İçeriğe geç

JELİBON

Bölüm 7 · 3 dk okuma

JELİBON

Bölüm 7

KAPALI ODALAR

Gelmem biraz uzun sürdü:⁠-⁠) İyi okumalar

___________________________________________

JİN: Burada ne yapıyorsun?

J-hope karşısında Jin'i gördüğünde afallamış olsa da bu pek uzun sürmedi. Çünkü onun da mutlaka bu olaya dahil olacağını biliyordu. Ne de olsa kendi hastanesinden bir doktor kaçırılmıştı.

J-hope Rm'e ne diyeceğini bilmeyen, soru dolu gözlerle baktı.

RM: O benim adamım

JİN:Ne?! J-hope senin adamın mı?

RM: evet doğru duydun.

J-hope başını önüne eğmiş, hiçbir şey söylemeden,daha doğrusu söyleyemeden,duruyordu.

Jin sinirle histerik bir kahkaha attı.

JİN: Sen ne dediğinin farkındasın di mi? Daha kaç kere sana benim hayatıma karışma demek zorundayım?

RM: Sen içinde bulunduğumuz hayatın nasıl bir hayat olduğundan haberdar değilsin sanırım. Öyle kafana estiğinde "Hadi ben gidiyorum, böyle yaşayamam" diyip hiçbir şey yokmuş gibi çekip gidemezsin!

JİN: Gayet de giderim! Bu benim seçimim tamam mı?! Ben böyle istiyorum. Bu lanet dünya'da yaşamımı devam ettirmemi bekleyemezsin.

İkisi de birbirine öfkeyle bağırıyordu. Yıllardır içlerinde biriktirdiklerini kusmak istiyorlardı ama ikisi de doğru zamanın şimdi olmadığını biliyordu.

Kısa bir sessizliğin ardından konuşan kişi yine Jin oldu:

JİN: Bir daha etrafımda senin adamlarını görmek istemiyorum.

JİN: Senin isteyip istemediğine bağlıydı çünkü herşey...

RM bunu biraz küçümser ve biraz kısık bir sesle söylemişti ve Jin duymamış gibi yapmayı tercih etti.

JİN: Tamam, şimdi daha önemli işlerimiz var.

Jin çok derin olmayan bir nefes verdi;

JİN: ne yapacağız? Planın nedir?

RM: Plan şu...

Herkes dikkatini Rm'e verdi ve hevesle planı dinlemeye koyuldu...

(YN'nin Anlatımıyla)

Gözlerimi açtım. Aydınlık... Ne? Aydınlık mı? Hızla yerimden doğrulduğumda yumuşacık bir yatağın üzerinde durduğumu fark ettim. Acaba öldüm de cennete falan mı geldim ben? Ya da çok daha muhtemel bir olasılıkla hastaneye falan mı getirmişlerdi beni? Gözlerimi etrafımda gezdirdim ve ikinci olasılık daha çok uzak göründü gözüme.

bej rengi duvar kağıtları vardı duvarlarda. Üstünde durduğum yatağın kenarları -gerçek miydi bilmiyorum- altın işlemeyle kaplıydı. Yatağın üç adım sağında kalan beyaz bir makyaj masası, onun da karşı çaprazında iki kolon arasında bulunan kocaman şişme bir yastık vardı.

Tavanda asılı duran büyük olmasa da küçük de sayılamayacak olan avizeye baktım. Duvarların kenarlarındaki küçük ışıklandırmaları saymazsak neredeyse bütün odayı bu avize aydïnlatıyordu.

En önemli şey ise odamda, yatağımın hemen yanında ve tam karşımda duran iki kapıydı.

Ayağa kalktım. Yanımda duran kapının kolunu hızla aşağı indirdim. Burası bir banyoydu. Hızlı adımlarla yatağın karşısında duran kapıya doğru ilerledim. Kolunu aşağı indirdim ve beklediğim gibi kapı açılmadı. Ne oluyor ya ben niye buradayım? Bu adamlar kim? Delireceğim!!

Yn: Hey!! Kimse yok mu?! Ses verin. Çıkarın beni buradan siz kimsiniz ne hakla beni buraya getiriyorsunuz Allah'ın cezaları!!

Var gücümle kapıyı tekmeleyip yumrukluyordum. Daha çok bağırmaya başladım;

Yn: Açın lan kapıyı! Bu yaptığınız yanınıza kalacak mı sanıyorsunuz. Şerefsiz köpekler

Allah kahretsin ki dışardan tık gelmiyordu. Zaten beni kâle alıp gelmelerini bekleyende kabahat.

kapıyı kırabileceğim bir şey var mı diye odayı kontrol etmeye başladım. Çekmeceleri, yatağïn altını, olur olmadık şeylerin kenarını köşesini,lavaboyu, kısacası bakabileceğim her yere baktım ama bu kahrolasıca odada her şey var bir aradığım şey yoktu. Bir daha sinirle kapıya dayandım ve tekrar tekrar tekmeler atıp tekrar tekrar imdad nidaları attım. En sonunda yoruldum ve kapının önünde çöktüm. Boğazım ağrıyor...

(...)

(Yazarın ağzından)

Yn, arkasından gelen sesle hemen yerinden kalktı. Kapının arkasında bir kaç kişinin sesini duydu.

Jin: Umarım bizi yakalamazlar.

Rm: Yakalayamazlar.

Jin: (Tek kaşını kaldırarak) Nerden biliyorsun? Sanki geleceği biliyor da.

Rm: Hayır geleceği görmüyorum. Jhope var ya yanımızda o olmasa burayı bulamazdık bile.

Jin: Eee nerede yn?

Rm: Bilsem benim burda ne işim var?

Jin: iyi tamam başka yere bakalım o zaman.

Yn dışarda konuşan iki kişiden birinin sesinin kime ait olduğunu anlar ve kapıdan dışarıya bağırmaya başlar.

Yn: Hey! Jin ben buradayım! Sesimi duyuyor musun?

Rm: Tamam.

Yn: Jinn! Odanın içindeyim. Lütfen... Neden sesimi duymuyorsunuz? Neden gidiyorsunuz?

Rm ve Jin başka odalara da bakar ama yn'yi bulamazlar. Suga'nın evinden ayrılsalar da yn'yi bulmak için araştırmalara devam ederler.

Akşam olunca Suga odasına girdi. Odasının, yatağının sağ tarafında kalan duvaraına sol elini bastırdı. Önünde açılan duvardan içeri girdi ve baştan aşağı kitaplarla dolu olan raflardan birini sağa doğru kaydırıp karşısına çıkan kapının koluna baş parmağını bastırdı. Bunu yaptığı anda kapı kendiliğinden açılmaya başladı. Girdiği yer küçük bir oda gibiydi etrafta ışık yoktu ama duvarın rengi açık olduğu için önünü görebiliyordu. Karşisindaki Kapı'ya doğru yürüdü ve yavaşça açtı...

(Devam edecek)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.