İçeriğe geç

Jelibon

Bölüm 7 · 11 dk okuma

Jelibon

Bölüm 7

7. Bölüm

İzel yatağının kenarına oturdu, ben de ona katıldım. "Neden gelmek istemiyorsun?" diye sordum, sesimde merak ve endişe vardı.

"Sana ne Elis?" dedi sertçe.

Derin bir nefes alıp verdim. Ayağa kalkıp hızla kapıya yöneldim. Kapıyı hızla kapattım, çıkan ses sonucunda İzel bana bakındı. İzel'in önünde durup "Şimdi ne derdin varsa bana çabuk anlatıyorsun!" diye söylendim.

İzel tepkime şaşırmış olacak ki afalladı.

Dolu gözlerle kafasının eğdi. "Elis çık." dedi sessizce.

"Sen beni kuzenin olarak görmüyor olabilirsin ama bana durumunu anlatana kadar hiçbir yere gitmiyorum." dedim net bir biçimde.

İzel'in omuzları titredi, başını kaldırdı ve gözlerindeki yaşlarla bana baktı. "Elis anlamıyorsun." dedi, sesi kırılmıştı.

"Anlatırsan anlarım İzel." dedim. İzel başını olumsuz anlamda sallarken elimi omzuna koydum. Hızla kendisini geriye çekti. "Dokunma bana!" Yüksek sesle bağırdı ve yataktan kalktı.

Anlamsızca onu izledim. Üzerine birer hırka giydi ve fermuarı çekti. "Ne oldu sana?" diye sordum. İzel derin derin nefesler alıp verdi. Nefesi kesiliyor gibi nefes almayı bıraktı. "Ne oluyor?" diye sordum endişeli biçimde.

İzel'in telefonundan bildirim sesi geldiğinde İzel yere oturdu ve bacaklarını kendisine çekip bacağına sarıldı. İzel'in telefonunu eline aldım. Şifresi olmadığı için telefonu açıp mesaj atan kişiye bakındım. Görkem diye biri mesaj atmıştı.

Görkem: Fotoğraf atacak mısın yoksa ailene attığın fotoğrafları göstermemi ister misin?

Kaşlarımı çattım ve mesajın üst kısmına çıktım. İzel'in Görkem isimli kişiye çıplak fotoğraf attığını gördüm. Telefonu kapatıp yatağa koydum. İzel'e döndüğümde ise hıçkırarak ağladığını gördüm.

Yanına çömeldim, ne diyeceğimi bilemez haldeydim. "İzel..." duraksadım. Ne desem bilmiyordum, bu duruma ne denir ki? "Bunu neden yapıyorsun?" dedim, sesimde şok ve üzüntü vardı.

İzel gözyaşları içinde bana baktı. "Elis, anlamıyorsun... Görkem beni tehdit ediyor. Aileme her şeyi anlatacak, o fotoğrafları gösterecek. O zaman ne yaparım bilmiyorum." dedi, sesi titriyordu.

Tereddüt ederek elini tuttum. "İzel, bunu kimseye söylemedin mi? Yardım isteyebilirdin." dedim.

İzel başını salladı. "Hayır, kimseye söyleyemedim." dedi. Başını eğdi ve elini çekti. "Çok korkuyorum Elis..." Hıçkırıklar arasında dediğini anlamam zorlaşıyordu. "Ailemin tepkisinden, utançtan, her şeyden korkuyorum..."

Derin bir nefes alıp karar verdim. "Tamam İzel." dedim net bir biçimde. Elini tekrardan tuttum ve bana bakmasını sağladım. "Bu durumu birlikte halledeceğiz ama önce sakinleşmen lazım. Ben senin yanındayım, seni yalnız bırakmayacağım."

İzel gözlerimdeki kararlılığı gördü ve derin bir nefes aldı. "Benden tiksinmedin mi?" diye sordu. Başımı olumsuz anlamda salladım. İzel gözlerini elinin tersiyle sildi ve bir umutla bana bakındı: "Gerçekten mi? Bana yardım eder misin?"

"Evet, gerçekten." dedim. Gözlerime bakındı, benden utanıyordu bu nedenle gözlerini sürekli kaçırıyordu. "Bunu önce Halis Bey'e söylememiz lazım."

İzel korkuyla başını salladı. "Ama çok korkuyorum Elis."

İzel ayağa kalktı ve titreyen elleriyle telefonunu eline aldı. "Bu resimleri gösteremem ben kimseye." dedi. Oturduğum yerden kalktım ve İzel'in yanına geçtim. "Tamam, o zaman Asil'e söyleyelim."

İzel derin bir nefes aldı ve gözyaşlarını sildi. "İstemiyorum..." dedi sessizce.

Elimi İzel'in yanağına koydum ve gözyaşını sildim. Onu cesaretlendiren bir gülümsemeyle "Asil seni yargılamaz, inan bana birinden yardım almamız lazım ve en doğru kişi o." dedim.

İzel gözlerini kapadı, derin bir nefes aldı. "Tamam." dedi sonunda, sesinde hâlâ bir titreme vardı ama kararlılığı da hissediliyordu. "Asil'e söyleyelim, yeter ki Görkem'den kurtulayım."

"Kurtulacaksın." dedim, elini sıkıca tutarak.

Birlikte odadan çıktık, evden çıktıktan sonra "Sen eve girme, ben Asil'i çağırıp geleceğim." dedim. Halis Bey'in evine girecektim ki İzel arkamdan "Teşekkür ederim." dedi.

Bir şey demeden eve girdim ve yemek masasına doğru ilerledim.

Yemek odasına vardığımızda Asil'i gözlerimle aradım. Onu bulduğumda, dikkatlice ona yaklaştım. Zaten herkes yemeğini bitirmiş sayılırdı.

"Asil, seninle biraz konuşabilir miyiz?" dedim, sesimdeki ciddiyeti saklamaya çalışmadan. Asil yüzünde hafif bir merak ifadesiyle bana baktı. "Tabii Elis. Ne oldu?" dedi.

"Önemli bir şey." dedim. "Burada konuşmasak daha iyi olur."

Asil Halis Bey'e veda etti ve bana başını salladı. Beni takip ederek evden çıkmasına yardım ettim.

Sessiz bir şekilde yürüyüş yoluna ilerledik. İzel'in durumunu ona anlattım. Asil hikayeyi dinlerken yüzündeki ifade değişti, gözleri ciddileşti ve sonunda derin bir nefes aldı.

"Bunu gelip baştan desene bana, bugün okuldaydım onu öldürmem daha kolay olurdu." Asil'in sinirle çıkan sesi karşısında İzel utançla başını eğdi.

Asil İzel'e sarılıp başını göğsüne yaslamasına yardımcı oldu. "Tamam, ağlama." dedi yumuşak bir sesle. "Bu durumu halledeceğiz. Görkem'in tehditlerine boyun eğmek zorunda değilsin. Ben buradayım ve sana yardım edeceğim."

İzel'in gözlerinde bir parça rahatlama gördüm. "Teşekkür ederim Sarp abi." dedi, sesi hâlâ titriyordu ama içinde bir umut ışığı vardı.

"Öncelikle ben bu yavşa-" Asil konuşuyordu ki Arda'nın arkamızdan gelip "Ne oluyor?" diye sorması üzerine sustu.

Arda yanımıza gelince İzel Asil'i bıraktı ve Arda'ya sıkıca sarıldı. "Niye ağlıyorsun sen?" dedi Arda endişeli bir biçimde. "Evime geçelim, orada konuşalım burada ayak üstü konuşabileceğimiz bir konu değil." dedi Asil.

Arda ve İzel önden giderken Asil yanımda yürüyordu. "Öldüreceğim o yavşağı!" dedi Asil sinirle. "Kıza sinirini belli etme, zaten utanıyor." dedim.

Asil iç çekerek bana bakındı. Sesi bir şekilde derin bir nefes alıp verdi. Cebinden birer jelibon çıkarıp bana doğru uzattı. "Hiçbir şey yemedin bari bunu ye, aç durma." dedi.

Teşekkür ederek elinden aldım ve yedim. Asil'in evine geldiğimizde salonda oturduk.

"Asil, bu durumu nasıl halledeceğiz?" diye sordum.

Asil, düşünceli bir şekilde başını salladı. "Öncelikle yarın okula gelip telefonları toplarım ve telefonunda olan resimleri silerim." dedi. "Ya başka yerde varsa fotoğraflar?" Arda'nın sorusu üzerine herkes düşünceli bir hâl aldı.

"Belki de polise gitmek en iyisi." dedi Arda, hâlâ İzel'i teselli etmeye çalışarak. "Ama bu durumu açıklamak zor olabilir."

İzel gözyaşlarını silerek başını salladı. "Ailem bunu öğrenirse, mahvolurum." dedi hıçkırarak.

Asil arkasına yaslandı. "Dövelim şu lavuğu." dedi. İzel hıçkırarak ağlamaya devam ederken elini tuttum. "Şunu unutma ki İzel, seni kimse yalnız bırakmayacak. Hepimiz buradayız."

İzel'in gözlerindeki korku yerini biraz da olsa güvene bırakmıştı. Benim elimi sıkıca tuttu. "Ne yapmam gerekiyorsa yaparım, yeter ki şu kabus bitsin." dedi korku dolu bir biçimde

Asil ayağa kalktı ve mutfağa geçti. Asil'in yanına geçtiğimde atıştırmalıklar hazırladığını gördüm. "Yardım lazım mı?" diye sordum. Asil başını olumsuz anlamda salladı. "Sen bu durumu ne zamandır biliyordun?" diye sordu.

"Yeni öğrendim ve sana anlatması gerektiğini söyledim." dedim.

Asil gözlerimin içine bakındı, bana güveniyordu. İç çekerek birer kaseye hazır keklerden koydu. Birer dolabı açtığında içinin tamamen jelibon ile dolu olduğunu gördüm. "Bunlar ne be?" diye sordum. Asil hızla dolabın kapağını kapattı. "Sen kekleri dizsene." diyerek konuyu hızla değişmeye çalıştı.

Kekleri ayarlarken aramızda sessizlik oluştu. Atıştırmalıkları beraber salona getirdiğimizde İzel'in Arda'nın omzuna yaslandığını gördüm. Ortaya birer masa çekip atıştırmalıkları koyduk.

"Şimdi." dedi Asil, İzel'e bakarak. Tam karşısına oturdu ve konuşmaya başladı: "Sakin ol ve bize her şeyi anlat. Görkem'le nasıl tanıştın, bu noktaya nasıl geldiniz. Her ayrıntı önemli."

İzel, derin bir nefes aldı ve başını sallayarak anlatmaya başladı: "Görkem'i zaten biliyorsun, sınıf arkadaşımdı. Başta her şey normaldi, arkadaşça konuşuyorduk. Ama zamanla... farklı bir hale büründü. Beni etkiledi, ona güvenmemi sağladı. Sonra... benden fotoğraflar istedi. Başta reddettim ama beni o kadar çok ikna etti ki sonunda gönderdim. Şimdi de bu fotoğraflarla beni tehdit ediyor."

Asil, İzel'in sözlerini dikkatle dinledikten sonra başını salladı. "Tamam, bu durumu halledeceğiz. Görkem'in yaptıkları yasadışı ve onu durduracağız ama senin desteğe ihtiyacın var ve biz buradayız."

İzel'in gözlerinde bir umut ışığı parladı. "Teşekkür ederim Sarp abi."

"Sana söz veriyorum İzel." dedi Asil, kararlı bir şekilde. "Bu durumun üstesinden geleceğiz ama bunun için bazı adımlar atmamız gerekecek."

Arda da destekleyici bir tavırla ekledi: "Evet, İzel. Biz senin yanındayız. Görkem'in sana zarar vermesine izin vermeyeceğiz."

İzel utanç içinde olduğu kadar minnetle bakıyordu hepimize. "Ailenin bilmesini istemiyorsun ama Görkem'i okuldan attığımda dedem bunu illah duyacak." dedi Asil.

Masanın üstünde duran keklerden birini alıp yemeye başladım. "Ben..." İzel sustu ve Arda'nın omzuma yaslandı. Arda İzel'in başını okşadı "Kuzen başka çaremiz yok." dedi.

Asil dönüp bana baktığında ağzımda olan keki yuttum. "Bence de." dedim Arda'ya onay vererek. Asil ise göz devirerek önüne döndü.

İzel ayağa kalkıp "Benim artık eve gitmem lazım." dedi. Gözlerini silerek bizlere bakındı. "Biz bizeyiz otur, sonra gidersin." dedim. İzel başını olumsuz anlamda sallayarak "Olmaz, ailem buna izin vermiyor. Sabah konuşuruz." dedi. Daha fazla ısrar etmek yerine Arda ile beraber İzel'i yolcu ettik. Geri dönüğümüzde yerlerimize geçtik.

Aklıma takılan ilk soruyu sordum: "Ailesi mi izin vermiyor? Zaten site içerisindeyiz."

Arda masada olan çubuk krakerden birer tane alıp yemeye başladı. "Ailesi biraz sıkı, evden okula okuldan eve geçmelerini istiyor. Halam diye demiyorum ama annesinin çok saçma kuralları var." dedi.

İç çekerek arkama yaslandım.

Baskıcı aileler bana hep hayal gibi geliyordu, gerçekten böyle ailelerin olduğunu görmek çok üzücü.

Arda ayağa kalktı "Neyse, yarın beraber geçeriz okula Sarp abi. Lütfen bensiz bir şey yapma." dedi. Asil başını olumlu anlamda salladı. "Tamamdır kuzen, haberleşiriz."

Arda evden çıktıktan sonra Asil ile baş başa kaldık. Asil gözlerini bile kırpmadan bir noktaya odaklanmış, bakıyordu. Sinirli olduğu belliydi ama bu sinirini kontrol altında tutmaya çalışıyordu.

"İyi misin?" Diye sordum.

Asil derin bir nefes alıp gözlerini bana çevirdi. "Kuzenimin benden yardım istediği konuya bak ya, böyle saçma bir iş mi olur?" dedi sinirle. Oturduğum yerden kalkıp yanına oturdum. "Bu tür sikimsolik asla tahammülüm yok Elis. İnsanların başkalarını manipüle edip tehdit etmesi beni gerçekten deli ediyor, hele ki bu benim yakınıma yapıldıysa! İzel'in yaşadığı durumu düşündükçe sinirlerim daha da bozuluyor."

Başımı sallayarak anladığımı belirttim. "İzel'in açısından bak olaya, onun için zor bir durum." dedim. Asil gözlerimin içine bakındı. "Zaten onun açısından baktığım için sinirimi ona yansıtmadım. Doğuduğudan beri tanıdığım kuzenimi ilk defa bu kadar utanırken görüyorum."

Asil iç çekti ve gözlerini tekrar uzaklara dikti. "O kıza ailesinin veremediği sevgiyi vermemiz lazımdı."

Asil'in elini tuttum ve bana bakmasını sağladım. "Bu durum senin veya sülalenin suçu değil, kimseyi suçlama." dedim. Asil bana inanmak istercesine bakarken gülümsedim.

Elimi sıktı ve gözlerinde minnetle karışık bir hüzün belirdi. "Eve geç istersen." dedi. Başımı olumsuz anlamda salladım. "Biraz daha yanında kalabilirim." Asil hafifçe sırıttı. "Barda mı sandın sen kendini?" dedi alaylı bir biçimde. Elini bıraktım. Göz devirerek ayağa kalktım. "Sana iyilik yaramıyor ya." dedim.

Önünden geçecekken beni elinden tuttu ve kendisine doğru çekti. Afallayarak kendimi serbest bıraktım. Kendime geldiğimde ise birer bacağına oturduğumu gördüm. "İyilik mi yapacaktın bana?" diye sordu erkeksi sesiyle.

Ayağa kalkmamam için boşta olan bacağıyla benim bacağıma bastırdı. Gözlerimin içine bakıyordu, yüzünde hafif bir tebessüm vardı. "Demin sinirli değil miydin ya sen?" diye sordum meraklı bir şekilde.

Asil gözlerini dudaklarıma indirdi. "Sen yanımda olunca sinirim hemen kayboluyor." dedi. Sesi daha da derinleşmişti, içinde bir sıcaklık vardı.

Kalbim hızla çarpmaya başladı. Onun bu kadar yakınında, bu kadar yakınında olmak... Beni tamamen etkisi altına almıştı. "Asil, ciddi olalım." dedim ama kendimi kontrol edemedim ve sesimin titremesine neden oldu.

Asil hafifçe gülümsedi. "Evet, ciddi olalım ama böyle durarak ciddi olamıyor muyuz?" Elini yüzüme yaklaştırdı ve parmaklarını hafifçe yanağıma dokundurdu.

"Böyle yaparak işimi daha da zorlaştırıyorsun." dedim, gözlerimi ondan ayırmadan.

"Asıl zor olan sensin Elis." dedi gözlerini tektaş yüzük gibi parlıyordu.

Bir an duraksadım. "Ben mi zorum?" diye sordum, Asil başını salladı. "Sen kendini dışarıdan görüyor musun acaba?"

Asil yüzüme doğru yakınlaştı. "Nasıl görüyorsun ki sen beni?"

Alt dudağımı yaladım, nefesimi tuttum ve başımı hızla çevirdim. Asil'in nefesini boynumda hissettim. "Ben aldım cevabımı." dedi pişkin bir biçimde.

Ayağa kalkmaya çalıştım ama Asil beni bırakmadı. Boynumda dudağını hissettiğim an hızla Asil'e döndüm. "Kene gibi ayrılamıyorsun boynumdan." dedim.

Asil gülerek "Belki de ayrılmak istemiyorum." dedi. Gözlerinde alaycı bir ışıltı vardı ama bu ışıltının altında bir ciddiyet de hissediliyordu.

Hızla ayağa kalkıp Asil'den uzaklaştım. "Uzaklaş be." dedim.

Kapıya doğru ilerledim ama Asil benden daha hızlı hareket ederek beni kapı ve kendisi arasına hapsetti. "Biraz daha dursan olmaz mı?" diye sordu, gözlerinde yalvaran bir bakışla.

Ona bakmak zorunda kalmıştım. "Asil..." diye mırıldandım. Asil boynuma doğru eğilirken kalbim hızla çarpıyordu ve ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Gözlerimi ondan kaçırdım ama vücudumun titrediğini hissedebiliyordum. "Neden bu kadar ısrarcısın?" diye sordum, sesim titreyerek.

Boynuma tekrar yöneldiğinde nefesini hissettim.

Aklıma sarışın kız geldiğinde "Yapma." dedim kısık sesle. Asil ise dediğimi duymamış gibi bana yakınlaşmaya devam etti. "Yapma!" Bu sefer bağırmıştım ve Asil'in geriye çekilmesine neden olmuştum.

Elimi kapı elçeğine götürdüm. "İyi geceler." dedim.

"İyi geceler." dedi soğuk bir ses tonuyla.

Evden çıkıp hızla kendi evime doğru ilerledim. Eve girdiğimde Şahin Bey ve İlkin Hanım'ın evde olduğunu gördüm. Yanlarına geçip "Selam, nasılsınız?" diye sordum. İlkin Hanım bana bakarak gülümsedi. "İyiyiz kızım, otursana bizimle." Başımı sallayarak İlkin Hanım'ın yanına oturdum.

"Tatlı yiyecektik, ister misin?" diye sordu Şahin Bey.

"Aslında ben açım." dediğimde ikisinin de gülmesi bir oldu, komik bir şey söylememiştim ki...

Şahin Bey çalışanlardan birini çağırdı. "Kruvasan ister misin?" O ne lan? Kesin etli bir şeydir. "Ben... Tost yesem olur mu?" Şahin Bey gülümsedi ve çalışan kadına tost yapmasını söyledi.

"Pazar günü köyle gitmek ister misin?" İlkin Hanım'ın sorusu üzerine gülümsedim. Zenginlerin köyü mü var? Halis Bey'in inek sağdığını düşündüm. Kendi düşünceme gülmemek için dudaklarımı içe doğru bastırdım.

"Aslında cumartesi gidecektik ve kalacaktık fakat Sarp arkadaşlarıyla eğlenecekti, siteyi yalnız bırakamayız."

Şahin Bey'e döndüm. "Siteye arkadaşlarını mı getirecek?" Şahin Bey başını onaylarcasına salladı. "Mini bir havuz partisi yapacak."

"Ne kadar güzel, hep beraber katılırız." dedim. İlkin Hanım "Sen istersen katıl ama biz partileri çok sevmiyoruz." dedi.

Partiye katılmayacaklarsa neden köye gitmiyorlar ki? "Yani şöyle; Seni yalnız bırakmak istemiyoruz bu nedenle cumartesi köye gitmiyoruz." dedi Şahin Bey.

"İzel ve Arda ne yapacak?"

"Arda tek başına kalacak, İzel ise cumartesi köye gidecekti." Başımı salladım ve konuşmaya başladım: "İsterseniz siz de köye gidebilirsiniz, ertesi gün de Arda ve Asil'le geliriz yanınıza."

İlkin Hanım ve Şahin Bey birbirlerine baktılar. "Benlik bir sorun yok." dedim.

İlkin Hanım elimi tuttu. "Tek başına korkmaz mısın?"

"Ben yetimhanede büyüdüm." dedim. "Ben hep yalnızdım."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.