"Eee hadi anlatsana!"
Ceyda'yla benim odamda oturuyorduk. Ve o fazlasıyla meraklı bir şekilde yaşananları ona açıklamamı bekliyordu. Oysa benim doğru düzgün bir açıklamam yoktu, sadece o anki duygularımla hareket etmiştim.
"Ne anlatayım Ceyda?" Kollarımı göğsümde birleştirip sırtımı yatak başlığına yasladım. "Her şeyi gördün zaten."
"Fakat gördüklerime inanmadım,"deyip derin bir nefes aldı. "Daha doğrusu inanamadım."
Tabi inanmazdı, abisini sevdiğimi biliyordu.
Aslında eskiden sevdiğimi de diyebilirdik, yavaş yavaş ona olan duygularım kayboluyordu... Ve bunun en büyük sebebi de bizzat Kerem'in kendi davranışlarıydı.
"Sevgili olmadığınızı biliyorum. Aslında neden böyle yaptığını da anlayabiliyorum." Bir süre sustu. Benim de söyleyecek bir şeyim yoktu. Her şey açıktı.
"Abim adına çok üzgünüm. O çok farklı davranmaya başladı, sana söyledikleri de çok kırıcıydı. Ama lütfen ona misilleme yapmaya çalışırken kendine zarar verme, yanlış bir şey yapma."
Ceyda benim kardeşim gibiydi. Söylediklerinde samimi olduğunu biliyordum. Gülümsedim. "Teşekkür ederim."
Yanlış mı yapmıştım bilmiyordum. Ama pişman değildim ve bu yeterliydi. "O kadar sinirlendim ki Ceyda! Ona kırıldığımı görmedi! Hâlâ gelip Miray'a hava atabilmek için onlarla maç yapmamızı istedi! Her bir kelimesi benim için artık sadece hayal kırıklığı..." Kurduğum bu cümlenin ağırlığı altında ezildim. Onu uzun zamandır kalbimde taşıyordum. Şimdi böyle hissetmek beni çok yıpratıyordu.
"Kazanmasın istedim Ceyda. Sadece kazanmasın istedim. Kalbim çok kırılmıştı. O benim kalbimi paramparça etmişken sevgilisinin gözüne girme çabalarını izlemeye dayanamadım. Çınar da tesadüfen denk gelince şansımı denedim işte."
Sakince konuşmalarımı dinleyen Ceyda ağır ağır başını salladı. "Haklısın Birce. Bir şey söyleyemiyorum." Çok kısa bir an sustu. "Ama şunu söylemeden edemeyeceğim."
Kurduğu cümleden sonra bakışlarımı ilgiyle ona çevirdim. "Ne?"
"Tesadüfen Çınar'a denk gelmen de çok iyi olmuş. Acayip iyi oynuyordu kızım!"
Gerçekten öyleydi. Şansımın yolunda gittiği nadir olaylardandı o an Çınar'la karşılaşmam. "Evet baya iyiydi. Ve basketbolda çok daha iyi. Onu daha önce oynarken görmüştüm."
Hayranlıkla konuşmaya devam etti. "Topların hiçbirini kaçırmıyordu. Bir tek sen düşmek üzereyken seni tutunca kaçırdı işte. Eee o da normal, tabi ki sevgilisini tutacak değil mi?" İmayla bitirdiği cümlesinden sonra hafifçe sırıttı. O anlar zihnimde yeniden canlanırken kafamın içinde Çınar'ın sesiyle ismim yankılanmaya başladı. Bana ilk defa ismimle hitap etmişti ve bu saçma bir şekilde çok hoşuma gitmişti.
"Sevgili değiliz Ceyda. Refleksle tuttu işte,"diyerek geçiştirdim.
Alayla güldü. "Ama yakışıyorsunuz bak, sen bunu bir düşün."
Yanımdaki yastığı alıp suratına fırlattım. "Ceyda!"
"Tamam tamam,"deyip yastığı yakaladı. Bu savaşı sürdürmeyip yastığı yanına bıraktı. "Demiyorum bir şey."
Bir süre daha başka konulardan konuştuktan sonra Ceyda gitmişti. Ben de tek başıma kalınca ne yapacağımı bilemeyerek bir film açıp izlemeye başladım. Ama bir süre sonra bu da sıkıcı gelmeye başlamıştı. Kitap okumayı denedim. O da olmayınca en iyisinin bahçeye çıkmak olduğuna karar verdim. Hava almak iyi gelebilirdi.
Bahçeye çıktığımda masaya yaklaşarak bir sandalye çekip oturdum. Hafif bir meltem esiyordu. Tenimde bıraktığı serinlik şimdiden ruhuma iyi gelmeye başlamıştı. Kollarımı göğsümde bağlayarak başımı geriye atıp gözlerimi kapattım. Rüzgarın sesine karışan kuş cıvıltıları şenlendirdi ruhumu. Gülümsedim. Doğayı dinlemek insana mutluluk veriyordu.
Hissettiğim huzur duyduğum sandalye sesiyle bölündü. Gözlerimi istemeyerek araladığımda karşımda Kerem vardı. Sandalyeye oturmuş ve gözlerini üzerime dikmişti. Bakışlarıyla bile öfke kusuyor gibiydi. Benim ona sinirlenmem gerekirken onun bana böyle bakması fazlasıyla saçmaydı.
Bakışlarına sözleri eşlik etti. "Sen ne yapmaya çalışıyorsun Birce?"
•••

