İçeriğe geç

JADE DROGOMIR

Bölüm 2 · 4 dk okuma

JADE DROGOMIR

Bölüm 2

KAN VE AYIN ÇOCUĞU 2

BÖLÜM 2

KAN VE AYIN ÇOCUĞU

Valeria Rosewood’un ölümünün üzerinden altı ay geçmişti.

Drogomir Sarayı artık eskisi gibi değildi. Koridorlar hâlâ aynıydı. Duvarlardaki siyah ve altın işlemeler hâlâ ihtişamla parlıyor, devasa avizeler tavanlardan sarkıyordu. Fakat sarayın ruhu değişmişti. Herkes bunu hissediyordu.

Kraliçenin ölümü yalnızca Victor’u değil, bütün sarayı etkilemişti. Özellikle de küçük Jade’i.

Victor her gece kızının odasına gidiyordu. Saatlerce beşiğinin yanında oturuyor, uyurken onu izliyordu. Bazen hiçbir şey söylemiyordu. Bazen de Valeria’dan bahsediyordu.

“Annen çok cesurdu,” diyordu.

“Kimsenin görmediği iyiliği görürdü.”

Jade ise büyük gözleriyle ona bakıyordu. Sanki söylenen her şeyi anlıyormuş gibi.Bu durum Victor’u hem mutlu ediyor hem de huzursuz ediyordu. Çünkü Jade diğer bebekler gibi değildi.Bir gece bunun ne kadar doğru olduğunu herkes öğrenecekti.Gökyüzünde kara bulutlar dolaşıyordu. Sarayın hizmetçileri akşam hazırlıklarını tamamlıyordu. Jade’in odasında üç hizmetçi vardı. Biri şömineyi yakıyor, diğeri oyuncakları topluyor, üçüncüsü ise Jade’i kucağında sallıyordu.

Kadının adı Eliza’ydı.Uzun yıllardır Drogomir Sarayı’nda çalışıyordu ve küçük prensesi çok seviyordu.“Bugün ne kadar da sakinsin,” dedi gülümseyerek.

Jade küçük elini uzattı.

Eliza’nın eline dokundu.Bir anda kadının bedeni kasıldı.Nefesi kesildi.Gözleri büyüdü.Bir savaş meydanı gördü.Gökyüzü ateşle kaplıydı.

Yanan evler…

Yükselen çığlıklar…

Ve alevlerin arasında koşan küçük bir çocuk…“Oğlum!” diye bağırdı Eliza.

Çocuk dönüp ona baktı.Sonra alevlerin içinde kayboldu.Eliza çığlık atarak geriye savruldu.Odadaki diğer hizmetçiler korkuyla ona döndü.

“Eliza!”

“Ne oldu sana?”

Kadın dizlerinin üzerine çökmüştü. Gözlerinden yaşlar akıyordu.

“Oğlumu gördüm…” diye fısıldadı.

“Yıllar önce ölen oğlumu gördüm.”

Odada ölüm sessizliği oluştu.Jade ise hiçbir şey olmamış gibi beşiğinde gülümsüyordu.Tam o anda dışarıdaki bulutlar dağıldı.Bütün oda gümüş renkli bir parıltıyla doldu.Hizmetçiler korkuyla birbirlerine baktılar.Çünkü bunun ilk kez yaşanmadığını biliyorlardı.Prenses her mutlu olduğunda gökyüzü değişiyordu.Her üzüldüğünde ise fırtınalar başlıyordu.Sanki doğa onun kalbine bağlıydı.O gece olanlar kısa sürede Victor’un kulağına ulaştı.Kral kimseyle konuşmadan çalışma odasına çekildi.Masanın üzerindeki eski kitapları açtı.Drogomir Hanedanı’nın yüzlerce yıllık kayıtlarını inceledi.Saatler sonra aradığı şeyi buldu.Sarı sayfaların arasında unutulmuş bir kehanet vardı.

“Kan ile ayın birleşiminden doğan çocuk, geçmişi görecek, geleceği hissedecek ve insanların kalplerindeki sırları okuyacaktır.”Victor’un gözleri satırların üzerinde gezindi.

Devamını okudukça yüzü sertleşti.

“Onun gücü büyüdükçe krallıkların kaderi değişecektir.”

Kral kitabı yavaşça kapattı.İlk kez korktuğunu hissediyordu.Çünkü kehanette anlatılan çocuk, kendi kızıydı.

Ve henüz altı aylıktı…

Kızının az önce gördüğü kadın gerçekten vardı.

Fakat Jade henüz gördüklerinin ne anlama geldiğini anlayabilecek yaşta değildi.

Aslında gördüğü şeylerin hiçbirini anlamıyordu.

Zihnine dolan görüntüler kontrolsüzce gelip gidiyordu.

Bazen bir hizmetçinin yıllar önce kaybettiği çocuğunu görüyordu.

Bazen bir muhafızın savaş alanında yaşadığı korkuyu hissediyordu.

Bazen de hiç tanımadığı insanların anıları gözlerinin önünden geçiyordu.

Victor bunu öğrendikçe endişelenmeye başladı.

Çünkü Jade büyüdükçe görüntüler de artıyordu.

Ve her geçen gün daha net hâle geliyorlardı.

O gece Jade nihayet uykuya daldığında Victor çalışma odasına çekildi.

Masanın üzerinde açık duran kehanet kitabına baktı.

Sayfalar sararmıştı.

Bazı satırlar zamanla silinmişti.

Ancak okuyabildiği kısım bile onu rahatsız etmeye yetiyordu.

“Kan ve ayın çocuğu…”

Victor bu satırı defalarca okumuştu.

Kızının doğduğu geceyi düşündü.

Valeria’nın ölümünü…

Gökyüzündeki fırtınayı…

Jade’in ilk gülümsemesiyle dağılan bulutları…

Bütün bunlar kehanetin bir parçası olabilir miydi?

Kapı çalındı.

İçeri Alaric girdi.

Yaşlı danışman Victor’un karşısındaki sandalyeye oturdu.

“Yine uyumadınız.”

Victor başını kaldırmadı.

“Sen olsan uyuyabilir miydin?”

Alaric cevap vermedi.

Bir süre sonra sessizliği Victor bozdu.

“Sence insanlar öğrenirse ne olur?”

Yaşlı adam derin bir nefes aldı.

“Gerçeği mi öğrenirler?”

“Evet.”

Alaric gözlerini pencereye çevirdi.

“İnsanlar korkar.”

“Peki vampirler?”

“Daha da fazla korkar.”

Victor dudaklarını sıktı.

Bu cevap zaten bildiği bir şeydi.

Çünkü tarih boyunca güçlü olan herkes ya tapılmış ya da öldürülmüştü.

Ortası yoktu.

Ve Jade ikisinden birine dönüşecekti.

Aylar geçti.

Jade büyümeye devam etti.

Bir yaşına geldiğinde yürümeye başlamıştı.

Fakat ilk adımlarını attığı gün sarayda kimsenin açıklayamadığı bir olay yaşandı.

Bahçedeki bütün güller aynı anda açtı.

Mevsimi değildi.

Toprak donmuştu.

Buna rağmen yüzlerce gül birkaç saniye içinde çiçek verdi.

Hizmetçiler bunu görünce diz çöktüler.

Bazıları bunun mucize olduğunu söyledi.

Bazıları ise korkudan dua etmeye başladı.

Victor ise pencereden bahçeyi izliyordu.

İçindeki huzursuzluk daha da büyümüştü.

Çünkü artık yalnızca hava değil…

Doğa da Jade’e cevap veriyordu.

O gece küçük kız sarayın bahçesinde yürürken yaşlı bahçıvanın eline dokundu.

Bir anda görüntüler gördü.

Yaşlı adamın gençliğini…

İlk aşkını…

Kaybettiği eşini…

Yıllarca sakladığı acılarını…

Jade korkuyla geri çekildi.

Gözlerinden yaşlar akmaya başladı.

Bahçıvan ise şaşkınlıkla ona bakıyordu.

“Prenses?”

Jade ilk kez net bir kelime söyledi.

“Üzgünsün…”

Yaşlı adamın yüzü bembeyaz oldu.

Çünkü bu sırrı hiç kimse bilmiyordu.

Küçük kızın bunu bilmesine imkân yoktu.

Ama Jade biliyordu.

İnsanlara dokunduğunda yalnızca anıları görmüyordu.

Onların kalplerinde sakladıkları duyguları da hissediyordu.

İşte o gün Victor korktuğu gerçekle yüzleşti.

Jade’in gücü büyüyordu.

Ve onu durdurmanın ya da gizlemenin bir yolu olmayabilirdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.