşurken durmamı sağlayan onun kararlı ve net sesi oldu.

"Gideriz." Dudağının kenarında ufak bir gülümseme vardı. Ona şaşkın şaşkın baktığım sırada yeniden konuştu. "Gideriz, geveze."

Yine mi?

"Şimdi neden geveze oldum?" İsyanla söylenirken bir anda ne söylediğini farkına vardım. "Gider miyiz?"

Başını sallayarak beni onayladı. Ben ise bunu kabul etmek istemiyordum. "Hayır gitmeyiz, hastasın sen. Hem zaten ben vazgeçmiştim." Onu bu hâliyle yormak istemiyordum. Üstelik gerçek sevgilisi bile değildim, benim için bunu yapmasına gerek yoktu.

"Gerçi sabahın ayazında balkonda yatarsan hasta olman çok normal ama." Dudaklarımın arasından dökülen sözcükleri sonradan fark ettiğimde pişmanlıkla dudağımı ısırdım. Bunu söylememem gerekiyordu!

"Ne?!"dedi şaşkınca. "Sen sabah beni mi izliyordun?"

Al işte yanlış anlamıştı! Yani kısmen...

"Hayır!" diye atıldım hemen. "Uyanınca bir balkona çıkayım hava alayım demiştim. O zaman senin balkonda uyuduğunu gördüm sadece. Ne seni izleyeceğim?!"

Pişkin pişkin sırıtıyordu. "Buna inanmam mı gerekiyor, bayan gözlemci?"

Sinirle ofladım, neden ondan bir şey istiyordum ki?! Durduk yere bir de kendimi rezil etmiştim. Ona söyleyecek bir şey arayıp da bulamayınca öfkeyle arkamı dönüp birkaç adım attım. Artık cidden gitmeliydim! Fakat yine onun tarafından durdurulmuştum. "Ya bıraksana kolumu!" diyerek ona döndüğümde itiraz etmeden kolumu bıraktı.

"Kaçta gideceksiniz parka?" dediğinde tek yaptığım kaşlarımı çatmak oldu. Ne zaman laftan anlayacaktı?

"Gitmeyeceğiz dedim ya sırık!" Bana tepeden tepeden bakarken sinirimi daha çok bozuyordu.

"Ben de gideceğiz dedim cüce!" Neden ben sinirlenirken bu adam gülüyordu?

Uzaklaşmak için bir adım attığımda bu defa hızla önüme geçti. "Kaçta dedim?"

Bu inat niyeydi? Hayır yani hastasın otur evinde dinlen!

"Yedide Çınar, yedide!" Sonunda beni pes ettirmişti. Bu zaferiyle gülümsedi. Daha fazla ona sinir olmak istemediğim için yan tarafından geçerek uzaklaşmaya başladım. Çok şükür bu defa beni durdurmamıştı.

Çok saçma bir şekilde işler tersine dönmüştü. Buraya gelirken onu lunaparka gitmek için ikna etmeye çalışacaktım ama gelince gitmemesi için ikna etmeye çalışmıştım. Hasta olduğu için bunu istemiştim.

Ne yani? Şimdi ben ona kıyamamış falan mı oluyordum?

Yok canım, vicdan herkesde var sonuçta!

•••

Bölüm sonu

5 yorum