
BÖLÜM 1
DOĞUM VE ÖLÜM
Yağmur, Drogomir Sarayı’nın siyah taş duvarlarına öfkeyle vuruyordu.
Gökyüzü günlerdir hiç olmadığı kadar karanlıktı. Bulutlar ayı ve yıldızları yutmuş, geceyi sonsuz bir karanlığa çevirmişti. Sarayın yüksek kuleleri fırtınanın ortasında hayaletler gibi yükseliyordu.Koridorlarda koşuşturan hizmetçilerin ayak sesleri yankılanıyordu.Doğum odasının önünde bekleyen Vampir Kral Victor Drogomir ise hareketsizdi.Siyah saçlarından yağmur damlaları süzülüyordu. Dakikalardır aynı noktaya bakıyordu.Kapının ardında sevdiği kadın vardı.
“Kraliçe Valeria Rosewood.
Bir insan…
Bir zamanlar düşmanı olması gereken bir insan.Ama Victor onu ilk gördüğü gün kaderinin değiştiğini anlamıştı.İnsanlarla vampirler arasında yüzyıllardır süren düşmanlığa rağmen birbirlerine âşık olmuşlardı.Şimdi ise Victor hayatındaki en büyük korkuyla yüzleşiyordu.Kapının ardından yükselen acı dolu çığlık koridoru doldurdu.Victor’un elleri yumruk hâline geldi.Bir savaşta bile böyle hissetmemişti.Bir düşman ordusunun ortasında bile kalbi böyle sıkışmamıştı.İçerideki çığlıklar devam etti.Dakikalar saatler gibi geçiyordu.
Sonra…
Her şey sustu.Bir anlığına yalnızca yağmurun sesi duyuldu.Ve ardından bir bebeğin ağlayışı yükseldi.
İlk ağlayış.
İlk nefes.
İlk hayat belirtisi.
Fakat aynı anda sarayın dışındaki gökyüzü değişmeye başladı.Bulutlar daha da karardı.Şimşekler art arda çakmaya başladı.Rüzgâr kuleleri sarsacak kadar güçlendi.Muhafızlar korkuyla pencerelere yöneldi.Gökyüzü sanki öfkelenmişti.Bebek ağladıkça fırtına büyüyordu.Bebek ağladıkça yağmur şiddetleniyordu.Victor bunu hissetti.İçinde açıklayamadığı bir ürperti dolaştı.
Kapı açıldı….
Ebe kadın dışarı çıktı.Yüzü bembeyazdı.Titriyordu. “Majesteleri…” dedi güçlükle.Victor hiçbir şey söylemeden içeri girdi.Oda sessizdi.Mumların alevleri titriyordu.Yatakta Valeria yatıyordu.Yüzü solgundu.Nefesi düzensizdi.Kollarında ise küçük bir bebek vardı.Victor yaklaşınca Valeria güçlükle gülümsedi.
“Bak…” dedi fısıltıyla.
“Kızımız.”
Victor dizlerinin üzerine çöktü.
Bebeğe baktı. Küçük yüzü kusursuzdu.
Siyah saçları vardı.
Ama gözleri… O gözler sıradan değildi.
Altınla kızıl arasında değişen bir ışık taşıyorlardı.Valeria bebeği Victor’a uzattı.Victor kızını kollarına aldığı anda bebek ağlamayı bıraktı.Bir saniye sonra minik dudakları hafifçe kıvrıldı.
Gülümsedi.
Ve dünya yeniden değişti.
Fırtına durdu.
Rüzgâr sustu.
Yağmur kesildi.
Bulutlar yavaşça dağıldı.
Ay ışığı pencereyi aydınlattı.
Odadaki herkes şaşkınlık içinde dışarı baktı.Az önce öfkeyle köpüren gökyüzü şimdi sakinleşmişti.Sanki doğa küçük kızın duygularını yansıtıyordu.Valeria bunu gördü.Gözlerinde hem hayranlık hem korku vardı.
“Victor…” dedi.
“Kızımız özel.”
Victor cevap veremedi.
Çünkü bunu o da anlamıştı.Fakat Valeria’nın yüzündeki ifadeyi görünce içini kötü bir his kapladı.
Kraliçenin nefesi giderek zayıflıyordu.
“Hayır…” dedi Victor.
“Konuşma. İyileşeceksin.”
Valeria hafifçe başını salladı.İkisi de bunun doğru olmadığını biliyordu.Kraliçe son kez kızına baktı.Parmaklarını bebeğin yanağına dokundurdu.
“Jade…” diye fısıldadı.“Bu onun adı olsun.”
Victor’un gözleri doldu.
Valeria yavaşça gözlerini kapattı.Ve bir daha açmadı.O gece Drogomir Sarayı bir kraliçeyi kaybetti.Ama aynı gece dünyaya, kaderi iki krallığın geleceğini değiştirecek bir çocuk geldi.
Jade Drogomir.