İçeriğe geç

JADE DROGOMIR

Bölüm 4 · 4 dk okuma

JADE DROGOMIR

Bölüm 4

MİSAFİR 4

BÖLÜM 4

GELEN MİSAFİR

Jade o gece uyuyamadı. Odasının yüksek tavanlarına bakarak saatlerce yatağında oturdu. Ay ışığı siyah kadife perdelerin arasından süzülüyor, duvarlardaki gümüş işlemeleri aydınlatıyordu. Ama Jade’in aklında yalnızca tek bir görüntü vardı. Babası… Mermer zemine düşen bedeni… Kana bulanmış taht salonu… Ve göremediği katil… Yedi yaşındaki bir çocuk için bunlar taşınamayacak kadar ağır görüntülerdi. Ama Jade sıradan bir çocuk değildi. Ne tam insandı ne de tam vampir. Bu yüzden gördüğü şeyleri unutamıyordu. Her ayrıntı zihnine kazınıyordu.

Yatağından kalktı. Sessizce pencereye yürüdü. Aşağıdaki bahçeyi izledi. Dolunay gökyüzünde bütün ihtişamıyla asılı duruyordu. Rüzgâr gülleri hafifçe sallıyordu. Her şey huzurlu görünüyordu ama Jade’in içinde büyüyen huzursuzluk dinmiyordu.

Tam o sırada kulağının dibinde bir fısıltı duydu.

Bir erkek sesi…

Çok uzaklardan geliyormuş gibiydi.

“…koru onu…”

Jade irkilerek arkasına döndü. Odada kimse yoktu. Ses kaybolmuştu. Son zamanlarda bu da olmaya başlamıştı. Bazen geçmişe ait sesler duyuyordu. Bazen hiç tanımadığı insanların konuşmaları zihninde yankılanıyordu. Victor bunları öğrendiğinde endişelenmişti. Alaric ise bunun güçlerinin yeni bir aşaması olduğunu söylemişti. Ama hiçbiri bunun nereye varacağını bilmiyordu.Ertesi sabah Drogomir Sarayı olağan günlerinden farklı bir hareketlilik içindeydi. Koridorlarda hizmetçiler koşuşturuyor, muhafızlar giriş kapılarında sıralanıyor, mutfakta olağanüstü bir hazırlık yapılıyordu. Jade bunu fark eden ilk kişilerden biri oldu.Kahvaltı salonuna girdiğinde onlarca hizmetçinin telaşla çalıştığını gördü. Victor masanın başında oturuyordu. Jade yanına yaklaşınca yüzündeki sert ifade yumuşadı.

“Günaydın küçük yıldız.”

Bu, çocukluğundan beri kullandığı hitaptı.

Jade hafifçe gülümsedi.

Fakat hemen ardından zihnine onlarca düşünce doldu.

Hizmetçilerin düşünceleri…

Muhafızların düşünceleri…

Hepsi aynı şeyi söylüyordu.

“Bugün geliyor…”

“Sonunda gelecekmiş…”

“Majesteleri bizzat karşılayacakmış…”

Jade kaşlarını çattı.

Victor bunu fark etti.

“Neyin var?”

“Birisi geliyor.”

Victor’un eli kısa süreliğine durdu.

Bu tepki Jade’in dikkatinden kaçmadı.

“Kim geliyor baba?”

Victor birkaç saniye sustu.

Sonra sakin bir sesle cevap verdi.

“Eski bir dost.”

Jade nedenini bilmeden rahatsız oldu. İçinde kötü bir his oluşmuştu.Öğleye doğru bütün saray ana giriş salonunda toplanmıştı. Yüksek kemerli kapılar açılmış, kırmızı halılar serilmişti. Jade üst kattaki balkonlardan birinden olanları izliyordu.Bir süre sonra dışarıdan at sesleri duyuldu.Ardından siyah bir fayton sarayın önünde durdu.Bütün gözler ona çevrildi

Kapı açıldı.

İlk çıkan kişi yaşlı bir hizmetkârdı.Sonra uzun siyah pelerinli bir kadın göründü.Kadının altın sarısı saçları omuzlarından aşağı dökülüyordu. Yüzü kusursuz görünüyordu. Gözlerinde ise açıklanamayan bir soğukluk vardı.

Kadın başını kaldırıp saraya baktı.

O an Jade’in kalbi sıkıştı.

Bir görüntü gördü.

Kan…

Karanlık bir koridor…

Kırılmış bir taç…

Sonra görüntü kayboldu.Jade korkuyla korkuluklara tutundu.Nefesi hızlanmıştı.Kadını daha önce görmemişti.Ama nedense onu tanıyormuş gibi hissediyordu.

Aşağıda Victor birkaç adım ileri çıktı.

Kadın hafifçe eğildi.

“Majesteleri.”

Victor gülümsedi.

“Uzun zaman oldu Liz.”

Jade’in gözleri büyüdü.İlk kez bu ismi duyuyordu.

Liz.

Kadın başını kaldırdı.Tam o anda bakışları Jade’i buldu.

Kalabalığın içinden…

Yüzlerce kişi arasından…

Doğrudan ona baktı.

Jade’in bütün bedeni gerildi.

Sanki kadın onu yıllardır tanıyormuş gibiydi.

Liz’in dudaklarının kenarında küçük bir tebessüm belirdi.

O an Jade’in zihnine başka bir görüntü düştü.

Bir mezar…

Kan kırmızısı güller…

Victor’un sesi…

Ve karanlığın içinde yükselen kahkahalar…

Jade irkilerek geri çekildi.Görüntü anında kayboldu.Kalbi deli gibi atıyordu.Bu kadın normal değildi.Bunu hissedebiliyordu.Ama nedenini bilmiyordu.Akşam yemeğinde Liz ilk kez kraliyet masasına oturdu. Victor onu eski bir müttefik olarak tanıttı. Alaric ise bütün yemek boyunca sessiz kaldı. Jade bunu fark etmişti. Yaşlı danışman normalde herkese karşı nazikti ama Liz’e baktığında yüzü sertleşiyordu. Sanki hoşlanmadığı bir şey görüyordu.Yemek sırasında Liz birkaç kez Jade’e gülümsedi. Nazik görünüyordu. Kibar davranıyordu. Fakat Jade’in içindeki huzursuzluk büyümeye devam etti.

Sonunda Liz konuştu.

“Prenses gerçekten annenize benziyor.”

Masadaki sessizlik ağırlaştı.Valeria’nın adının sarayda yüksek sesle anılması nadir yaşanan bir şeydi.

Victor’un gözlerinde kısa süreli bir hüzün belirdi.

“Öyle.”

Liz başını eğdi.

“Valeria iyi bir kadındı.”

Jade ilk kez konuştu.

“Onu tanıyor muydunuz?”

Liz’in yüzündeki gülümseme yalnızca bir anlığına dondu.

Ama Jade bunu gördü.

“Birkaç kez karşılaşmıştık.”

Jade cevap vermedi.Çünkü Liz’in düşüncelerini duymaya çalışıyordu.Fakat hiçbir şey duyamıyordu.

Hiçbir şey.

Bu daha önce hiç olmamıştı.Jade herkesin düşüncelerini duyabiliyordu.

Ama Liz’in zihni sessizdi.

Tamamen sessiz.

Bu durum küçük kızı daha da tedirgin etti.Çünkü ilk kez birinin zihnine erişemiyordu.Ve bunun nedenini bilmiyordu.O gece odasına döndüğünde uyku yine ondan uzak kaldı. Pencerenin önünde durup ayı izledi. Sonra istemsizce elini göğsüne götürdü. Kalbi sıkışıyordu. İçgüdüleri ona bir şey söylüyordu.Liz’in gelişi tesadüf değildi.Ve saraya adım attığı andan itibaren kaderin yönü değişmeye başlamıştı.Jade bunu henüz anlayamıyordu.Ama yıllar sonra dönüp baktığında her şeyin başladığı günün tam da bugün olduğunu hatırlayacaktı.Çünkü Liz yalnızca bir misafir olarak gelmemişti.

Yanında karanlığı da getirmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.