İçeriğe geç

JELİBON

Bölüm 8 · 2 dk okuma

JELİBON

Bölüm 8

GARİP BİR ADAM

Suga: Ne yapıyorsun be kapının arkasında?! Kalksana içeri giremiyorum?

Duyduğum ses ile kaşlarımı çattım. Ayağa kalkarak

Yn: Hı?

Suga: Hah kalktın sonunda.

Saatin kaç olduğunu bilmiyordum. İçerisi karanlıktı. Kapıda bir adam belirdi. Odanın içinde geriye doğru gittim.

Yn: Kimsin sen?

Suga: Sakin ol güzelim. Seni kurtarmaya geldim.

Yn: Ne gerçekten beni kurtarmaya mı geldin?

Bu adamın kim olduğunu bilmiyordum. Açıkçası şu an umrumda da değildi. Tek istediğim burdan kurtulmaktı.

Suga: Tabiki güzelim. Maalesef sana zarar verecek kişiler vardı. Seni onlardan korumak için buraya getirdim.

Ne diyor bu adam? O kim ki beni korumaya çalışıyordu. Kendisi beni tanıyor mu bilmiyorum ama benim onu tanımadığım kesin.

Yn: Tamam o zaman hadi çıkalım buradan

Elim hızla kapının koluna gitti. Aralık duran kapıyı kendime doğru çektim ve odanın dışına çıktım. Etrafıma bakındım dışarda mıyım diye ama hayır burasının dışarıyla hiçbir ilgisi yoktu. Kapının pervazında duran adama baktım.

Yn: N'oluyor? Neredeyim ben, neresi burası? Ve sen kimsin?

Ukala bir tavır takındı

Suga: Söyledim ya güzelim, ben seni korumak için getirdim bur-

Yn: Kes sesini be! Kimsin diyorum, ne işin var benimle?!

Başını korkunç bir yavaşlıkla yana eğdi. Biraz tırstım kabul ediyorum ama duruşumdan ödün vermedim. "Bir daha" dedi saklamaya çalışmadığı öfkesiyle, "Bana sesini yükseltme cürettinde bulunma. Hele lafımı kesmeyi" diye devam ettirdi cümlesini. " aklının ucundan bile geçirme"

Yutkundum.

Kaşlarım çatılırken gözlerimin dolmasına engel olamadım. Tekrar eski haline döndü ve yüzüne samimiyetten çok uzak, hafif bir gülücük kondurdu.

Suga: Tamam güzelim sıkma canını, hadi içeri gir zaten kaçacak bir yerin yok.

PSİKOPAT! Şu an gerçek bir psikopatla karşı karşıyaydım. Lanet olsun benim ne işim var burda ya! Ağlamak istiyorum...

Çekingen bir şekilde gözlerine baktım. Kahverengi gözleri alayla bakıyordu yüzüme. Sinirlerim bozuldu ve göz devirmeden edemedim.

Suga: Ne o sinirlendim mi sen bana yoksa

Yn: Ne o rahatsız mı oldun?

Onun alaycılığını bende devam ettirdim.

Suga: Fazla cüretkarsın?

Soru sorar gibi konuşmuştu ama soru sormadığını gayet iyi biliyordum.

Yn: Yani?

"Yanisi şu" dedi. Yavaş adımlarla bana yaklaştı ve tam önümde, aramızda bir adım mesafe bırakacak kadar durdu. "Bu cüretkarlığın başına büyük dertler açabilir" Başını hafifçe eğdi, gözlerimin içine tehditkar bir şekilde baktı.

Suga: Geç!

Yn: Beni niye getirdin buraya?

Suga: Zamanı gelince anlayacaksın

Yn: Ne zamanından bahsediyorsun ya?! Şimdi söyle!

Sesimi yükseltmiştim.Yine.

Suga: O sesini alçalt ve bana emir verir gibi konuşmayı kes!

Dik dik yüzüne baktım.

Suga: Eh yeter artık geç şuraya!

Kolumdan tuttuğu gibi beni içeri fırlattı. Evet fırlattı.

Dengemi kaybettim ve odanın ortasına düştüm. Sağ dirseğim halıya sürtününce dudaklarımın arasından küçük bir inilti çıktı.

O bunu hiç umursamamış olmalı ki kapıyı kapatıp beni tekrar bu odaya hapsetti. Siktir! Şerefsiz piç! Ne hakla beni bu odaya kapatıyor bu adam?!

Olduğum yerden hiç kalkmadım. Akmak için bana savaş açan gözyaşlarıma daha fazla direnemedim ve hiçkırıklarla ağlamaya başladım.

______________

Nasıl olmuş?

Uzun zaman sonra üşengeçliğimizi üstümüzden attık jsjsj.

Oy vermeyi unutmayın sakın.

😘👋🏻👋🏻👋🏻

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.