İçeriğe geç

JADE DROGOMIR

Bölüm 7 · 4 dk okuma

JADE DROGOMIR

Bölüm 7

YAĞMUR VE GÜNEŞ 7

BÖLÜM 7

YAĞMUR VE GÜNEŞ

Jade o gece uzun süre uyuyamadı.

Liz’in odasının önünde hissettiği o tuhaf enerji hâlâ içini kemiriyordu. Koridor sessizdi. Saray sessizdi. Ama Jade’in zihni sessiz değildi.

Yatağında sırtüstü uzanırken tavana bakıyordu.

Son zamanlarda her şey değişiyordu.

Eskiden yalnızca bazı görüntüler görürdü.

Şimdi ise insanların düşünceleri daha net duyulmaya başlamıştı.

Bazen koridorlardan geçerken hizmetkârların aklından geçenleri duyuyordu.

Bazen muhafızların korkularını hissediyordu.

Bazen de hiç istemediği halde insanların geçmişlerinden parçalar görüyordu.

Ve bunların hepsi her geçen gün güçleniyordu.

Küçük kız sonunda gözlerini kapattı.

Fakat uykuya dalmadan önce annesini düşündü.

Valeria Rosewood.

Onu hiç tanımamıştı.

Sesini bilmiyordu.

Gülüşünü bilmiyordu.

Kokusunu bilmiyordu.

Ama yine de özlüyordu.

Belki de insanın hiç tanımadığı birini özlemesi mümkündü.

Çünkü annesinin yokluğu hayatı boyunca yanında olmuştu.

O düşünceyle gözleri doldu.

Pencerenin dışında yıldızlar kaybolmaya başladı.

Gökyüzünde gri bulutlar oluşuyordu.

Rüzgâr yükseldi.

Ve birkaç dakika sonra yağmur başladı.

Ertesi sabah bütün saray yağmurun sesine uyandı.

Hizmetçiler koridorlarda ilerlerken pencerelerden dışarı baktılar.

Muhafızlar kulelerde gökyüzünü izliyordu.

Kimse bunun tesadüf olmadığını düşünmüyordu.

Çünkü sarayda yaşayan herkes aynı şeyi biliyordu.

Prenses üzgündü.

Bu yüzden yağmur yağıyordu.

Jade kahvaltı salonuna indiğinde Victor çoktan masaya oturmuştu.

Liz de her zamanki yerindeydi.

Victor kızını görünce gülümsedi.

“Günaydın küçük yıldız.”

Jade de gülümsemeye çalıştı.

Ama başaramadı.

Victor bunu fark etti.

“Kötü bir gece mi geçirdin?”

Jade başını salladı.

“Biraz.”

Victor başka bir şey sormadı.

Çünkü kızının bazı şeyleri anlatmaya hazır olmadığını biliyordu.

Fakat Liz dikkatle Jade’i izliyordu.

Küçük kızın gözlerinin altında hafif morluklar oluşmuştu.

Ve gözlerinin derinliklerinde giderek büyüyen bir güç vardı.

Liz bunu görebiliyordu.

Bu durum hoşuna gitmiyordu.

Öğle vakti Victor krallığın batı sınırındaki bir toplantı için saraydan ayrıldı.

Bu sıradan bir olaydı.

Kral sık sık başka bölgelere giderdi.

Ama Victor sarayda olmadığı zamanlarda Jade’in farklı bir alışkanlığı vardı.

Büyük yemek salonunda yalnız oturmayı sevmezdi.

Bu yüzden mutfağa giderdi.

Ve hizmetkârlarla birlikte yemek yerdi.

Bugün de öyle yaptı.

Mutfağa girdiğinde çalışanlar onu görünce gülümsediler.

“Prenses Jade!”

“Hoş geldiniz.”

“Bugün bizimle mi yiyeceksiniz?”

Jade’in yüzünde ilk kez gerçek bir gülümseme oluştu.

“Eğer izin verirseniz.”

Mutfağın baş aşçısı Vilma kahkaha attı.

“Bu mutfakta size izin verecek kimse yok prensesim.”

Herkes güldü.

Jade de güldü.

Ve o an bir şey oldu.

Bulutların arasından güneş çıktı.

Mutfağın yüksek pencerelerinden içeri altın ışıklar doldu.

Hizmetkârlar birbirlerine baktı.

Sonra tekrar Jade’e.

Kimse bir şey söylemedi.

Ama hepsi sebebini biliyordu.

Prenses mutlu olmuştu.

Bu yüzden güneş açmıştı.

Jade büyük masaya oturdu.

Etrafında hizmetkârlar vardı.

Aşçılar…

Temizlik görevlileri…

Bahçıvanlar…

Hepsi onunla sohbet ediyordu.

Çünkü Jade farklıydı.

Bir prenses gibi davranmıyordu.

Kendini herkesten üstün görmüyordu.

Bu yüzden saraydaki çalışanlar onu seviyordu.

Yemek sırasında yaşlı bir hizmetkâr kadın ekmek uzatırken eli yanlışlıkla Jade’in eline değdi.

Ve dünya değişti.

Bir anda.

Jade’in gözleri büyüdü.

Mutfak kayboldu.

Yerini başka bir görüntü aldı.

Karla kaplı bir gece…

Küçük bir kulübe…

Ağlayan bir kadın…

Ve yerde yatan hasta bir çocuk…

Jade nefesini tuttu.

Kadının gözlerinden dünyaya bakıyordu.

Acıyı hissediyordu.

Çaresizliği hissediyordu.

Çocuğun yavaş yavaş can verişini hissediyordu.

Kadın çocuğuna sarılmış ağlıyordu.

“Oğlum…”

“Oğlum…”

“Oğlum…”

Görüntü parçalandı.

Jade mutfağa geri döndü.

Ama gözlerinden yaşlar akıyordu.

Yaşlı hizmetkâr da donup kalmıştı.

Çünkü ilk kez bir şey olmuştu.

Kadın da aynı görüntüyü görmüştü.

Ellerini ağzına kapattı.

Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.

“Bunu…”

Kadının sesi titriyordu.

“Bunu nasıl gördün?”

Mutfak sessizleşmişti.

Kimse konuşmuyordu.

Herkes olanları anlamaya çalışıyordu.

Jade de şaşkındı.

Daha önce insanların geçmişini görmüştü.

Ama ilk kez karşı taraf da aynı anıyı görmüştü.

Bu yeni bir şeydi.

Yeni bir güç.

Yeni bir değişim.

Ve sarayın başka bir yerinde Liz bunu hissediyordu.

Bir anda başını kaldırdı.

Kalbi hızlandı.

Çünkü Jade’in gücü yine değişmişti.

Ve bu değişim hiç hoşuna gitmemişti.

Akşam olduğunda Victor saraya geri döndü.

Olanları duyar duymaz doğruca Jade’in odasına geldi.

Küçük kız pencerenin önünde oturuyordu.

Gün batımını izliyordu.

Victor yanına geldi.

“Söyledikleri doğru mu?”

Jade başını kaldırdı.

“Bilmiyorum.”

“Neyi bilmiyorsun?”

“Bu kez kadın da gördü.”

Victor sustu.

Bu beklediği bir şey değildi.

Jade yavaşça devam etti.

“Onun anısını gördüm.”

“Sonra o da gördü.”

“Kendi geçmişini tekrar yaşadı.”

Victor’un yüzü ciddileşti.

Bu çok büyük bir gelişmeydi.

Çünkü Jade artık yalnızca görmüyordu.

Göstermeye de başlıyordu.

Bu güç büyüyordu.

Ve kontrol edilmezse tehlikeli olabilirdi.

Ama aynı zamanda inanılmaz bir armağandı.

Victor kızının saçlarını okşadı.

“Sen özelsin küçük yıldız.”

Jade başını eğdi.

“Bazen özel olmak istemiyorum.”

Victor’un kalbi sıkıştı.

Çünkü kızının ne kadar yalnız olduğunu biliyordu.

Ne insanlara benziyordu.

Ne vampirlere.

İki dünyanın arasında kalmıştı.

Ama Victor onun bunu bilmesini istemiyordu.

Bu yüzden gülümsedi.

“Bir gün bunun nedenini anlayacaksın.”

Jade cevap vermedi.

Çünkü tam o sırada zihninde başka bir görüntü oluşmuştu.

Kısa bir görüntü.

Bir baston.

Kırmızı taşlarla süslenmiş eski bir baston.

Ve onu tutan yetişkin bir kadın.

Kadının yüzü görünmüyordu.

Ama Jade nedense onun kendisi olduğunu hissediyordu.

Görüntü bir saniye sonra kayboldu.

Küçük kız şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı.

Bu vizyonun ne anlama geldiğini bilmiyordu.

Ama kader, yıllar sonra eline geçecek olan Drogomir Hanedanı’nın kadim bastonuna doğru ilk işaretini göndermişti.

Ve aynı anda sarayın en yüksek kulesinde duran Liz gökyüzüne bakıyordu.

Güneş batıyordu.

Karanlık yeniden yükseliyordu.

Kadının yüzündeki ifade sertleşti.

Çünkü artık emindi.

Jade yalnızca kehanetteki çocuk değildi.

Tahmin ettiğinden çok daha güçlü bir şeye dönüşüyordu.

Ve eğer onu durduramazsa…

Yüzyıllardır kurduğu bütün planlar yok olabilirdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.