Vipera'nın Gözünden
Oturduğum kapı eşiğinde başımı yaslayıp gözlerimi kapamış bir şekilde duruyordum. Onu bu şekilde bırakmam doğru değildi. Bana belli etmemeye çalışsada her gök gürlediğinde gözleri saniyelik olarak kapanıyor ve geri açılıyordu. Yanında kalmam gerektiğini biliyordum çünkü bende yanımda olsun istiyordum.
Kendimi ona yakın hissediyordum. Bana benziyordu. Gözlerinde gördüğüm duygular aynanın karşısına geçtiğim zaman benim gözlerimin içinde de belli oluyordu. Ama onun bunu gördüğünü sanmıyordum. Onu çok üzmüşlerdi. Ne yaşadığını bilmiyordu ama gözlerinde en yoğun olan duygu hüzündü.
Onu ilk gördüğünde sinirlenmiştim. Kendi avımı başka bir avcıya kaptırmam, ve bu avcının bir kadın olması beni sinirlendirmişti. Onun yaptığını yapamazmıydım ben? Yapardım. Hemde daha iyisini yapardım. Ama onu o şekilde ilgiyle yaparken görünce sanki yapamazmış gibi gelmişti. Sanki en iyi o yapıyor ben onun yanında küçük kalıyormuş gibi hissettim kendimi.
"Ne diye gittiyse artık!" İçeride Eva nın kendi kendine konuşmasını duyunca gülümsedim. Hayallerindeki kızı bulmuştum ve onu bırakmak istemiyordum. İçinden bir ses doğru yolda olduğumu söylesede bir diğer ses onun yaptığı şeylerin ucunun bana dayandığını ve yaptığı yanlışın bizi birbirimizden koparacağını söylüyordu.
Gök gürültüsü şiddetli bir şekilde kendini belli ettiğinde yerimde kıpırdandım. İçeri girip ona bakma isteğiyle dolup taştım. Onu merak ediyordum.
"Sakin ol Eva. Sadece bir ses..." kendisini teselli ederken sesi titredi. Korkuyordu. Onun duymayacağı şekilde fısıldadım.
"Uyu Eva. Uyu ki yanına geleyim."