İçeriğe geç

Jelibon

Bölüm 2 · 14 dk okuma

Jelibon

Bölüm 2

2. Bölüm

Şaşkınlıkla yüzüne bakındım.

Gözleriyle elini gösterdi, titreyen ellerimi sabit tutmaya çalışarak uzattığı eli sıktım. "Hoş buldum." dedim kısık sesle.

"Hepinizi burada görmek ne güzel." diye bir ses geldi. Sarp hızla elini çekti ve ayağa kalktı. Bana bakarak kaşlarını hafifçe yukarıya kaldırdı. Etrafa baktığımda herkesin ayağa kalktığını, yaşlı bir adamın geldiğini gördüm. Ayağa kalkıp yaşlı adama bakındım. Gülümseyerek baş koltuğa oturdu. Herkes birden oturunca tekrardan etrafa bakındım ve en son yerine oturan kişi oldum.

"Hoş geldin Elis."

Gülümseyerek bakındım. "Hoş buldum." dedim, artık bugün bu kelimeyi bir kere daha dersem bayılacağım (!)

"Ailemiz büyüdüğü için çok şanslıyım." dedi Halis Bey. "Bu özel günde, yeni bir torunum olduğu için kendimi yeniden doğmuş kadar şanslı hissediyorum. Elis'in gelişine özel bu mangal adına hepinize afiyet olsun."

Halis Bey yemeğine başladığında herkes başladı. Galiba önce Halis Bey sıçıyor, sonra biz sıçıyoruz.

Olayların anlık gelişen hızından dolayı hiçbir şey anlamadım. Bu çocuğun burada ne işi var?

Tabağımda olan bifteğe bakındım. Tabağın yanında olan üç farklı boyda kaşık, çatallar ve birer bıçak vardı. Kafamı kaldırmadan önümde olan Sarp'a bakındım. Sarp'ın elinde olan çatal ve bıçağa bakındım, aynılarını elime alarak bifteği kesmeye çalıştım.

Bifteği kesmeye çalışsam da bir türlü kesilmedi. Hay sikerim böyle işi! Sinirle tabağı yere atmak istesem de kendime hakim oldum. Bütün gücümü bıçağa vererek bifteği kesmeye devam ettim. En sonunda küçük bir dilim kestim ama gücümü alamadığım için kestiğim biftek Halis Bey'in tabağına doğru zıpladı. Şaşkınlıkla bakarken Halis Bey önce tabağına gelen fazlalık bifteğe sonrasında bana bakındı.

"Pardon." dedim kısık sesle, utançtan yerin dibine girmek üzereydim.

Halis Bey iç çekerek önüne döndüğünde tabağıma bakındım. Sarp tabağımı önümden alarak kendi tabağıyla değişti. "Öğrenirsin zamanla." dedi, bana karşı gülümseyerek tabağa bakındı.

Önümde olan küp küp kesilmiş bifteğe bakındım. Ekmek var mı diye etrafa bakındım ama ekmek bulamadım. Biftek alacak paraları var ama ekmek alacak paraları yok mu?

Çatalıma birer biftek batırıp ağzıma attım. Hay ay! Çiğ lan bunun içi! Gözlerimi kapatıp yavaşça çiğnemeye devam ettim. Zorlukla yutkunduktan sonra gözlerimi açtım. Karşımda olan Sarp gülümseyerek bana bakıyordu.

Çatalına batırdığı bifteği ağzına atıp bana bakarak çiğnemeye başladı. Gözlerimi tabağıma indirdim. Bu çiğ bifteği yemek zorunda mıyım ya?

Halis Bey bana baktığı an hafifçe gülümsedim. "Beğendin mi torunum?" diye sordu. Gözlerim anlık bir şekilde Sarp'ın ağzını kapatarak gülmesini gizlemeye çalışmasına kaydı. Halis Bey'e döndüm ve "Çok güzel, sadece yanına ekmek alabilir miyim?" diye sordum.

Sarp gülümsemesini gizlese de sorduğum soru üzerine daha fazla gizleyemedi ve gülmeye başladı. Hızla masanın altından bacağına vurdum. Sarp hızla gülmeyi kestiğinde Halis Bey'e döndüm. Halis Bey çalışanlardan birine ekmek getirmesini söylediğinde gülümseyerek teşekkür ettim.

Çalışan birer kadın bana minik ekmeklerden üç tane getirdi. Galiba tam ekmek alacak paraları da yok, yazık...

Ekmekten bir parça alıp bifteği yemeye devam ettim. Biftekle karnımı doyurmuştum ki, tamamen doymuştum. Tam masadan kalkacağımızı düşündüğüm an tatlı geldi. Sarp gözleriyle bana tatlıyı gösterdi. Kimse bana tatlı yiyeceğimizi söylemedi. Demek ki bu nedenle ekmek yemiyorlarmış, karınlarında tatlıya yer bırakıyorlarmış.

Tatlıyı yerken yarısında durup pantolonumun düğmesini açmayı düşünsem de kendimi tuttum. Ulan Elis, zenginlerin ortasında bir de geğir istersen.

Yemek fası tamamen bittikten sonra Halis Bey masadan kalktı. Çalışanlardan birine lavabonun yerini sordum, lavaboya doğru ilerledim. Ellerimi yıkamaya gittim ama benden başka kimse elini yıkamadı. Ah bu zenginler...

Lavabodan çıktıktan sonra koridorda ilerlemeye başladım. Merdivene geldiğimde alt kattan birer ses duydum. "Yeni torununu neden hemen yanına oturttu ki?" diye sordu bir kız, Halis Bey'in en küçük çocuğu olan Suzan Hanım'ın kızının sesine benziyordu. "Ben bir kere bile oturmadım oraya." Bu sefer kesin emin oldum Suzan Hanım'ın kızı, İzel'in sesi.

"Siktir et, ilk gün diyedir. Benim takıldığım tek nokta Sarp abi neden tabağını kıza verdi?" Bu sesin kimden geldiğini ayırt edemedim. "Sarp zaten kıza bakıp gülümsedi, sürekli." dedi İzel.

İçimde bir karmaşa çıkarken merdivenden aşağıya indim. İzel ve Arda'yı gördüm. Bana baktılar, İzel gözleriyle beni süzdü. "Ne haber yeni kuzen?" diye sordu Arda alaylı bir tavırla. "İyi." dedim kısa ve öz bir biçimde.

"Kaç yaşındaydın?" diye sordu İzel.

"On yedi."

İzel dudağının sağ tarafını kıvırdı. "Harika, bizim okula yazdırırlar seni." Bana üsten bir şekilde bakıyordu. İlk günden kimseyle kavga edecek halim yok ya? "Umarım öyle olur, aile bağımızın kuvvetlenmesi hoş olur." dedim gözlerine bakarak, Arda'ya dönerek onun gibi alayla konuştum: "Senden ne haber yeni kuzen?"

Arda bana bakarak güldü. "İyi anlaşacağız biz seninle." Gülümsemesine karşılık verdim. "Öyle gözüküyor." dedim.

Arkamdan gelen öksürme sesi üzerine arkama döndüm. Sarp gelmiş bize bakıyordu. "İzel ve Arda, siz içeriye geçsenize. Benim Elis ile konuşacaklarım var." İzel kollarını göğsünün altında birbirine bağladı. "Ne konuşacaksın Sarp abi?"

Sarp gözlerini İzel'e döndürdüğü an İzel kollarını indirdi ve kafasını hafifçe eğdi. "Bunun hesabını size verecek değilim." dedi keskin çıkan sesiyle. Arda İzel'in kolundan tutu ve beraber bahçeye doğru ilerlediler. İkisi yanımızdan ayrıldıklarında Sarp önüme geçip bana bakındı. Gözlerini boynuma indirdiğinde saçlarımı önüme alarak boynumu kapattım.

"Korkma yemem."

"Belli olmaz, ısırabilirsin."

Sarp gülerek eliyle gideceğim yere doğru yön verdi. Derin bir nefes alıp verdim, elinin gösterdiği yere doğru yürüdüm. Birer odaya girdimde arkamdan gelerek kapıyı kapattı. Sarp'a dönüp baktım, "Ne konuşacaksın?" diye sordum.

"Dünkü gece, mekan, olay... Aramızda kalacak, sonsuza kadar."

Aklıma sarışın kız geldi, tüylerim diken diken oldu. "O kıza ne oldu?" Sarp gözlerimin içine bakındı. "Ne olması lazımdı?" Kızı öldürdük mü demek istemişti?

Bana o gece 'Elis' demişti, benim kim olduğumu biliyordu. Belki de bu aileye geleceğimi de biliyordu, bilerek mi yanıma gelmişti? "Neden bana yakınlaştın?" Sarp kısık sesle gülmeye başladı.

Gülüşü solduğu an "Sana 'Yapma.' dedim, değil mi? Beni kışkırtan sendin." dedi.

"Ben senin sonradan kuzenim olacağını nereden bilebilirdim?"

Üzerime doğru bir adım attı. "Tek sorun şuan kuzen olmamız mı? Yani kuzenin olmayan herke-" Cümlesini tamamlamaya izin vermeden tokat attım. "Sarhoştum, mantıklı karar veremiyordum." dedim hırçın çıkan sesimle.

Sarp bana döndü, kafasını önce sağ sonra sol tarafa eğdi ve ses çıkmasına neden oldu. "Dün gece, dünde kaldı. Bu konu hakkında bir daha konuşmayacağız." dedi gözlerimin içine bakarak. Bileğimde olan tokayı elime aldım ve saçımı topladım. "Meraklıydım sanki." dedim alaylı bir şekilde.

Sarp boynuma bakarak "Belli oluyor." dedi. Kulağıma doğru eğilerek "Çığlığın hâlâ kulağımda." diye fısıldadı.

Ne zaman tuttuğumu bilmediğim nefesimi bıraktım. Sarp'a doğru başımı çevirdim, boynuma bakıyordu. Benden yavaşça uzaklaştı, gözlerim dudaklarına kaymıştı.

Kendime gelmek için gözlerimi hızla kapatıp açtım. "Bulaşma bana, zaten üstünde kıyafet olunca tanınması zor biri oluyorsun." dedim. Saçımdaki tokayı çıkarıp saçlarımı özgür bıraktım. Tokamı Sarp'ın eline verip odadan ayrıldım.

Bahçeye çıktığımda herkesin havuz başında oturduğunu gördüm. Annem olacak kadının yanına geçip oturdum. "Elis, kaç yaşındasın?" diye sordu İzel'in annesi olan Suzan Hanım. Galiba anne kız bu soruyu sormadan duramıyor. "On yedi."

"Derslerin nasıl?" diye sordu Züleyha Hanım, Anıl'ın annesi olması lazımdı. Gülümseyerek "Okuduğum okulda, okul birincisiyim." dedim. İzel mırıldanarak "Galiba okulunun ortalaması elli falan." dedi. İzel'e dönüp "Anlamadım, ne söyledin?" diye sordum sesli biçimde.

İzel "Bir şey demedim." diyerek önüne döndü.

Sarp yanımıza geldiğinde Halis Bey'in yanına oturdu. Üstündeki ceketi çıkarmıştı Halis Bey Sarp'a dönüp gülümsedi. "Asil, oğlum. Bu gece burada kalsana." dedi, ikinci ismiyle mi sesleniyor? "Dedem, kalmak çok isterdim ama akşam çalışmam lazım."

Halis Bey iç çekerek "Dün gece de kalmaya gelmedin, 'Önemli bir işim var.' dedin. Sahi, önemli işin neydi senin?" diye sordu. Sarp bana baktığı an hafifçe gülümsedim. "Arkadaşımla işim vardı." Sarp başını hafifçe eğdi.

Halis Bey bana baktı. "Yarın seni okula yazdıralım, derslerinden geri kalma. Ayrıca deneme sınavına da gir." Gözlerini Sarp'a doğru çevirdi. "Okula sen bırak çocukları, deneme işini de unutma."

Ne denemesi bu? Annem olacak kadına bakındım. "Soykan Lisesi'nde okula girmek için hem para hem de deneme sonucu veriliyor. Deneme sonucu kötü gelen kişilerin aileleri ne kadar para verse de okula alınmıyor." Harika ya, bir de deneme gibi saçma bir iş çıktı.

"Denemeyi geçemezsen okulun sahibi olman hiçbir işe yaramıyor yeni kuzen." dedi Arda, başımı onaylarcasına salladım. "Bir sene kendi okuluma giremedim bu deneme yüzünden."

"Çalışsaydın ya oğlum." dedi Sarp. "Ayrıca sanki seni kendi okuluna sokmadık. Sadece diğer okulumuza yolladık o kadar."

Aile içinde dönen sohbetten sonra herkes evine gitmek için evden ayrıldı. Evin içine girecekken İlkin Hanım'a bakındım. "Biraz gezi yerinde gezebilir miyim? Yarım saat olmadan evde olurum." dedim, bana karşı gülümsedi. "Sen ne zaman istersen, o zaman eve gel güzel kızım." Teşekkür ederek gezi yoluna doğru ilerledim.

Gezi yolunda ilerlerken arkamdan "Tek mi kalmak istersin?" diye bir ses duydum. Arkama döndüğümde Arda olduğunu gördüm. "Hayır, gel." Arda hızlı adımlarla yanıma geldi. "Neden eve girmedin?" diye sordu.

"Sen neden eve girmedin?" diyerek sorusunu geri ona yöneltim.

Arda gülümseyerek yola baktı. Bana cevap vermek yerine sessizce yürümeyi tercih etti. Yürürken gezi yolunun yanında olan sandalyelerden birine oturdu, yanında duran sandalyeyi çekip oturdum. "Sarp abiyi tanıyor musun?" Arda'ya bakındım. "Yani bizimle yıllardır samimiyet kurmayan Sarp abinin seninle ilk günden samimi olması çok tuhaf." diye cümlesine devam etti.

"Neden sizinle samimiyet kurmadı ki?" Arda bana baktı, gözlerinde şüphe vardı. Pot kırmamak adına "Bana iyi davrandı, sizinle de samimi sanmıştım." dedim.

"Sarp Asil Özgün." İç çekerek önüne döndü. "Soyadı bizimle aynı olmasa da koca mirasın tek sahibi o olacak." Soyadının aynı olmamasının nedeni ailesinden Soykan soyadına sahip olan kişi annesi. Yani Sarp annesinin kızlık soyadını kullanacak değil ya?

Arda bacaklarını aralamış dirseklerini dizlerinin üstüne koymuştu. Arda Sarp'ı kıskanıyor olabilir mi? "Bu duruma sinirli misin?" diye sordum. Arda başını bana doğru çevirdi. "Soykan soyadını taşıyan iki torun var." Oturuşunu düzeltti. "Sen ve ben."

Kıskanıyordu, fazlasıyla.

"Ben yeniyim yani..." Duraksadım. "Miras peşinde değilim, ailem olsun yeterli."

Gülümseyerek gözlerimin içine bakındı. "Doğru, özür dilerim kuzen. Bir an neye önem verebileceğini düşünemedim."

"Sorun yok." dememle yoldan "Siz bu saatte, burada ne yapıyorsunuz?" diye ses geldi. Kafamı yola doğru çevirdim. Sarp bize doğru geliyordu. Arda bana bakarak "Sonra görüşürüz." dedi, ayağa kalktı.

Arda hızla Sarp'ın yanından geçti, Sarp ise Arda'ya bakındı sonrasında Arda'nın kalktığı sandalyeye oturdu. "Sarhoş değilsin dimi?" dedi imalı bir biçimde. "Neyse zaten sarhoş olsan karın kasımda ellerin olurdu."

Yalandan gülerek ayağa kalktım. "Bu komikliğinle seni yalnız bırakıyorum." Önünden geçecekken ayağa kalkıp elimden tutu. Beni kendisine çektiğinde gözlerine bakındım. Bana jelibon uzattığında bileğinde olan benim tokamı gördüm.

Jelibonu elinden aldım, ambalajını açıp Sarp'a uzattım. "Ben hiç yemedim." dedi. "O zaman neden yanında jelibon taşıyorsun?" Elime birkaç jelibon alıp ağzıma attım.

"Sana vermek için."

Gülerek önüme döndüm. Yavaşça yürümeye başladım. Sarp yanımda yürürken beni izledi. Jelibon bittikten sonra boş olan ambalajını Sarp'a verdim. "Çöpe atarsın." Sarp bana bomboş bir bakışla baktı.

Bir adım daha atmamla ayağımın acısı yüzünden inledim. Olduğum yerde durup ayağıma doğru eğildim. "Ne oldu ayağına?" Sarp'a bakındım. Bir şey demeden hızla ayağıma doğru döndüm. "Camdan atladığın için oldu dimi?" Sorusunu duymazlıktan gelerek gözlerimi sıkıca yumdum.

Ayaklarım yerden kesildiği an gözlerimi açıp etrafa bakındım. Sarp beni kucağına almıştı. "Ne yapıyorsun be?" Dite sitem ettim hızla. "Ne yapayım be?" dedi, bilerek 'be' kelimesini vurgulamıştı. Yürümeye başladığı an boynuna sarıldım. "Bir gören olacak." dedim. "Bu halimizi görmesi çok masum, dünkünün yanında."

Omzuna vurdum. "Hani konuşmuyorduk? On lafından dokuzu dün gece."

Kahkaha atıp adımlarını hızlandırdı. "Aklımdan çıkmıyorsan..." dedi kısık bir sesle. Boş ve diğer villalardan uzak olan villaya geçtik. Salona geçince birer koltuğun üstündeki beyaz örtüyü kaldırdı. Beni koltuğa bıraktığında Sarp'a bakındım. Sarp yanımdan ayrılıp dolaplardan birini açtı. İlk yardım çantasını alıp yanıma geldi. "Doktor mu olmaya karar verdin?" Sarp gülerek yanıma geldi. Ayakkabımı ve çorabımı çıkarıp bakındı. "Morarmış, neden hastaneye gitmedin?" dedi yüzüme bakarak.

Ayağıma sargı bezini sarmaya başladı. "Bu ayağının düz durmasına neden olur, yarın okul çıkışı hastaneye gideriz." Kafamı onaylarcasına salladım. "Biraz uzan sonrasında eve geçersin."

Koltuğa oturup bana bakındı.

Gözlerimi kaçırdım.

"Ailenle vakit geçirdin mi?" Sorusu üzerine gözlerine bakındım. "Hayır." Kaşlarını çattı. "Neden?" diye sordu.

Başımı eğdim, baş parmağımın tırnağıyla oynamaya başladım. "Bir şey mi dediler?" diye sordu, alt dudağımı ısırdım. "Hayır sadece..." Derin bir nefes verdim. "Sadece korkuyorum." diye mırıldandım.

"Neyden korkuyorsun?"

Başımı kaldırıp gözlerine bakındım. "Beni istememelerinden, tekrar yetimhaneye dönmekten, ailemin olmamasından..." dedim, titreyen sesimle.

Sarp "Saçmalama, bu işler çocuk oyuncağı mı?" diye konuştu.

"Bilmiyorum, ben sadece ailem olmasını istiyorum."

"Sude, sence ailem kaç kişidir?" diye sordum, elime birer çekirdek alıp çitlemeye devam ettim. "Seni bilmiyorum ama benim ailem bir kişi." Gözleri bana bakarken sıkıca sarıldım.

"Benim de ailem sensin." dedim.

Sude yanağımı öperek geriye çekildiğinde elimdeki çekirdeği masaya koydum.

Yoldan geçen kişilere bakındım. Birer çocuk annesinin elini sıkıca tutuyordu.

Sude'ye bakındım. "En büyük hayalin ne?" diye sordum.

Sude düşünceli bir biçimde arkasına yaslandı. "Galiba yok, senin var mı?"

"Mutlu bir aile, mutlu bir iş." dedim tek nefeste.

"Mutlu bir aile." dedim kısık sesle. "Bir de Sude." Sarp gözlerimin içine bakındı. "Sude kim?" diye sordu. "Ailem olarak gördüğüm tek kişi."

Dolu olan gözlerle ayağa kalktım. "Şimdi eve gitsem iyi olacak." Sarp bana bakındı ama hiçbir şey demedi. Kendi evime doğru geçtim, Sarp beni evime kadar bırakmıştı. Zile basacakken arkamdan "Korkma, herkes seni çok seviyor." diye bir ses geldi Sarp'tan.

Zile bastım, çok bir saniye geçmeden kapı açıldı ve içeriye girdim. Salona doğru yürüdüm, Şahin Bey ve İlkin Hanım'ı görünce gülümsedim. Yanlarına geçtim. Baş parmağımın tırnağıyla uğraşmaya başladım stresten. "Hoş geldin kızım, gezdin mi?" diye sordu İlkin Hanım.

"Evet, alışmaya çalıştım."

İkisi otururken ayakta durmaya devam ettim. "Otursana." dedi Şahin Bey. "Ben odama çıkıp deneme için çalışsam olur mu?" İkisi de birbirine bakındı, ardından bana döndüler. Şahin Bey kafasını onaylarcasına salladıktan sonra odama doğru çıktım.

Odama çıktığımda ilk iş üstümü değiştim. Yatağa uzanıp ayağımdaki sargı bezine bakındım. Aklıma gelen o sarışın kız yüzünden gözlerimi sıkıca yumdum. Ölmüş müydü acaba? Öldürüp gömdüler, şimdi ise nasıl bu kadar rahat davranıyor olabilirler?

Kafamı dağıtmak için gerçekten denemeye çalışmaya başladım. Denemede ne sorabilirlerdi ki? Kendi dönemimin ders konuları! Tableti elime alıp ders çalışmaya başladım.

Ertesi Gün

Okul kıyafeti bok renginde olmaz mı? Yeşil okul kıyafeti mi olur? Bana verilen yeşil etekli, beyaz gömlekli olan okul kıyafetini giyindim. Saçlarımı örgü yapmaya çalışsam da işe yaramadı. Ayna karşısında yaklaşık yarım saat boşuna oyalandım.

Kapımın açılmasıyla ayna karşısından uzaklaştım. "Hazır mısın?" diye sordu İlkin Hanım. Elime tarağımı aldım ve örmeye çalışırken elektriklendirdiğim saçlarımı taramaya başladım. "Hazır olmak üzereyim." dedim.

İlkin Hanım yanıma gelip "Örmeye mi çalıştın?" diye sordu, başımı onaylarcasına salladım. "Tamam o zaman, ben yapabilir miyim?"

Elimde olan bebek tokalarını ve tarağı uzattım. İlkin Hanım saçımı örmeye başladığında aynadan ona bakındım. Gözlerim dolmaya başladı. Sude de saçımı örüyordu ama hiç bu duyguyu yaşamamıştım. Tarif edilemeyecek kadar özel bir duygu...

Saçımı ikili balıksırtı örmüştü. Uçlarında ise büyük bir kısım bırakmıştı. Aynadan bana baktığında gözümden bir yaş geldi. "Canını mı yaktım?" diye sordu panikle. İlkin Hanım'a doğru döndüm. "Hayır, sadece biraz duygulandım." İlkin Hanım sıkıca bana sarıldı.

"Ne zaman istersen saçlarını örerim kızım."

Gözümden gelen yaş üzerine hızla geriye çekildim. Yanaklarımda olan ıslaklığı sildim. "Biraz daha sarılırsak ben okula geç kalacağım." dedim, İlkin Hanım yanağıma elini koyup yaşımı sildi. "Tamam bir tanem." dedi sevgi dolu sesiyle.

Odadan beraber çıktık ve alt kata yemek masasının yanına indik. Şahin Bey baş sandalyeye oturmuştu, İlkin Hanım diğer baş sandalyeye oturunca rastgele bir sandalyeye geçtim. Masanın üzerinde tost, sigara böreği vs. vardı.

"Ders çalışabildin mi?" diye sordu Şahin Bey. Elime bardağımı aldım, taze sıkılmış portakal suyundan bir yudum aldım. "Evet." diye cevap verdim.

Kahvaltıda sessizlik başladı, herkes kendi tabağına odaklandı.

Kahvaltı bittikten sonra İlkin Hanım'la vedalaştım. Şahin Bey'le ise beraber dışarıya çıktık. "Denemeden geçeceğine eminim, zaten optik sayesinde hızla sonucuna bakıyorlar." dedi. İç çekerek gülümsedim. Beraber sitenin çıkışına doğru yürüdük. "Biraz heyecanlıyım." dedim, Şahin Bey elini sırtıma koyup sıvazladı. "Halledersin." dedi güven dolu sesiyle.

Sitenin çıkışına geldiğimizde çoğu kişi buradaydı. Şahin Bey arabasına doğru geçti. Ben ortada kaldığımda Sarp kornaya bastı, ona döndüm. Arda, İzel, Bersu ve Sarp bir arabadaydı. Sadece ön koltuk boştaydı, bu nedenle ön koltuğa geçtim.

"Önce prensesimizi okula bırakalım." dedi Sarp Bersu'ya bakarak. Bersu gülümseyerek "Oluur!" diye bağırdı.

Sarp arabayı sürerken "Şarkı yok mu?" diye sordun. İzel kendinden emin bir biçimde "Sarp abi arabada şarkı dinlemeyi sevmiyor." dedi. Sarp'a baktığımda "Artık sever." diyerek elimi dijital radyoya götürdüm. Önüme gelen ilk şarkıyı açıp arkama yaslandım.

Bersu'yu ilkokula bıraktıktan sonra meşhur olan liseye doğru yola çıktık. Liseye geldiğimizde arabadan indim. Sarp gidecekti ki İzel "Sarp abi bekle istersen, Elis denemeyi geçemezse eve dönmek için bizi beklemesin." dedi. Bu kızın benimle derdi ne?

Sarp İzel'in gözlerinin içine bakındı. "Elis denemeyi geçecek ve sadece onu almaya okul çıkışı buraya geleceğim." dedi. İzel'e söz hakkı vermeden arabasının gazına basıp hızla yanımızdan uzaklaştı.

İzel hızla yanımızdan uzaklaştığında Arda yanıma geldi, "Müdürün odasını göstereyim sana." dedi. Arda ile beraber müdürün odasına doğru geçtik. Odaya girdiğimizde müdür bize bakındı. "Hoş geldiniz, deneme sınavı alt kattaki sınıfta olacak." Tekrar bilgisayarına döndüğünde göz devirdim.

Arda ile beraber odadan çıktık ve alt kata indik. "Hangi sınıf?" diye sordum. Arda bir şey demeden ilerlediğinde onu takip ettim. Birer sınıfa girdiğimde içeride tekli sıralar olduğunu gördüm. Arda "Bol şans." diyerek sınıftan çıktığında etrafa bakındım.

Sınıfta yalnız kalmıştım.

Sınıfa giren birer kadın elindeki kağıtları masaya koydu. "İki saatin var Elis." dedi.

Denemeye bakarken iç çekindim ve çözmeye başladım. Geçen dakikalarda stresten elimin içi terliyordu. Alt dudağımı yaladım ve soruları çözmeye devam ettim. Sorular bittikten sonra düzgün bir biçimde optiğe işaretledim.

"Bitti." diyerek ayağa kalktım, sanki annesine tuvaletinin bittiğini söyleyen çocuk gibiydim. "Daha yarım saatin var, kontrol et istersen." dedi, kafamı olumsuz anlamda sallarım ve öğretmen masasına kağıtları koydum.

Kadın eline telefonu alıp optiğe doğru telefon kamerasını tuttu. Yüzüne alaylı bir gülümseme yerleşti. Telefonu kenara koyup bana bakındı.

"Bu puanla seni okula alamayız."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.