İçeriğe geç

Jaragua

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Jaragua

Bölüm 6

Gök gürültüsü

"İç artık şunu!"

"Ellerimi çözseydin sen yedirmek zorunda kalma-" konuşurken ağzıma çorba dolu kaşığı itti ve içmek zorunda kaldım. Yaklaşık dört gündür buradaydım ve hiç kimseyle konuşmamıştım. Bir hafta uzaklaştırmam vardı ve bu bir hafta üç gün içinde sonlanacaktı. Bana ulaşamayan arkadaşlarım ve hocam beni arayıp bulmak için yerin altına bile bakarlardı ve o zaman ben burdan kurtulmuş olurdum. Sadece üç gün.

Vipera bana bu günlerde çok iyi bakıyordu. İlk gün beni bayıltana kadar dövmüş olsada sonradan buna pişman olmuş gibiydi. Neden diye sorduğumda ise ya cevap vermiyordu ya da 'seni biraz daha döversem öleceksin. Hemen ölmeni istemem.' cevabını veriyordu.

İlk kez sessizliği bölen telefon zili oldu. Viperanın telefonu çalıyordu. Bir bana bir telefona bakıyor bir karar vermeye çalışıyordu ama çok bekletmeden telefonu açtı. O hiç konuşmadı ama telefondaki kişi konuştu. Sadece bir kafede buluşmaları gerektiğini duymuştum. Vipera onaylayıp telefonu kapattı.

"Gidecek misin?" Üzülüyormuş gibi çıkan sesime küfürler yağdırdım.

"Kaçmak için gitmemi beklemiyor musun zaten?" Bu şekilde kaçabileceksem gitmesini isterdim tabii ki. Ama yağmur yağmaya ve gök gürlemeye devam ederken böyle bir yerde tek kalmak kulağa pek hoş gelmiyordu. Yağmurlu havalarda Ethan ve Oliverın yanında kalıyordum. Bu kış ve bahar aylarında her gün hava durumunu kontrol ediyordum.

"Tabii ki bekliyorum. Sonuçta kim senin gibi birinin yanında durmak ister ki?" Gözleri beni anlamak ister gibi kısıldı. Biraz daha öyle baksa içime girip neler düşündüğümü anlayacağını sandım.

"Nasıl biriyim ki ben?" Bilmişlik tavrını takınmış ellerini pantolonunun cebine yerleştirmişti.

"Böyle işte..." Bir doksan boyu olan, pantolonun en çok yakıştığı erkek, sesi kalın ve cezbedici-bazen uyutucu etkisi veriyor- gözlerin fazla ürkütücü ama bu benim hoşuma gidiyor, gömlek giydiğin zaman kaslarından düğmelerinin fırlayacağını düşündüğüm ve gözlerimi gözlerinden ayırmadığım bir adam.

"Nasıl?"

"Kötü kalpli, huysuz, kibirli, her dediğinin yapılmasını isteyen," bileklerimdeki kelepçeleri salladım ve devam ettim.

"İnsanları, ya da kadınları bu şekilde bağlayıp üzerlerinde bir şeyler yapman." Son cünlemi ben bile yanlış anlamışken onun kısılan gözleriyle bana yaklaşması istediğim son şeydi. Zaten yatıyor bir işe yaramıyordum. Tuvalete bile beraber gidiyor bu süreçte kapımda bekliyor, ben çıkar çıkmaz nasıl yaptığını anlamadığım bir hızda beni şekilden şekile sokuyor ve neredeyse on saniyede beni geri zincirliyordu.

"Kadınların üzerinde bir şeyler uygulamak?" Dudağının bir kısmını yukarı kaldırıp sinsice gülümsedi.

"Sana neler uyguladım ki böyle bir şey söyleyebiliyorsun?"

"M-mesela..." Hiç bir şey yapmamıştı.

"Evet?" Yüzüme yaklaşmaya başladığında kafa atabilecek hizaya gelince başımı kaldırıp burnuna geçirdim. O hızlıydı ama bende yavaş değildim. Uzaklaştığında canı yanmışa benzemiyordu. Aksine gülüyor, burnundan eline bulaşmış kana bakıyor ve tekrar gülüyordu. Gerçekten deli.

"Güzel hareket."

"Gitmeyecek misin sen?!" Şuan da gitmesini istiyordum. Kaçmaya çalışmayacaktım. Zaten vücudumdaki ağrılar geçmemişti ve hava karanlıktı. O gittikten sonra hemen uyumam gerekiyordu ve benim şimşek seslerini duymamam gerekiyordu.

"Gideceğim."

"Bekletme o zaman. Ne kadar hızlı gidersen o kadar iyi."

"Aynen öyle."

"E hadi git." Bir süre beni izledi. Sonra arkasındaki dolaptan bir ceket alıp üzerine geçirdi.

"Geç kalmam."

"Tamam." Sanki kavga etmiş evli çiftler gibiydik. Kapıdan çıkar çıkmaz gözlerimi kapattım. Duyulan tek ses cama çarpan yağmur sesleriydi. İçimden gök gürlemesin diye dualar ediyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.